| Fakat çok ama çok miktarda su gerekir Bunu yapmak için. | TED | ولكنكم في حاجة إلى أحجام كبيرة جدا من المياه ولكي نفعل هذا. |
| Bunu yapmak zorunda değiliz Viktor. Seni bir sandığın içinde çıkarabilirim. | Open Subtitles | ليس لزاماً علينا أن نفعل هذا يافيكتور يمكننى أن أشحنك للخارج في صندوق |
| Deliverance halkı için, anneler, babalar, kızlar, oğullar, onlar için bunu yapıyoruz. | Open Subtitles | للناس في مدينة ديلفيرينس امهات ، اباء ، بنات ، ابناء و من اجلهم نفعل هذا |
| Tanrım, Bunu yaptığımıza inanamıyorum. | Open Subtitles | يا إلاهى, لا يمكننى أن أصدق أننا نفعل هذا |
| Bunu yapmamız için zorlarsanız, bir hasat mevsimi daha olmayacak. | Open Subtitles | اذا جعلتنا نفعل هذا , لن يكون هناك موسم للمحاصيل |
| Yani, Bu işi beş kişiyle yapmamızı nasıl isteyebilirler bizden? | Open Subtitles | أعني, كيف بإمكانهم أن يسألوننا أن نفعل هذا بخمسة أشخاص؟ |
| Bunu dalgıç elbiseleriyle yapacağız ki vücudunuzun doğal kaldırma kuvvetini alalım. | Open Subtitles | حسنا، نفعل هذا بواسطة الترس الدوار ذلك يعطي افضلية للطفو المحايدِ. |
| Bunu yapmak zorunda değiliz Viktor. Seni bir sandığın içinde çıkarabilirim. | Open Subtitles | ليس لزاماً علينا أن نفعل هذا يافيكتور يمكننى أن أشحنك للخارج في صندوق |
| Onu tutuklayana kadar Bunu yapmak zorundayız, bunu biliyorsun. | Open Subtitles | يجب أن نفعل هذا حتى يتم حجزه لدينا, أنت تعرف ذلك |
| Bunu yapmak zorunda değiliz. yani hadi ama çocuklar. | Open Subtitles | ليس من الضروري أن نفعل هذا أعني، يا رجال، بربكم |
| Hükümet 6 milyon doları sökülmeyecek, bunu sen de biliyorsun, o halde neden bunu yapıyoruz? | Open Subtitles | الحكومة لن تدفع ستة ملايين دولار وانت تعرفين ذلك لم نفعل هذا إذا؟ |
| Biz de birini kurtarmak için bunu yapıyoruz. İster inan ister inanma. | Open Subtitles | نحن نفعل هذا لإنقاذ حياة ايضاً، صدق أو لاتصدق |
| Sonra sen geldin ve şimdi bunu yapıyoruz ve nefret ettiğim küçük bir parçam bir prenses olmak istiyor. | Open Subtitles | ،و بعدها جئت أنت ،و ها نحنُ نفعل هذا و جزءٌ صغير منّي أكرههُ يريدُ أن يكون أميـرة |
| Bunu yaptığımıza inanmıyorum. Delirmiş olmalıyız. | Open Subtitles | لا أصدق بأننا نفعل هذا لا بد أننا مجانين |
| Oh, Bunu yaptığımıza inanamıyorum, ama şunu söylemem gerekir ki, beni iyi hissettirdi. | Open Subtitles | لا اصدق اننا نفعل هذا لكن كما تقول يبدو امرا صائبا |
| Dave, çok geç olmadan Bunu yapmamız lazım. Bütün kasabayı maskara ediyor. | Open Subtitles | ديف ، يجب أن نفعل هذا قبل فوات الأوان إنه يسخر من البلدة بأكلها |
| Sana güvenebileceğimize emin olmak için Bunu yapmamız gerekti. | Open Subtitles | كان لا بد أن نفعل هذا لنتأكد بأننا يمكننا أن نثق بك |
| Yani, Bu işi beş kişiyle yapmamızı nasıl isteyebilirler bizden? | Open Subtitles | أعني, كيف بإمكانهم أن يسألوننا أن نفعل هذا بخمسة أشخاص؟ |
| Zaman Piçleri bizi kukla gibi oynatırken nasıl yapacağız o işi? | Open Subtitles | ولكن كيف نفعل هذا لو أن أوغاد الزمان يتحكمون فينا ؟ |
| Haklı -- bu şeyin kanının neler yapabildiğini görmek için buradayız, bu yüzden bunu yapalım. | Open Subtitles | أنها علي حق لويل نحن هنا لنكتشف ماذا يستطيع دم هذا الشيئ ان يفعل لذا هيا نفعل هذا |
| Bunu yaptığımız için gerçekten mutluyum ama görünüşe göre o çılgın partilerde yapılan danslar hayatı tehdit ediyormuş. | Open Subtitles | اقصد, انا سعيدة حقاً اننا نفعل هذا لكن يبدو ان كل ذلك الرقص الليلي مُهدد للحياة |
| Neden olduğunu veya neden bunu yaptığımızı. | Open Subtitles | أو لما نفتح القناة، أو لما نفعل هذا |
| bunu yapmayacağız, ve yarın sabah daha fazla konuşuruz, tamam mı? | Open Subtitles | نحن لن نفعل هذا ، و سنتحدث بالأمر أكثر في الصباح ، حسناً ؟ |
| Bunu yapmıyoruz ki. | Open Subtitles | نحن لا نفعل هذا واصل على نفس المنوال |
| Ve Korova Milk Bar'ında oturmuş rasodoklarımızı yoruyorduk akşama ne yaparız diye. | Open Subtitles | نجلس هنا فى حانة كروفا نحتسى الحليب ونفكر ماذا نفعل هذا المساء |
| Evet ve tabii ki, bunca geçen zamanda bunu yapıyor olabilirdik, ama birilerini bir yerlerini yaydı. | Open Subtitles | أجل , بالطبع كان بأمكاننا أن نفعل هذا طوال الوقت لكن أحدهم أوقع الكرة |