Özgür kuş pek ideal değil. | Open Subtitles | الانطلاق بحرية كالطيور ليس مثالياً تماماً |
Ama zamanlamaları ideal değil çünkü şimdi genç sakallı akbabanın sırası. | Open Subtitles | لكن توقيتهم ليس مثالياً لأن الدور الآن على النسر الملتحي الصغير! |
Çünkü içgüdülerimiz inanmak istediğimiz kadar kusursuz değil. | TED | وهذا بسبب أنّ حدسنا ليس مثالياً لتلك الدرجة التي نوّد تصديقها. |
İdeal bir dünyada herkes aşk için evlenecek ama dünya kusursuz değil. | Open Subtitles | فى العالم المثالى كل شخص , يمكنه أن يتزوج ممن يحب . لكن العالم ليس مثالياً |
Mükemmel değil, ama bu sefer gayet iyi çalıştı. | Open Subtitles | إنه ليس مثالياً ولكنه يعمل بشكل أفضل هذه المرة |
Bununla birlikte, kadınların bakış açısına göre Yoon Pil Joo o kadar Mükemmel değil. | Open Subtitles | لكن من وجهة نظر المرأة يون بيل جو ليس مثالياً من جميع الجوانب |
Charles'la yaşadığım şey mükemmel olmayabilir ama seninle aramızdaki şey ne? | Open Subtitles | اتعرف, ان ما احصل عليه مع تشارلز ...ربما ليس مثالياً لكن ماذا احصل عليه معك؟ ... |
Ülkemizin mükemmel olmadığını biliyoruz. | Open Subtitles | نعلم أن بلدنا ليس مثالياً لكن ما نؤمن به |
Ve bir grup Profesyonel fen bilgisi editörünün bu gerçekten çok basit olan açıklamanın üzerinden geçmesinden sonra hemen her kullandığım kelimede hata bulacaklardır ve yeteri kadar ciddi olmayan herşeyi değiştireceklerdir ve yüzde 100 mükemmel olmayan herşeyi değiştireceklerdir. | TED | وبعد أن راجع فريق من المحررين المختصين في العلوم هذا التفسير البسيط جداً، سيجدون خطأ في كل كلمة استخدمتها، و سيقومون بتغيير أي شئ غير جاد بما فيه الكفاية، و سيغيرون كل شئ ليس مثالياً بنسبة 100 بالمائة. |
İdeal değil ama korkarım başka bir seçeneğim yok. | Open Subtitles | حسناً، هذا ليس مثالياً لكنني متأسف فليس لدي خيار |
Pek ideal değil ama eğer şimdi gidersek şansımızı kaybederiz. | Open Subtitles | هذا ليس مثالياً ولكن إذا تدخلنا الآن فسنخسر فرصتنا |
Pek ideal değil ama eğer şimdi gidersek şansımızı kaybederiz. | Open Subtitles | هذا ليس مثالياً ولكن إذا تدخلنا الآن فسنخسر فرصتنا |
Koyunuz ideal değil fakat rüzgarsız gecelerde oraya güvenli bir şekilde mal çıkarabiliriz. | Open Subtitles | خليجك ليس مثالياً و لكن يمكننا الهبوط به بأمان في الليالي الهادئة |
Ve babanı örnek al. kusursuz değil. | Open Subtitles | و انظر، والدك ليس مثالياً |
kusursuz değil ama olası. | Open Subtitles | إنه ليس مثالياً , لكنه ممكن |
kusursuz değil! | Open Subtitles | ذلك ليس مثالياً, صح؟ |
Ve anlıyorum zamanlama Mükemmel değil, ama durum böyle. | Open Subtitles | وأنا أفهم أن التوقيت ليس مثالياً لكن هذا ما حدث |
Sorun şu ki OCR Mükemmel değil. | TED | والمشكلة هنا أن ال أو- سى- آر ليس مثالياً. |
Henüz Mükemmel değil ama gerçekten çalışıyor. | TED | إنه ليس مثالياً بعد، ولكنه يجدي نفعاً. |
Dale mükemmel olmayabilir. Yani, Dan Marino'nun imzasını taklit etmesi hiç hoş değil ama bence beni önemsiyor. | Open Subtitles | (دال) ليس مثالياً ، أعني أنه ليس رائعاً أنه يزور توقيع (دان مارينو) كي يعيش |