Çünkü o an sadece benim bedenim ve müzik var gibi. | TED | لأنه في تلك اللحظة, إنه فعلا مثل انه جسمي والموسيقى |
Yani geçen hafta bana nasıl evlenme teklif ettiğini ve evet dediğimi ve o günden beri kafamın karışık olduğu gibi detaylar mı? | Open Subtitles | مثل انه تقدم الى الاسبوع الماضى ، وانا وافقت .. .. وان رأسى فى غيبوبة منذ ذلك الحين ؟ |
Bir şey görüyormuş gibi uzağa ve sola bakıyor. | Open Subtitles | شاهدْ كيف يَنْظرُ إلى اليسارِ مثل انه يَرى شيءاً. |
Belki bizim bilmediğimiz bir şey biliyordur, çok zamanının olmadığı gibi. | Open Subtitles | ربما تعرف شيئا لا نعرفه مثل انه لم يتبقى لها الكثير من الوقت |
Yarın havanın nasıl olacağını biliyormuş gibi. | Open Subtitles | اتعرف, مثل انه يتنبأ بالمستقبل, طقس الغد, انت تعلم ؟ |
Sanki aynı tipte erkekleri bulmak için programlanmışım, sanki daha ders çıkarmam gereken bişey kalmış gibi. | Open Subtitles | انه مثل انه تم برمجتى ان اجد نفس الشخصية كأنه هناك درس ما يجب ان اتعلمه من ذلك |
Sanki Afrika'da hiç aç bebek kalmayacak gibi... | Open Subtitles | مثل . مثل .. انه لن يكون هناك أطفال جوعى في افريقيا |
Tamam, önce onun araması, seni tedirgin etmesi sanki bombayı aramanı istiyormuş gibi. | Open Subtitles | حسنا ، حقيقة أن ودعا عليك أولا ، كنت وضعت على أهبة الاستعداد ، انها تقريبا مثل انه يريد لك للبحث عن قنبلة. |
Harley, bir sonraki bölümünde karmaşıklıklarla dolu bu gizemli romanı bana bıraktı gibi. | Open Subtitles | لي ترك هارلي أن مثل انه غامضة رواية القادم والفصل ممزق منها |
Bir şeyi imâ eder gibi söylemedim. | Open Subtitles | أنا لم أقله مثل أيّ شئ، أقول مثل انه ليست فكرة سيئة |
Şey gibi, güzel görünüyorsun ve sen, tıpkı şey, işe yarar ve şey. | Open Subtitles | انه جميل .. وانت مثل انه جميل وهو يعجبني .. انه |
Bir anlığına gerçek gibi gelir onunla konuşuyormuşsun gibi. | Open Subtitles | شعرت للحظه انه حقيقى مثل انه يمكنك التحث اليه |
Duygusuzmus gibi davranmayi seviyordu ama yine de yari insandi. | Open Subtitles | أعني، كان يحب أن يتصرف مثل انه ليس لديه العواطف، ولكن كان لا يزال نصف البشرية. |
Sanı, düşünce, yani : "Şansım varsa bu gece kızı yatağa atarım" gibi. | Open Subtitles | فكره , إعتقاد مثل انه يمكن ان يؤدى إلى الجنس |
Bu sey gibi-- Lolipop yalamak gibi. | Open Subtitles | انه مثل.. انه مثل مص صباع مصاصه |
Şey, bu bisiklete binmek gibi. | Open Subtitles | حسناً, انه مثل انه مثل ركوب الدراجة |
Şeyden, müzenin oradan... gibi, ama, şey, aslında, pek öyle değil. | Open Subtitles | ...انه مثل ...انه مثل عن طريق المتحف نوعاً ما, لكن, حسنا بالواقع , ليس حقيقه |
Buffalo'ya Edward O'L eary'yi öldürmek için geri döndüğü böylece onun ve geri kalan İrlandalıların Çinli babalarla beraber olmalarını ve ailenizi ortadan kaldırmanızı engelleyeceği gibi mi? | Open Subtitles | مثل انه جاء الى buefllo لقتل اورى فرانك هذا متكسح كبير |
Buffalo'ya Edward O'L eary'yi öldürmek için geri döndüğü böylece onun ve geri kalan İrlandalıların Çinli babalarla beraber olmalarını ve ailenizi ortadan kaldırmanızı engelleyeceği gibi mi? | Open Subtitles | مثل انه جاء الى buefllo لقتل اورى فرانك هذا متكسح كبير |
Sanki... Et geliyomuş gibi. | Open Subtitles | مثل انه هناك بعض اللحوم القادمة |