| Çünkü sizi uyarmak benim görevim ve bunu söylerken bile boğazım düğümleniyor. | Open Subtitles | -فمن واجبى أن أحذركم -و ان لسانى يتعثر و أنا أقول ذلك |
| Tercih ya da bir karşılık sunmadan onlara hizmet etmek rızam olmasa da benim görevim sanıyorlardı. | Open Subtitles | أدعوا هذا على بدون موافقتى أن واجبى أن أخدمهم بدون أختيار أو مكافأة |
| Majesteleri, benim görevim yarını bir daha hatırlatmak. | Open Subtitles | يا صاحب الجلاله .. من واجبى أن أذكرك مره أخرى بالغد |
| benim görevim ülkemi korumak, bazen kendi hatalarından da korumak. | Open Subtitles | أن واجبى أن أحمى بلدى أحيانا حتى من نفسها من أخطاء فعلناها |
| Büyü Bakanı olarak size eniştenizin kız kardeşinin bu akşam üstü Sheffield'ın kuzeyinde bir bacaya takılmış olarak bulunduğunu bildirmek benim görevim. | Open Subtitles | بصفتى وزير السحر من واجبى أن أبغك,سيد بوتر مبكرا هذه الليلة, أخت عمك وجدت فى شمال شفيلد وتم تفريغها منت الهواء |
| Sınıf başkanı olarak mezunlar gecesini düzenlemek benim görevim. | Open Subtitles | أترى, كرئيس للفصل فإنه من واجبى أن أعيد تجميعهم |
| Ama gördüklerimi anlatmak... benim görevim. | Open Subtitles | ... ولكن الذى رأيته والحقيقة التى أعرفها تجعل من واجبى أن أخبركم آرون |
| O rehineleri çıkarmak benim görevim. Hadi, gidelim. | Open Subtitles | إنه من واجبى أن أخرج هؤلاء الرهائن ... لذا , هيا |
| benim görevim, sizi eve geri götürmek. | Open Subtitles | ان واجبى أن أعود بك الى بيتك |
| Otoriteyi sorgulamak benim görevim değil. | Open Subtitles | ليس من واجبى أن أسأل السلطات |
| Onları hazırlamak benim görevim. | Open Subtitles | انه واجبى أن أقوم بتحضيرهم |
| Seni korumak benim görevim. | Open Subtitles | واجبى أن أحميكِ |