| İşte bu yüzden Hintli değil İngiliz olmasını istiyorum. | Open Subtitles | هذا ماجعلني أنشأها لتكون بريطانية أكثرمن هندية |
| Okul akıllarındaki son şey ki ben de bu yüzden onları öğrenmeye yöneltecek birkaç fikir hakkında müdire Queller ile konuşuyorum. | Open Subtitles | الدراسة آخر شيء في بالهم وهذا ماجعلني أتكلم للمديرة بخصوص بعض الأفكار التي املكها |
| Bu yüzden dün gece çalışmaya karar verdim. | Open Subtitles | وهذا ماجعلني اقرر الليلة الماضية ان اجد لنفسي عمل |
| Biliyorum. Bu yüzden Tanrı'nın benden yana olduğundan emindim... | Open Subtitles | أعلم ذلك.هذا ماجعلني يقينة أن الله وفقني فيها.. |
| Hayır Connie, Şu yahudi çocuğu dövmem beni popüler yaptı. | Open Subtitles | لا كوني .. ضرب ذلك الطفل اليهودي هو ماجعلني مشهوراً |
| Galiba bu yüzden daha önce tanıştığımızı düşündüm. | Open Subtitles | أظن بأن هذا ماجعلني أعتقد أننا إلتقينا من قبل. |
| Bu yüzden şu CEO olayını ciddiye alıyorum ya. | Open Subtitles | وانا واثقه ان ذلك ماجعلني انظر بعين الاعتبار لفكرة المدير التنفيذي |
| Bak bu karının çok acıklı bir hayatı var bu yüzden de bu işi yapmaya acıyorum. | Open Subtitles | أنصت، تلك العارهة مصابة بإكتئاب بالحياة وهذا ماجعلني أشعر بالإحباط للقيام بذلك. |
| Evet, aslında bu yüzden gelip seninle konuşmak istedim. | Open Subtitles | نعم, في الحقيقة, هذا... هذا ماجعلني اتي للتحدث معك. |
| Arkadaş edinmek gibi, futbol takımına katıldım bu yüzden. | Open Subtitles | إنشاء الصداقة... . ذلك ماجعلني أنظم لفريق كرة القدم |
| Bu yüzden buradayım. | Open Subtitles | هذا ماجعلني هنا |
| Bu beni onun saldırganını bildiğine, ve ona sürpriz olduğuna inandırdı. | Open Subtitles | ماجعلني اتأكد انه كان يعرف المعتدي كما أنه اُخذ على حين غرة |