| Berbat koşullar dedim çünkü havanın güzel olduğu yerlerde bitkiler büyüyor. Erozyon olmuyor, siz de dinazor görmüyorsunuz. | TED | الظروف تكون مُريعة لأنهُ أينما وُجد جو جميل، تنمو النباتات. ولا تجد أيّ تأكُل، ولا ترى أيّ ديناصورات. |
| Berbat bir durum. Müteahhitler akbaba gibi dolaşıyor. | Open Subtitles | إنها مُريعة و حسب فالمطورون الذين يديرونها كالحيوانات. |
| Bu gösteriyor ki, işler sarpa sardığında ve hayat Berbat göründüğünde... | Open Subtitles | هذا يُظهر فقط عندما تتطاير الشظايا هذا يُظهر فقط عندما تتطاير الشظايا و الحياة تبدو مُريعة في الواقع... |
| Borsa çöktükten sonra Korkunç şeyler oldu. | Open Subtitles | أشياء مُريعة قد حدثت منذ انهيار البورصة. |
| Dünyamıza Korkunç yaratıklar göndermek için o yarığı kullanıyor. | Open Subtitles | يستخدم ذلك الشق لإرسال مخلوقات مُريعة إلى عالمنا. |
| Bencilim, takıntılıyım ve Korkunç bir eşim. Ama beni yine de seviyorsun. | Open Subtitles | أنا أنانية و مهووسة ،و انا زوجة مُريعة ، لكنكِ تحبني على أيّ حال. |
| Bir defasında Penelope'yi plaja götürmüştük. Çok kötü bir fikirdi. | Open Subtitles | أخذنا (بينولبي) للشاطئ ذات مرّة، وكانت في حد ذاتها فكرة مُريعة. |
| Tanıştığımızda Berbat bir oyuncuydun, hâlâ da öylesin. | Open Subtitles | لقد كنتِ مملةً مُريعة عندما تقابلنا لأول مرة، ولا زلتِ كذلك. --أمّاه |
| Benim Berbat biri olduğumu düşünüyorsundur. | Open Subtitles | لاشكّ أنّك تعتقد أنّني مُريعة. |
| O zaman bu Berbat bir yöntem. | Open Subtitles | اذاً , هذة فكرة مُريعة |
| Güzel. Ya öldürürsün, ya ölürsün Ray. Çok Berbat bir durumdur dostum, hiç canını sıkma! | Open Subtitles | جيد، الأمر كانَ ما بين قاتل أو مقتول،(راي) إنها حالة مُريعة لتكون بها,يارجل. |
| İlişkiler Berbat. | Open Subtitles | العلاقات مُريعة. |
| Gerçekten kahrolası Berbat. | Open Subtitles | إنها مُريعة بكل معنى الكلمة. |
| Etkilemek demişken, Lily haklı. Bu mont Berbat. | Open Subtitles | بالحديث عن الإحباط, لقد كانت (ليلي) محقّة, إن سترتك مُريعة. |
| Çocukluğuma dair ne kadar Korkunç hikaye varsa o kitapta. | Open Subtitles | إنّ به تقريبًا كلّ قصّة مُريعة من أيام طفولتي. |
| Şeytanın onları Korkunç günahlar işlemeleri için baştan çıkartması dışında aynılar. | Open Subtitles | عدا أن الشيطان يوسوس لهم جميعاً ليرتكبوا ذنوباً مُريعة |
| Kendi delice, Korkunç tarzımla. | Open Subtitles | بعقليّتي الخاصة، إنّها طريقة مُريعة. |
| Kabul et! Bir kez olsun kabul et ulan! Korkunç bir anne olduğunu kabul et! | Open Subtitles | اعترفي لمرة واحدة، بأنّكِ أمٌ مُريعة .. |
| Çok Korkunç şeyler gördüm. | Open Subtitles | {\fnAdobe Arabic} لقد رأيتُ أشياءً مُريعة. |
| Penelope'yi bir kez sahile götürmüştük. Ki çok kötü bir fikirdi bu. | Open Subtitles | أخذنا (بينولبي) للشاطئ ذات مرّة، وكانت في حد ذاتها فكرة مُريعة. |