| Ama teslim olmasını istememizin nedeni bu değil. nedeni korkuyor olmamız. | Open Subtitles | و لكن ليس لهذا يعرض أن يسلم نفسه نفعلها لأننا خائفون |
| Gelirler azalıyor, bazı gider planları ortaya çıkıyor ancak çoğunun sebebi bu değil. | TED | تنخفض الفواتير وتزيد بعض برامج الانفاق لكن معظمها ليس لهذا السبب |
| Hayır, aramamın nedeni bu değil. Tüm... | Open Subtitles | لا ، ليس لهذا السبب قمت بالإتصال بك حقاً |
| - Bunun iş ile hiç bir ilgisi yok. - Her şey iş. Bunu anlayamıyorsunuz. | Open Subtitles | ليس لهذا دخل بالعمل كله عمل أنت فقط لا تستطيع فهم هذا |
| Bu model için yok, ama benimle gelirseniz sizin için halledebiliriz . | Open Subtitles | ليس لهذا الموديل , و لكنا بإمكاني تقديم عرض افضل لك اذا اتيت معي |
| Beğendim ama bu sahne için değil. Çarşafları bundan yapın. | Open Subtitles | أحبه، لكن ليس لهذا المشهد اصنع لي ملاءات سرير منه |
| Ama burada olma sebebim bu değil. | Open Subtitles | أعرف أنك تعرفين أني معجب بك و لكن ليس لهذا أنا هنا |
| Geliş sebebim bu değil, bak. Geri dönüp benim için çalışmanı istiyorum. | Open Subtitles | انه أمر وحشي ، ولكن ليس لهذا السبب أنا هنا أريدك أن تعودي للعمل لدي |
| Ama olay şu ki istememenin gerçek sebebi bu değil. | Open Subtitles | لكن ليس لهذا السبب لاتريد استئصال الأعضاء |
| Endişeliyim tabii de geliş sebebim bu değil. | Open Subtitles | أعني, أنا قلقة ولكن ليس لهذا السبب أتيت إليك |
| Ama onlardan bu yüzden korkmamalıyız. Güçlerinin temeli bu değil. | Open Subtitles | -و لكن ليس لهذا السبب يجب ان نخاف منهم ,ان هذا ليس مصدر قوتهم |
| Sizinle görüşmek istememin sebebi bu değil Bay Gondo. | Open Subtitles | ليس لهذا السبب أرسلت على طلبك سيد كوندو |
| Ama oraya her hafta gelmemin asıI sebebi bu değil. | Open Subtitles | لكن ليس لهذا السبب أذهب كل اسبوع |
| Bak, yalnızca bu değil, tamam mı? | Open Subtitles | اسمعي، ليس لهذا السبب فحسب، اتفقنا؟ |
| - Birlikte gidebilirdik. - Sebebi bu değil. | Open Subtitles | قد نستطيع الذهاب معاً - .. ليس لهذا السبب - |
| Yani, seni paylaşmak istemiyorum elbette ama Callie'nin bebeğinin vaftiz annesi olmanı istemememin nedeni bu değil. | Open Subtitles | أعني, لا أريد لأحد أن يشاركني إياكِ فعلاً ولكن ليس لهذا السبب لا أريدكِ أن تكوني عرابةطفل"كالي" |
| - Bunun seninle bir alakası yok. - Müsaade edemeyeceğimi biliyorsun. | Open Subtitles | ـ ليس لهذا الأمر علاقة بكِ ـ تعلم أنه لا يُمكنني السماح لك بفعل ذلك |
| - Bunun için gelmedin. - Ya niye? | Open Subtitles | ليس لهذا السبب جئت - أخبريني لماذا اتيت إذن - |
| - Benim için yok. | Open Subtitles | ليس لي، ليس لهذا الغرض جئت لهذا الشيء |
| - Bu bölüm için yok. | Open Subtitles | كـّلا , كـلا , ليس لهذا الطـابق! |
| Endişelenme, o parmak için değil. | Open Subtitles | لا تقلقي، إنه ليس لهذا الإصبع وإنما لهذا |
| Şov için veya izleyen insanlar için değil , kendimiz için. | Open Subtitles | ليس لهذا المعرض، ل الناس يشاهدون، ولكن بالنسبة لنا. |