| O zaman, büyük bir alanda gömülü bir şehri nasıl bulabilirsin? | TED | لذا، كيف يمكنك أن تجد مدينة مدفونة في مساحة طبيعية شاسعة؟ |
| Kütle spektrometresi katilin sümüğünde gömülü ender bulunan bir spor buldu. | Open Subtitles | الرائد ماس سباك لقد وجد سلالة نادرة مدفونة في مخاط القاتل |
| Türk'ün silinen telefon verilerinin gömülü olduğu VidTree'de şüpheli bir resim buldum. | Open Subtitles | لقد وجدت معجما لصوره مثير للريبة مدفونة في بيانات هاتف تيرك المحذوفة |
| Hepsinde bu Kristalden bir parça gömülüdür. | Open Subtitles | يوجد به قطعة من تلك الكريستالة مدفونة في داخله |
| Hepsinde bu Kristalden bir parça gömülüdür. | Open Subtitles | يوجد به قطعة من تلك الكريستالة مدفونة في داخله |
| Sevgiyle ilgili olsaydı bahçelere gömülmüş cesetler çıkmazdı. | Open Subtitles | إن كان هذا بسبب الحب، لم نكن لنجد جثث مدفونة في الفناء الخلفي لمنازل هذا الشارع |
| Kafan kitaplara gömülü tüm hayatını daha iyi adamların başarılarını okuyarak geçirdin. | Open Subtitles | أنفك مدفونة في الكُتب تقضي حياتك في القراءة عن إنجازات رجالاً أفضل |
| Yazıt C aslında bu kitabın içinde gömülü. | TED | المخطوطات في الواقع هي مدفونة في هذا الكتاب. |
| Memur bey size söylüyorum, orada bir ceset gömülü. | Open Subtitles | أؤكد لك أيها الشرطي ثمة جثة مدفونة في ذلك المنزل |
| 7. bir silah varmış, Amerika'da bir yerlerde hâlâ gömülü olan nükleer bir silah. | Open Subtitles | كشفوا عن قنبلة سابعة لازالت مدفونة في مكانٍ ما بالولايات المتحدة |
| Bundan anlaşılıyor ki Karenin arka bahçesinde bir ceset gömülü. | Open Subtitles | " يعني أن هناك جثة مدفونة في ساحة " كارين |
| Kemikleri diğerleri ile birlikte kumlarda gömülü. | Open Subtitles | عظامه مدفونة في الرملِ مَع كُلّ الآخرون. |
| Bir yerlerde gömülü bir ömür dolusu hatıran var. | Open Subtitles | لديك ذكريات حياة كاملة مدفونة في مكان ما |
| Bunlar kışı donmuş gölün dibindeki çamurda gömülü geçirdiler. | Open Subtitles | وهذه وقد تأخرت في سباتها مدفونة في الوحل في قاع هذه البركة المتجمّدة |
| Orada milyonlarca pound'luk altın ve... mücevherin gömülü olduğuna inandıracağız. | Open Subtitles | سنجعله يعتقد أن هناك الملايين من الباوندات على صورة ذهب و مجوهرات مدفونة في ذلك المكان |
| Çocuklar, korulukta gömülü bir kadın cesedi bulmuşlar. | Open Subtitles | وجد بعض الأطفال جثّة امرأة مدفونة في الغابة |
| Şimdi ormanda gömülü çok sayıda küçük iskelet var. | Open Subtitles | و هناك الكثير من الهياكل العظمية الصغيرة مدفونة في الغابة. |
| Sırlar kalpte gömülüdür. | Open Subtitles | "أسرار مدفونة في القلب." |
| Bodrum katında tuzağa düşürülmüş ya da arka bahçeye gömülmüş olabilir. | Open Subtitles | يمكن ان تكون محبوسة في القبو أو مدفونة في الحديقة |