| Düşündüğümüz gibi biri olmayabilir ama o bir sahtekar değil. | Open Subtitles | قد لا يكون كل شيء نعرفه عنه، لكنه ليس محتالاً. |
| sahtekar olabilir doktor veya aradığımız Rosetta taşı olabilir. | Open Subtitles | قد يكون محتالاً وقد يكون حجر الرشيد الذي نبحث عنه |
| Bir dolandırıcı olmadığıma sevineceğini zannetmiştim. | Open Subtitles | أعتقدت بأنك ستكونين مسرورة لمعرفة أننى لست محتالاً |
| Randall, sahtekâr olarak gördüğü biriyle evlenmesi üzerine, onunla tartışmıştı. | Open Subtitles | راندال" تشاجر معها بعد أن" تزوجت رجلاً اعتبره محتالاً |
| Eğer bir üçkağıtçı olarak kalsaydın, sence benim yaşıma kadar yaşayabilir miydin? | Open Subtitles | ..إذا بقيت محتالاً هل تعتقد بأنّك ستعيش حتى تصل لعمري ؟ |
| Aile fotoğraflarını araştırıp, Bay Orwell'in sahtekar olduğunu kanıtlamaya çalıştığını anladığımda da.. | Open Subtitles | و حينها أدركت بأنه كان يبحث عن صورة للعائلة لكي يثبت أن السيد أوريل محتالاً و حينعا علمت |
| Kötü haber, Nijerya prensi sahtekar olabilir. | Open Subtitles | أخبار سيئة.. الأمير النيجيري ربما يكون محتالاً |
| Bir diğer sahtekar ruhçunun foyasını ortaya çıkarmak için buradayım, ve düşündüm ki bir çikolatalı puding için uğrayacağımı şimdiden bildireyim. | Open Subtitles | أنا هنا لأفضحُ محتالاً مناجية للأرواح، وخطرت ببالي أن آتي إليك وأتناول الحلوى |
| Emin değilim o ölü bir varis ya da ölü bir sahtekar. | Open Subtitles | حسنٌ، لست متأكد . إن كان الميّت هو الوريث، أو أنّه محتالاً فحسب |
| ve sen onun bir sahtekar olduğunu bilmene rağmen kardeşin olarak teşhis ettin. | Open Subtitles | ، و أنتي تعرفتي عليه بأنّه أخيكِ . على الرغم من أنّكِ تعرفين أنّه محتالاً |
| Ben dolandırıcı değilim. Herkese sorun. Bana kefil olacaklardır. | Open Subtitles | انا لست محتالاً قم بسؤال اى احد عنى , وسوف يقمون بضمانتى |
| Bir sihirbaz olmak, dolandırıcı olmaktan bir sonra en iyi şeydir. | Open Subtitles | كما تعلمين, كونك ساحر انه الشيء الافضل بعد كونك محتالاً |
| Her zaman bir babadan daha iyi bir dolandırıcı olmuşumdur. | Open Subtitles | أنـا لطالمـا كنـت محتالاً أكثر مـن أب لها |
| Bugün gördüğümüz adam da Pewterschmidt Endüstri'nin hisse bedelini yüksek tutmak ve insanların gerçeği bilmesini önlemek için yerine getirilen bir sahtekâr. | Open Subtitles | كان محتالاً أتي به لتبقى سعر أسهم صناعات "بيترشميدت" مرتفعة ولإبقاء الناس لعدم معرفة الحقيقية |
| Kimse onun bir sahtekâr olduğunu anlayamazdı. | Open Subtitles | . لا أحد سيعلم انه كان محتالاً |
| Yani diyorsun ki 1890'larda, üçkağıtçı herifin teki farkında olmadan üçlü sarmalı icat etti. | Open Subtitles | هل تعني أن مقدم عروض محتالاً من تسعينيات القرن التاسع عشر ابتكر الشيفرة الوراثية الثلاثية بغير قصد؟ |
| Eğer sahtekarın tekiyse, beraber daha kolay yüzleşiriz. | Open Subtitles | إن كان محتالاً كما قلتِ سيكون من الأفضل أن نواجهه معاً |
| Hayır, Rachel, bu sahtekarlık yaptığım zamanki durumla aynı değil. | Open Subtitles | لا، (رايتشيل)، ليس نفس الأمر عندما كُنت محتالاً. |
| Daha dikkatsiz davranırlar. Ama ben düzenbaz değilim. | Open Subtitles | , الناس يلعبون بشكل حذر . لكن لست محتالاً |
| Bence sen kibar bir adamsın. Dolanrıcı olsan bile. | Open Subtitles | أخالك رجل محترم حتى لو كنت محتالاً. |
| Emin misiniz? Yumurta hırsızına mı benziyorum ben? | Open Subtitles | هل أبدو محتالاً في نظرك؟ |
| Bilerek bir sahtekarı işe aldığını öğrenince izin verirler. | Open Subtitles | سيفعل ذلك بمجرد أن يعلم أنكم وظفتم محتالاً عمداً |
| Adam sahtekârsa, kansere yakalanmamış demektir. | Open Subtitles | إذا كان هذا محتالاً إذا هذا الشخص الذي نتبعه لم يصب بالسرطان قط |
| Jod, o adam bir sahtekardı, tamam mı? | Open Subtitles | (جود)، هذا الرجل كان محتالاً وهذا كل شيء، حسناً ؟ |
| Asıl sen kendine ne dersen de. Gidip bir üçkağıtçıyı işe alıp Louis'in eline kozu veren sensin. | Open Subtitles | أنتَ الذي وظفت محتالاً ومنحَ ذلك (لويس)وسيلة ضغط. |
| Galerinin sahibi olan adam... tam bir dolandırıcıydı. | Open Subtitles | ذلك كان معرضاً يجب أن تكون محتالاً شريفاً |