Eminim Daphne ile senin Sevgililer Günü için müthiş bir plânınız vardır. | Open Subtitles | أيّ أفكار؟ لذا رَاهنتُك ودافن لَهُ خططُ يوم الحبِّ الكبيرةِ. أوه، نعم. |
Muhtemelen herkesten çok anlatacak şeyi vardır. | Open Subtitles | هي من المحتمل عِنْدَها قصصُ أكثرُ مِنْ أي شخص آخر لَهُ. |
Her silikonunun hataya karşı veya durum kontrolü için bir seri numarası vardır. | Open Subtitles | كُلّ زرع صدرِ لَهُ رقم تسلسل في حالة إستدعاء أَو عيب. |
Olaylar nasıl bu raddeye vardıysa da, Onun için en iyi yer burası. | Open Subtitles | كَانَ أَنْ يُساعدَ على المَزَح. مهما كان أصبحنَا هنا، هذا أفضل مكانِ لَهُ. |
Onun için yaptığım seçimlerde çok dikkatli olmalıyım. | Open Subtitles | أنا يَجِبُ أَنْ أكُونَ واضحَ جداً على الإختياراتِ أَجْعلُ لَهُ. |
Gazeteciden getirdiğiniz örnek de... cinayet silahı da aynı alaşıma sahip. | Open Subtitles | كلا النموذج ذلك أصبحتَ مِنْ المراسلِ وسلاح القتلَ لَهُ نفس التركيبِ، |
- Hiç hayalet gördünüz mü? | Open Subtitles | لَهُ أنت أَو عائلتُكَ رَأى شبح أو خيال أَو شبح؟ |
Ülkenin bu kısmına gelen herkesin kaçtıkları bir şey vardır. | Open Subtitles | كُلّ شخص يَنتهي في هذا الجزءِ من البلادِ لَهُ شيءُ هم يَهْربونَ مِنْ. |
Bu kutunun üç boyutu vardır: | Open Subtitles | ذلك الصندوقِ لَهُ ثلاثة أبعادِ: |
Her inanışın kendine göre dünyanın sonu için bir açıklaması vardır. | Open Subtitles | كُلّ دين قديم لَهُ أسطورتُه الخاصةُ حول نهايةِ العالمِ. الأسطورة! |
Abraham Lincoln beni var ama eminim hafta sonu için planı vardır. | Open Subtitles | لَهُ a يُخرجُ مثل آبي لينكولن، لَكنِّي رَاهنتُ عِنْدَها الخططُ لعطلة نهاية الإسبوعِ. |
Köpek pistinde bir anons sistemi vardır umarım. | Open Subtitles | نعم، دعنا نَتمنّى بأنّ مسارِ الكلبِ لَهُ a نظام بي أي. |
Aşkın kendi dili vardır Kendi ifadesi | Open Subtitles | الحبّ لَهُ لغتُه الخاصةُ تعبيره الخاص |
Biliyorsun Greg, elimizden gelenin en iyisini yapacağız Onun için. | Open Subtitles | نحن سَنَعْملُ كلّ ما يمكن عمله لَهُ جريج انت تَعْرفُ ذلك |
Ama 10 yıldır Onun yanında çalışıyor ve onunla yatıyordu. | Open Subtitles | لَكنَّها عَملتْ لَهُ لعشْرة سَنَواتِ وهي كَانتْ تَنَامُ مَعه. |
Bıyık Onun bu konudaki fikrini etkilemiş olabilir tabii. | Open Subtitles | بالطبع، الشارب لَرُبَّما لَهُ غَطّى على قرارِها على ذلك. |
Size Onun ile ilgili tek şey söyleyeceğim güzel bir kızı var... | Open Subtitles | سَأَقُولُ شيئاً واحدً لَهُ لديه ابنةٌ جميلة: |
Ama eğer ailemden birinin, bana ihtiyacı varsa ve onunla ilgilenmemi istiyorsa Onun yanında olurum ve bunu seve seve yaparım. | Open Subtitles | لكن إذا شخص ما في عائلتِي تَحتاجُني ويُريدُني للإعتِناء به، أَنا هناك لَهُ. |
Onun yerine sen bu işe bir son vermeseydin, o durmayacaktı. | Open Subtitles | هو لا يَنهيه، لذا أنت حازم لإنْهائه لَهُ. |
İkizkenar üçgen, iki eşit kenara sahip olan üçgendir. | Open Subtitles | متساوي الساقين هو مثلث لَهُ جانبان مساويانُ |
Hayatın bize neler getireceğine dair hiçbirimizin bir fikri yok... Çünkü şimdi sahip olduğumuz tek şey birbirimiziz. | Open Subtitles | الآن، لا أحد منّا لَهُ أيّ فكرة الي أين ستأخدنا الحياه والآن، نحن لبعضنا البعض |
Daha önce böyle bir şey gördünüz mü ? | Open Subtitles | لَهُ حلّلتَ أبداً أيّ شئ مثل هذا قبل ذلك؟ |