| Bu sorunlar bir çözüme bağlanıncaya kadar, insanlar denizlere atılıp güvenlik ve iltica aramaya devam edecekler. | TED | لحين تُحل هذه المشاكل، سيظل الناس يلجؤون للبحر ليطلبوا اللجوء والامان. |
| Bu zaman diliminde sağlık ve güvenlik işimle ilgili herşeyim oldu. | TED | وفي تلك الاثناء فان الصحة والامان تغدو هاجسي الأوحد في ذلك العمل |
| Bakın doktor onlardan biri benim kocam, bana huzur ve emniyet sağlıyor. | Open Subtitles | أتعرف أن زوجى قد أعطانى السكينة والامان والمساندة |
| Gidip, safkan ve güvende olun ya da ne haltsa. Ben gelmiyorum. | Open Subtitles | إذهبوا إلى حيث الصفاء والامان لكنى لست ذاهباً |
| Güvenlik ve tedbir istiyorsan bu işe hiç burnunu sokma. | Open Subtitles | والامان والحيطة هو ان لا تكوني متورطة في هذا الأمر من الأساس |
| Otururken kendimi rahat ve güvende hissediyorum. | Open Subtitles | انا اشعر بالارتياح والامان في المكان الذي اجلس فيه |
| Seni bu kadar sıcak ve kucaklanası yapan şey bu mu? | Open Subtitles | هل يشعرك هذا بالدفء والامان الداخلي ؟ |
| Beni sıcak ve güvende hissettiriyor. | Open Subtitles | تجعلني أشعر بالدفئ والامان |
| Kanun ve düzen. | Open Subtitles | الأمن والامان |
| Güvenini ve mahremiyetini geliştir. | Open Subtitles | الثقة والامان |