| Biz tek bir karışık ırkız, Meksika'dan Magellan Boğazı'na kadar. | Open Subtitles | نحن جنس مختلط واحد ، من المكسيك إلى مضيق ماجلان |
| karışık bozukluklardan 3 dolar iki katı kadar da bütün para. | Open Subtitles | حوالي 3 دولارات في صرف مختلط ودولارين في صرف منفرد |
| O melez embriyonun bir vaftiz babası var mı? | Open Subtitles | أحظي ذلك الجنين مختلط الأجناس بعرّاب أم ليس بعد؟ |
| Beyaz adam, benim gibiler için "Kırma" diyor yani "melez" yani "Sütlü kahve". | Open Subtitles | الرجال البيض يدعوني دمّ ممزوج مختلط دهني |
| Birden bire dağılmışlar. Elimizde karma bir ekip var. Anlaşılan, adamlardan biri aksanlı konuşuyormuş. | Open Subtitles | لدينا فريق مختلط , يبدو ان واحد منهم لديه لهجة غريبة |
| - Başka bir şeyle karışmış. - Muhtemelen omurilik sıvısıyla. | Open Subtitles | مختلط مع شيء آخر، ربّما مع السائل النخاعي |
| Şimdi işler karıştı, renk budur. Hangisi daha iyi, bu mu bu mu? | Open Subtitles | هذا مختلط بثلاثة اي واحد هو الافضل, هذا أو هذا؟ |
| Yağlı ve sulu boyalar mükemmel bir şekilde yıllandırılmış tam da doğru miktarda kireçtaşı ile karıştırılmış. | Open Subtitles | عمر الزيت ودرجات جرارة الدهان مثالي، مختلط تماماً مع القدر المناسب من الطباشير |
| Dolayısıyla karışık duygularla... | Open Subtitles | ،لذلك كان لديه شعور مختلط بشأنه فمن ناحية يقر بأنه صارم |
| Kanla karışık tükürük olması, ağzında yara vardı demektir. | Open Subtitles | حسناً,دم مختلط مع لعاب يبدو كأنها إصابة بالفم |
| Belki ilk başta karışık sinyaller göndermiş olabilirim... ama bu sefer kesinlikle öyle bir şey yapmıyordum. | Open Subtitles | ربما اكون اعطيته انطباع مختلط فى المرة الاولى ولكنى لم افعل فى هذه المرة |
| İkincisi, ben karışık ırklıyım ve bütün hayatım boyunca bir Çinli'mi yoksa bir siyah mıyıyım, bunun mücadelesini verdim. | Open Subtitles | سوداء ثانياً، أنا صاحبة جنس مختلط و لقد كافحت طوال حياتي لأعرف إن كنت صينية أم سوداء |
| Sonra bu insanlar beyazlarla evleniyor ve karışık ırktan çocuklar dünyaya getiriyorlar. | Open Subtitles | ثمّ ذلك الشخصِ يَتزوّجُ شخص أبيض وهم يَلِدونَ طفل مختلط العرق. |
| Evvelden de yakışıklı olduğunu düşünürdüm ama bunun sebebi senin melez olduğunu sanmamdı çünkü bu beni hep tahrik eder. | Open Subtitles | لأنني كنت أظنك ذا عرق مختلط, وذلك لم يخيب أملي من قبل |
| Kaslı olan sporcu muydu yoksa melez olan mı? | Open Subtitles | هل كان الرياضي ذو العضلات المشدودة؟ أو الشاب مختلط الأعراق ذو البشرة المثالية؟ |
| 40'lı yaşların sonunda melez bir erkek. | Open Subtitles | ذكر, في أواخر الأربعينيات, من عرق مختلط |
| Hadi ama, lig karma olduğu için bayan oyuncu bulamazsak hükmen mağlup olacağız. | Open Subtitles | هيّا، تعالِ الدوري مختلط نحن بحاجة للمزيد من السيدات وإلا سيتمّ تغريمنا |
| - Niye? Çünkü dolu silahlarla karma okul bir evde yaşama tam olarak hayattaki amacım değildi. | Open Subtitles | ربما العيش في منزل أخوية مختلط بأسلحة محشوة لم يكن بالضبط هدف حياتي. |
| Başkana ait limuzin geçtikten sonra herkes, karma geçit töreniyle arkasından gidecek. | Open Subtitles | بعد مرور سيارة الرئاسة سنقوم باستعراض مختلط |
| Karbon izleriyle, potasyum nitrat ve sülfürle karışmış. | Open Subtitles | هذا , مختلط مع بقايا من الكاربون نترات البوتاسيوم و الكبريت |
| Ben, Onu kışlık kabanların arasına karışmış bir şekilde buldum. | Open Subtitles | وجدته مختلط مع الجواكيت الصيفية |
| Hepsi birbirine karıştı. ne yapacağımı bilemiyorum. | Open Subtitles | إن الأمر مختلط عليّ ولا أعرف ماذا أفعل |
| Potasyum permanganat ile karıştırılmış alüminyum tozu. | Open Subtitles | مسحوق الألمنيوم مختلط مع مسحوق المنجنيز |