| Sadece 5 dakikada bir diyor. Açıkçası duymaktan hasta oldum. | Open Subtitles | في كُلّ خمس دقائقِ بصراحة أنا مرضت مِنْ سماع ذلك |
| Beş yaşındayken annem hastalandı. Sekiz yaşımda ölene kadar hep hasta kaldı. | Open Subtitles | مرضت أمي حين بلغت الخامسة من عمري وبلغت الثامنة حين ماتت |
| Sonra annem hastalandı ve olabildiğinde çabuk para kazanmam lazımdı. | Open Subtitles | وبعدها مرضت والدتي ولهذا اضطررت لكسب المال بأسرع وقت ممكن |
| Geri dönüp bağlarımı koparmalıyım. En azından anneannem hastalandı falan demeliyim. | Open Subtitles | على الأقل أقول ان جدتي مرضت أو شيء من هذا القبيل. |
| Soylulara karşı gelme konusunda çok katıydın ve ben hastalandım. | Open Subtitles | كنتِ مصره على الوقوف فى وجه النبلاء ، وانا مرضت |
| Kız kardeşin Masume hastalandığında tedavisi için çok para harcamış. | Open Subtitles | عندما مرضت أختك صرف الكثير من المال عليها |
| Bütün bunlardan bıktım! Bu yüzden hasta bile oldum! | Open Subtitles | لقد اكتفيت من هذا, إنني حتى قد مرضت بسببه |
| Sizde, hiçbir şey olmayacağı algısı yaratırlardı. Çünkü o hâlde, hasta hasta yola çıkarmazlardı. | Open Subtitles | أنهم يوهمونك بأن شيئاً بعينه لن يحدث لك لأنهم لم يقوموا بترحيلك عندما مرضت |
| Başaramadım. Babam öldü, annem hasta oldu. Geri geldim. | Open Subtitles | لم تسر الأمور بشكل جيد، والدي مات وأمي مرضت اضطررت للعودة |
| Hatırla, geçen yıl hasta olmuştun, 3 gün kıçını klozetten kaldramamıştın? | Open Subtitles | تتذكر العام الماضى عندما مرضت ولم تستطع التبول ثلاث أيام |
| Aslında trenden inmeyeceklerdi ama annem hastalandı. | Open Subtitles | لم يكن من المفترض ان ينزلوا من القطار ولكن امي مرضت |
| Aniden hastalandı. Grip zannetmiştim. Bayıldı. | Open Subtitles | مرضت بسرعة يا دكتور خلتها الإنفلونزا أغمي عليها وحرارتها مرتفعة جداً |
| Sevgili annen, Rebecca seyahatimiz esnasında Gravesend'de hastalandı. | Open Subtitles | أمك العزيزة ، ريبيكا مرضت في عبورنا إلى الخارج في غريفز |
| hastalandım ve şu an izindeyim ve iznimi New York'ta geçireceğim. | Open Subtitles | لقد مرضت .. وأنا فى إجازة .. وسأمضيها فى نيويورك |
| Boynundaki kolyeyi büyükannen hastalandığında sana vermiştim. | Open Subtitles | وأعطيتك تلك القلادة حول عنقك عندما مرضت جدتك |
| Teyzesi de aniden hastalanınca hiçbir şeyleri kalmadı. | Open Subtitles | وعندما مرضت عمته فجأة كانوا مُعدَمين تماماً |
| Annem hastalanırsam diye hiç eksik etmezdi bunu. | Open Subtitles | ما أبقى دائما في متناول اليد، في حال مرضت. |
| - Doğru diyor. - Ya hastalanırsan? Yabancı bir ülkede? | Open Subtitles | ـ هذا صحيح ـ ماذا لو مرضت في دولة أجنبية؟ |
| Kraliçe, bebeğini doğuracakken hastalanmış hem de çok ama çok. | Open Subtitles | والملكة كانت على وشك إنجاب طفل ولكنها مرضت مريضة للغاية |
| Eğer bölge hastalanırsa, tüm gezegen önünde sonunda acı çeker. | TED | إذا مرضت المنطقة، الكوكب بأسره سيعاني في النهاية. |
| Bir kaç hafta önce çok hastalanmıştı ama gene de işinin başındaydı. | Open Subtitles | مرضت بشدّة قبل بضعة أسابيع لكن كانت هنا، في العمل |
| O adamın, bizim ne kadar sıkıntıyı atlattığımız konusunda hiçbir fikri yok. Belki de annemin bir hastalık yüzünden öldüğünü bile bilmiyordur. | Open Subtitles | كيف عانينا وذقنا الأمرين وكيف مرضت والدتي وماتت، أنا واثقةٌ بأنه لا يعرف بشأن هذا. |
| hastalandığı gün kötü bir şeyler olacağını hissettim çünkü baykuş tüm gece öttü; | Open Subtitles | في اليوم الذي مرضت به شعر بأن شراً يقترب |
| Yardım etmeye geldik, ama nasıl hastalandığını bilmemiz gerekiyor. Konuşabilir misin? | Open Subtitles | نريد مساعدتك لكن يجب أن نعرف كيف مرضت, أيمكن إخباري جيمبو ؟ |
| En kötü yanı ise, her hastalandığımda, bir düzine insanın beni yargılamasını dinlemek zorunda kalışım. | Open Subtitles | أسوأ ما في الأمر هو أنّني كلّما مرضت توجّب عليّ الاستماعُ إلى عشراتٍ ممن يحكمونَ عليّ |