| Şüphelinin odasında bir şey bulamadım, ama kesinlikle koridorun sonundaki odada bir şey buldum. | Open Subtitles | ل مأجد أى شىءٍ فى غرفته لكنّى متأكداً من أنّنى وجدتُ شيئاً فى الغرفة التى بأسفل القاعة |
| Kurbanın üstünde çok garip bir şey buldum civa fülminat. | Open Subtitles | لذا، لقد وجدتُ شيئاً غريباً جداً على الضحيّة... فلمينات الزئبق |
| Sadece bakarak oldukça ilginç bir şey buldum. | Open Subtitles | لقد وجدتُ شيئاً مثيراً من مجرد النظر إليها |
| Canavarın istediği bir şey buldum. Çocukluktan kalma, benden bir şey. | Open Subtitles | وجدتُ شيئاً يريده الوحش، شيئاً ملكي مذ كنتُ صغيراً |
| Tamamdır. Demek ki bu işaretten sonrasına inen her mezarda, bizim aradığımız adam olabilir. - Bir şeyler buldum galiba. | Open Subtitles | حسناً ، إذا كانَ هناكَ اي شئ اعلى او اسفل من هذه العلامة فهو رجلنا وجدتُ شيئاً هنا |
| Suç mahallinde başka bir şey buldum. | Open Subtitles | في الحقيقة .. وجدتُ شيئاً آخر بموقع الجريمة |
| Kurbanın yüz kemiklerinde garip bir şey buldum. | Open Subtitles | لقد وجدتُ شيئاً غريباً في عظام الوجه للضحية |
| Ben bir şey buldum. | Open Subtitles | وجدتُ شيئاً وفقاً لسجلاّت هاتفه الخليوي، |
| Yazıcının hafızasında başka bir şey buldum. | Open Subtitles | لكنني قد وجدتُ شيئاً آخر في ذاكرة الطابعة |
| Bununla birlikte, kurbanın bandajlarını çıkardıktan sonra ilginç bir şey buldum. | Open Subtitles | ولكن ، لقد وجدتُ شيئاً مهماً جداً ، بعدَ ان كنتُ قادراً على إزالة ضمادات الضحية |
| 20. yüzyıldaki her on yıllık süreçte var olan bir şey buldum. | Open Subtitles | وجدتُ شيئاً من كلِّ عَقْد في القَرْن العشرين |
| Size söylemem gerektiğini hissettiğim bir şey buldum. | Open Subtitles | حسـنأً، وجدتُ شيئاً ظننت أنه علي إخبارك بـِه |
| Ölümünden sonra eski dosyalarına verdim kendimi. İlgini çekebilecek bir şey buldum. | Open Subtitles | .بعد وفاته، تولّيتُ مُراجعة ملفاته القديمة .وجدتُ شيئاً قد يُثير اهتمامكِ |
| Sığınma evini araştırırken garip bir şey buldum. | Open Subtitles | إذن فقد نظرتُ لبيانات الملجأ، ولقد وجدتُ شيئاً غريباً. |
| Çocuklar, bize yollanan hapishane kayıtlarında bir şey buldum sanırım. | Open Subtitles | يا رفاق، أعتقد أنّي وجدتُ شيئاً في سجلاّت السجن تلك التي تمّ إرسالها. |
| Ben bunlardan daha önemli bir şey buldum. | Open Subtitles | لقد وجدتُ شيئاً للتو أفضل بكثير من كلّ ذلك. |
| bir şey buldum. 7. güzergâhın dışında terk edilmiş sanayi parkı. | Open Subtitles | لقد وجدتُ شيئاً منطقة صناعية مهجورة قبالة الطريق 7 |
| Hâlâ görüntüleri tarıyorum fakat çok ilginç bir şey buldum. | Open Subtitles | لا أزال أبحث في اللقطات، ولكنني وجدتُ شيئاً مُفيداً. |
| Bak, asıl olay şu, yavaş yavaş dosyaları yeniden oluşturuyor, ve burada bir şeyler buldum. | Open Subtitles | اسمع، المقصد أنّي أعدتُ بناء الملفات ببطء، ولقد وجدتُ شيئاً هنا. |
| Tabii, diğer yandan, eğer olur da Bir şey bulursam belki de değişiklik olsun diye benim adımı verirler. | Open Subtitles | من الناحية الأخرى إذا وجدتُ شيئاً ربما سيُسمّون شيء بعدي للتغيير |
| Sanırım birşey buldum. | Open Subtitles | أعتقد أنني وجدتُ شيئاً. |
| Aslında, Bir şey bulmuş olabilirim, kanıt olarak, kullanılan bir bilgisayar varmış. | Open Subtitles | في الحقيقة، ربما أكونُ قد وجدتُ شيئاً دليلٌ على أن حاسوب كان يستخدم هناك |
| Ancak dikkatimi başka bir şey çekti. | Open Subtitles | -ولكن وجدتُ شيئاً آخر، بالرغم من ذلك |
| Hey, sanırım bir şeyler yakaladım. | Open Subtitles | لقد وجدتُ شيئاً ، حقاً |