| Eğer kaderlerimiz birbirine dolanmışsa, bunun iyi karma, iyi talih olduğuna inanırız. | TED | ومصيرنا متشابكة وبعد ذلك نعتقد أن هذه كرامة جيدة، أنها ثروة جيدة. |
| Gerçekten, bugün iki bitiş çizgisinin birbirine karışmasıyla ortaya çıkan karışıklıktan dolayı kaybedenler ve kazananlar arasında bir fark yok. | Open Subtitles | بصدق، اليوم، كان هناك لا الخاسرين والفائزين لا منذ كان كل من خطوط النهاية متشابكة في هذه الفوضى غير مقدس. |
| Tamamıyla karışık ve çözümsüz bir problem. | Open Subtitles | مشكلة تبدأ متشابكة بالكامل ولا يمكن ان تحل |
| karışık aklından neler geçtiğini tahmin edemiyorum. | Open Subtitles | أنا لا يمكن التنبؤ بما هو في عقلك متشابكة. |
| - Sağ çapraz, elleri yukarı kaldırır. | Open Subtitles | قبضة متشابكة باليد اليسرى مع رفع اليدين إلى أعلى. |
| Artık, dolanıklık kaderleri birbirine dolanmış iki kuantum parçacık çifti arasındaki inanılmaz yakın ilişkiydi. | Open Subtitles | الآن، التشابك هو هذه، العلاقة الخاصة والوثيقة بشكل لا يصدق بين زوج من الجسيمات الكمية التي مصائرها متشابكة. |
| 50 iç içe geçmiş problemi içeren 13 sayfalık bir kriz belgesi var. | TED | فهنالك وثيقة أزمات تضم ١٣ صفحة و تحمل ٥٠ مشكلة متشابكة بينها. |
| Parkta el ele tutuşarak yürüyüş yaparız. | Open Subtitles | بامكاننا الذهاب في نزهة الى الحديقة و أيدينا متشابكة |
| Bir şekilde, beynin mucizevi bir sinaptik işlevi vasıtasıyla şarkı söylerken kekelemek imkansız. | TED | بشكل ما، من خلال وظيفة خارقة متشابكة في العقل البشري، من المستحيل أن تتأتأ وأنت تغني. |
| Bağlıdan da öte, takı kutusunun dibindeki kolyeler gibi birbirine girmiş. | Open Subtitles | إنها أكثر من مرتبطة إنها متشابكة مثل عقد في خزانة مجوهراتك |
| Moleküller birbirine dünya çeliğine göre kat kat daha yoğun bağlanmış. | Open Subtitles | الجزيئات متشابكة بكثافة أكبر بكثير من فولاذ الأرض |
| Ama bu anlaşma her ülkenin birbirine karşı duyduğu güvensizliğin bir ürünü. | Open Subtitles | متشابكة الأنا القومية في كل بلد حتى في تلك المعاهدة. |
| birbirine dolaşmış bir koca kase spagetti gibi bu. | Open Subtitles | انها مثل وعاء كبير من معكرونة متشابكة في بعضهاا .. |
| Burası şiddetle karışık garip bir sosyal deney gibi. | Open Subtitles | هذا المكان كتجربة اجتماعية متشابكة في العـنف |
| Bay Phelps,bu karışık vakada, yanlış bir ümide kapılmayın, ben bir sihirbaz değilim. | Open Subtitles | سيد (بيرسي) لاتغمس نفسك في الآمالِ الخاطئة إنّ القضية جداً متشابكة ولستُ ساحر |
| Henüz emin değilim, ama parmaklar çapraz. | Open Subtitles | لست متأكدة من هذا، لكن أصابعي متشابكة أملًا |
| Şey, parmaklarımı çapraz tutacağım, Komiser. | Open Subtitles | حسناً سأبقى أصابعي متشابكة " تعبير يقصد به عدم فقدان الأمل " |
| Kanıt makbuzuna göre, bu bir yeşim taşı gövdeli, kenarları 10 cm tepesinde birbirine dolanmış bir ejderha. | Open Subtitles | تقرير الدليل يقول انه مربع ب 4 إنشات لكل جانب و أعلاها تنانين متشابكة |
| Saçlarına dolanmış bir madde buldum. | Open Subtitles | لديّ مادة متشابكة في شعرها |
| Şimdi burada küçük bir özgürlük kazandık çünkü evrensel eğitim ve aile planlaması kaynaklarının etkisi öyle ayrılmaz biçimde iç içe geçmişti ki onu tam ortadan kestik. | TED | الآن، لقد أتخذنا القليل من الحرية هنا، وذلك لأن تأثير موارد التعليم العالمي وتنظيم الأسرة متشابكة بشكل يصعب فصله حتى أننا قد اخترنا أن نشقهما إلى نصفين. |