| Geleneksel sitcom'lar her gün aynı durumda güldürür... tıpkı kendi boru tesisatınızı onarmak ya da iki kişiye birden dans için randevu vermek gibi. | Open Subtitles | المسلسلات الهزلية التي تضحك منها من مواقف الحياة اليومية مثل محاولة إصلاح شيء بسباكتك أو دعوة موعدين إلى نفس الرَّقص |
| Bir şey itiraf etmem gerekiyor. Yarına iki randevu ayarladım sana. | Open Subtitles | لدي اعتراف لاقوله له لقد حجزت لك موعدين غدا. |
| - Adamı aradım iki kez randevu aldım, adam hiç gelmedi. | Open Subtitles | -هل إتصلتِ بأي أحد؟ -لقد إتصلت برجل وأعطاني موعدين ولم يأتي قط. |
| Flirtual'da tanıştık, bir kaç randevuya çıktık, ve arkadaşımın kulübünün bodrumunda boğazı sıkılmış bir şekilde can verdi. | Open Subtitles | "تعرفنا عن طريق "فليرتشوال خرجنا في موعدين و انتهى به المطاف مخنوقاً في قبو ملهى صديقتي |
| -Ama bu çok anlamsız. Onu çok az tanıyorum, daha iki kez çıktık. | Open Subtitles | أمر غير منطقي لم نخرج سوى في موعدين |
| Aynı barda iki ayrı görücü usulü buluşma. | Open Subtitles | كانا موعدين مدبرين منفصلين في الحانة ذاتها |
| Zaten iki randevum var ve arabam yok. | Open Subtitles | لا، مستحيل ما زال عندي موعدين وأنا ما عندي سيارة غدا |
| Yarın için aynı anda iki randevu ayarlamışsın, kendi toplantılarımı kendim düzenledim. | Open Subtitles | أعطيتني موعدين غداً |
| Aynı gecede iki randevu. | Open Subtitles | موعدين في ليلة واحدة. |
| Haftada iki randevu. | Open Subtitles | موعدين في الأسبوع ؟ |
| Sence iki randevu çılgınca mı? | Open Subtitles | تظن بأن موعدين هو شيء جنوني ؟ |
| Ben de 12. yüzyıl Pers filozofu El-Gazzali ve onun iki randevu arasında kalmış insan örneğiyle alakası olup olmadığını merak ediyordum. | Open Subtitles | أتساءل إن كان هذا له علاقة بالفيلسوف الفارسي بالقرن الثاني عشر (الغزالي) وقصته حول شخص عالق بين موعدين |
| Bir seferde iki randevuya çıkıyorsun. | Open Subtitles | نعم أنت في موعدين بنفس الوقت |
| Kanlı Toprak'taki gibi sonunda sarhoş oldukları iki randevuya çıkıp sonra da evlenmek için belediyeye koşan çılgınlar gibi olmak istemediğimi biliyorum. | Open Subtitles | حسناً، أعرف أني لا أريد أن أكون مثل أولئك المجانين مثلاً الذين يذهبون في موعدين ثملين في حي "بادلاند"، ثم يتجهون مركضين إلى البلدية، |
| Adamla sadece iki randevuya çıktın. | Open Subtitles | انت ذهبتِ في موعدين مع الرجل |
| Biz sadece iki kez çıktık. | Open Subtitles | لقد خرجنا في حوالي موعدين |
| Bir süre, 2 buluşma mı demek? | Open Subtitles | مدة قصيرة تقصد بها ـ موعدين ـ على العشاء مثلا ؟ |
| Ve buluşma ile de onunla 2 defa yattım demek istiyorsunuz? | Open Subtitles | موعدين ، نقصد بذلك أنك أقمت علاقة معها مرتين نعم |
| Biliyorsun, hiç çift randevum olmamıştı. | Open Subtitles | لم يسبق لي ان حصلت على موعدين من قبل |
| Bu hikaye iki farklı buluşma randevum hakkında. | Open Subtitles | "هذه قصة موعدين .. |