| Şaka yapıyor olmalısın. Yapma, bu kadar zaman takıldıktan sonra. | Open Subtitles | لابدّ وأنّك تمازحينني بربّك بعد كل الوقت الذي قضيته معك؟ |
| Bunu benim için yıkar mıydın? Şaka yapıyorsun olmalısın. | Open Subtitles | إن كان بإمكانك تنظيف هذا القميص لأجلي؟ لابد وأنّك تمزح. |
| Kendini gerçekten koyuvermiş olmalısın çünkü seni daha önce... | Open Subtitles | حسن، لا بدّ وأنّك بدأتَ بالنسيان لأنّني لم أسمعك تلقي نكتة من قبل |
| Benimle dalga geçiyor olmalısın! Meşru bir kanıtı görmezden gelemezsin! | Open Subtitles | لا بدّ وأنّك تمازحني، لا يمكنك تجاهل دليل قانونيّ |
| Babanı hapse tıkmalarıyla çok yalnız kalmış olmalısın. | Open Subtitles | لابد وأنّك تشعرين بالوحدة لأنّ والدك مسجون |
| Üstünle böyle küstahça konuşabilmen için ya sarhoş ya da delirmiş olmalısın çavuş. | Open Subtitles | من أين أصلك؟ لابدّ وأنّك ثمل أو مجنون للتكلم مع ضابطٍ أعلى |
| Yatağında yatmasına izin verecek kadar bu kıza önem veriyor olmalısın. | Open Subtitles | لابد وأنّك تهتم لهذه الفتاة كثيرًا لتدعها تنام في سريرك |
| Duke Crocker. Kıçını sevgili sandalyemden kaldırmanı söylediğim kısmı duymamış olmalısın. | Open Subtitles | الآن، لا بدّ وأنّك فوّت الجزء الذي أخبرتك به أن تقوم عن الكرسي |
| Sevgilin döndüğü için heyecanlı olmalısın. | Open Subtitles | لابدّ وأنّك متشوّق لرؤية صديقتكَ بعد الغياب. |
| Çalışırken çok korkunç şeyler görüyor olmalısın. | Open Subtitles | لابدّ وأنّك ترّ بعض الأمور الفظيعة بوظيفتك. |
| O zaman bir şey istiyor olmalısın çünkü sırf imzalamak istemiyorum demek için buraya gelmedin. | Open Subtitles | إذن، لابد وأنّك تريدين الحصول على شئٍ لأنّك لن تأتِ إلى هنا لأجل إعلامي بأنّك لم توقعي عليها |
| Benim tam bir embesil olduğumu düşünüyor olmalısın. | Open Subtitles | لا بُدّ وأنّك إعتقدت بأنّني الأبله الأحمق |
| - Bunu komik bulduğuna sevindim. - Dalga geçiyor olmalısın. | Open Subtitles | حسناً، أنا سعيد لأنّ والدي مُضحكٌ للغاية لا بد وأنّك تُمازحني |
| Benim aşağılık biri olduğumu düşünüyor olmalısın. | Open Subtitles | لا بدّ وأنّك تحسبني فاشلة يائسة |
| Dışarıda donmuş olmalısın. | Open Subtitles | لا بدّ وأنّك كنتِ تتجمّدين بالخارج |
| Vay be, hızlı sürüyor olmalısın. | Open Subtitles | مبهر، لابدّ وأنّك كنت تقود بسرعة |
| "Senin annen çok zayıf ve güzel, sen evlâtlık olmalısın." | Open Subtitles | "أمّك نحيلة جداً وجميلة، لا بدّ وأنّك متبنّىً" |
| Sen bir tür İngiliz amcığı olmalısın. | Open Subtitles | لابد وأنّك وغدٌ إنجليزيٌ جبان؟ |
| O anı milyonlarca kez yaşamış olmalısın. | Open Subtitles | لا بدّ وأنّك عِشت تلك اللحظة مليون مرة |
| Tavuğu cidden seviyor olmalısın. | Open Subtitles | لابدّ وأنّك تحب الدجاج كثيراً. |