| - 8 mm ustalık ister. Yeni teknolojinin daima bir riski vardır. | Open Subtitles | كاميرا الثمانية مليمتر مخادعة، دومًا ما تكون هنالك مخاطرة في التقنية الجديدة |
| Ne kadar kuru olduğuna bir örnek: Burada Vancouver'da her yıl 1.000 mm yağmur yağdığını düşünün. | TED | لأعطيكم فكرة إلى أي درجة هي جافة، هنا في فانكوفر تمطر أكثر من 1000 مليمتر سنوياً. |
| 35 milimetrelik, f 2.8 odak düzlem kapaklı olsa yeter. | Open Subtitles | تكون 35 مليمتر , 2.8 إف ذات عدسة مستوية ستكون كافية |
| Ancak o kadar kesin sonuçlar alıyoruz ki yalnızca yatay düzlemde 1 milimetrelik ve düşey düzlemde en fazla 5 milimetrelik bir hata payı gösteriyor. | Open Subtitles | وهي دقيقة جداً بحيث تستطيع قياس مليمتر واحد من المحور الأفقي و5 مليمتر من العمودي. |
| 35 mm'lik f2.8 dikey düzlem lens örtücülü bir tane işimi görür. | Open Subtitles | تكون 35 مليمتر , 2.8 إف ذات عدسة مستوية ستكون كافية |
| Oldukça önemli, çünkü bir veya iki milimetre küpten daha büyük her bir tümör normal bedene kıyasla beş kat daha fazla kana sahip. | TED | هذا أمرٌ مهم جدًا لأن كل ورم بحجم أكبر من حجم مليمتر مكعب أو اثنين لديه كمية دم أكبر بخمس مرات من اللحم الطبيعي. |
| Fakat kopya 16 mm versiyona çevrilmişti ve kötü bir durumdaydı. | Open Subtitles | كانت نسخة تالفة من الفيلم بشكل خطير و تم طبعها على شريط فيلم ذو 16 مليمتر |
| Biz 75 mm.lik mermi atarken, Almanlar 88'lik kullanmış. | Open Subtitles | نرسل مدرعات قطرها 75 مليمتر يرد علينا العدو بمدرعات قطرها 88 مليمتر |
| Biz 75 mm.lik mermi atarken, Almanlar 88'lik kullanmış. | Open Subtitles | نرسل مدرعات قطرها 75 مليمتر يرد علينا العدو بمدرعات قطرها 88 مليمتر |
| Televizyonda sadece 16 mm teçhizatı var da. | Open Subtitles | إن لديهم فقط أجهزة التشغيل الـ16 مليمتر في هذه المحطة |
| Belli ki bu fotoğrafları 300 mm.lik mercekle çekmişler. Fena değil. | Open Subtitles | يبدو أنهم استخدموا ثلاثمائة مليمتر في هذه الصورة. |
| Eğer bu 60 milimetrelik yakınlaşmaların fayla uyumlu bir şekilde tek bir dar çizgi halinde uzanması gerekiyorsa bu, sıklıkla gelişecek olan büyük şiddetli depremlerin habercisidir. | Open Subtitles | إن تركزت كل الـ60 مليمتر نتيجة التقارب على تشقق واحد، على خط ضيق واحد، فستكون الزلازل هائلة، وستحدث كثيراً. |
| Kemiği yeniden birleştirdim ve 37 milimetrelik bir aralıkta yeniden yapılanma buldum. | Open Subtitles | لقد أعدتُ ترتيب العظام و وجدتُ إعادة تشكيل حول فجوة بمقدار 37 مليمتر |
| Evet, kurbanın göğüs boşluğundan dokuz milimetrelik bir kurşun çıkardım ve onu balistiğe yolladım. | Open Subtitles | اجل ، كنتُ قادراً على إستعادة رصاصة 9 مليمتر من تجويف صدر الضحية وارسلتهُ إلى خبراء القذائف |
| Kafatasının arkasında yarım milimetrelik bir delinme izi var. | Open Subtitles | هُناك جرح دقيق طوله نصف مليمتر فى مؤخِره جُمجته |
| Burada sadece sizin ya da evdeki arkadaşlarımın görebileceği milimetrelik doğruluğu olan üç boyutlu bir yapı inşa edebilirim. | TED | بإمكاني أن أشيد لكم هنا مبنى ثلاثي الأبعاد بدقة تصل إلى مليمتر ، ولا يمكن لأحد سواكم أن يراه ، أو أصدقائي في المنزل . |
| 19. yüzyılın sonlarında Fransız 75 milimetre topçusunu ele alın. | TED | على سبيل المثال، سلاح المدفعية الفرنسي للقرن التاسع عشر بطول 75 مليمتر. |
| - MM-HMM, kesinlikle. | Open Subtitles | - مليمتر hmm، بالتأكيد. |
| Akrebin her milimetresi şimdi morötesi sensörüne dönüştü. | Open Subtitles | و قد أصبح كل مليمتر في جسم العقرب جهاز استقبال للأشعة فوق البنفسجية |
| Ve bu, yapay kumtaşını her birinin kalınlığı beş milimetre ile 10 mm arasında olan katman üzerine katman şeklinde ekleyip yapıyı yavaşça büyüterek oluşturulmuştur. | TED | و تم صنعه عن طريق ترسيب حجر رملي صناعي طبقة فوق طبقة طبقات يصل سمكها الى 5-10 مليمتر وتنمية هذه البُنية ببطئ |