| Yoon, yaşlılığa bağlı miyop olmuş. Yaşlanmak gerçekten üzücü. | Open Subtitles | يون مصاب بضعف نظر شيخوخي، التقدم فى العمر محزن حقاً. |
| Tanrım bu gerçekten üzücü. | Open Subtitles | رباه, هنالك أمر محزن حقاً بشأن |
| Bu gerçekten üzücü. | Open Subtitles | إنه أمر محزن حقاً |
| Doğrusu çok üzücü. Adam şehre gelir. New York hayalini gerçekleştirmek için büyük çıkışın hayalini kurar. | Open Subtitles | إنّه لأمر محزن حقاً ، أن يأتي الرجل إلى المدينة يبحث عن فرصته الكبيرة |
| çok üzücü. Çok zavallısın. Hey! | Open Subtitles | إنه محزن حقاً أريد أن أتحدث إليك أريد استعادة مالي |
| çok üzücü. Her şeyin yardımı olur. | Open Subtitles | الأمر محزن حقاً سأفعل أي شيئ للمساعده |
| Bu gerçekten üzücü. | Open Subtitles | ذلك محزن حقاً |
| Bu çok üzücü. Gerçekten, utanç verici birşey. | Open Subtitles | هذا محزن, حقاً هذا عار |
| Tony ve eski ortağının birbirlerinden bu kadar ayrı kalmaları çok üzücü. | Open Subtitles | هذا محزن حقاً كيف أن (طوني) و شريكه السابق إبتعدوا كثيرا عن بعضهم. |
| Evet, çok üzücü. | Open Subtitles | -{\pos(190,210)}أجل، أمر محزن حقاً |
| Bu çok üzücü. | Open Subtitles | ذلك محزن حقاً |
| Gerçekten çok üzücü. | Open Subtitles | شئ محزن حقاً |
| - çok üzücü bir durum. | Open Subtitles | -إنه محزن حقاً |