| İnternete girip adam kaçıranların nasıl çalıştığına baktım. Genellikle çocuğa erişimi olan biri yapıyormuş bunu. | Open Subtitles | بحثت بالإنترنت عن كيفيّة حدوث الاختطافات، عادة يُنفذ من قبل من له وسيلة وصول إلى الطفل. |
| Yer mürettebatı, havaalanı pisti erişimi. | Open Subtitles | إنّهم موظفو المطار، صلاحيّة وصول إلى المدرّج |
| Dünyanın ikinci en büyük bakır yatağına erişimi ertelenecek kadar güzel değil belli ki. | Open Subtitles | الواضح أنها ليست جميلة بما يكفي لتأجيل وصول إلى ثاني أكبر مخزون نحاسي في العالم |
| İlk modeldeki araca erişim planında görüldüğü gibi araçtaki ağ üzerinde | TED | هذا ما تبدو عليه إعدادتهم للنموذج الأول، حيث يمكنك الحصول على وصول إلى السيارة. |
| Bu da demek oluyor ki naklen yayınlara, ...uyduya, internete ve hücresel tekrarlayıcıya erişim iznim var. | Open Subtitles | هذا يعني أنّ لديّ وصول إلى مُرحّل الاتصالات، القمر الصناعي، الإنترنت، ومُكرّر موجات البرج |
| Dünyanın ikinci en büyük bakır yatağına erişimi ertelenecek kadar güzel değil belli ki. | Open Subtitles | الواضح أنها ليست جميلة بما يكفي لتأجيل وصول إلى ثاني أكبر مخزون نحاسي في العالم |
| Nakit erişimi olmaz. Trafik geceye kalmaz sekteye uğrar. | Open Subtitles | لا وصول إلى أموال نقديّة، والحركة المروريّة ستتوقف تماماً بحلول الليل، |
| Bütün bütçeye erişimi olanlar denetmen, personellerden sorumlu başkan yardımcısı ve başkan yardımcısı. | Open Subtitles | الأشخاص الوحيدون الذين لديهم وصول إلى الميزانيّة كلّها هُم مُراقب الحسابات، ورئيس أركان العمدة، ونائب رئيس الأركان. |
| Artık kalanı sizlere ve dünya çapında bu yazılıma erişimi olanlara kalmış ve insanların bu teknolojiyi kullanarak neler ortaya koyacağını sabırsızlıkla bekliyorum. | TED | لذا، البقية الآن متروكة لكم جميعاً والناس حول العالم ممن لهم إمكانية وصول إلى هذا البرنامج، ولا أستطيع الانتظار كي أرى ما سيبنيه الناس باستخدام هذه التكنولوجيا. |
| Şirket bilgilerine kimin erişimi var? | Open Subtitles | من كان لديه حق وصول إلى بيانات الشركة؟ |
| - Zarflara erişimi olan başka kim var? | Open Subtitles | من أيضاً لديه أذن وصول إلى ظروفه؟ |
| Kimin bu ilaçlara erişimi var? | Open Subtitles | من لديه صلاحية وصول إلى تلك العقاقير؟ |
| Ve Al-Sakar'ın RDX'ye erişimi var? | Open Subtitles | و"الصقر" لديها إمكانية "وصول إلى "أر دي إكس |
| Kasalara erişimi var mıydı? - Maleeni'nin neden kardeşini canlandırdığını açıklayacak herhangi bir ipucu. | Open Subtitles | عنده وصول إلى المدافن؟ |
| Şifreye kimlerin erişimi var? | Open Subtitles | من كان لديّه وصول إلى القفل؟ |
| Onun Amazon kirpi balığına erişimi var. Boston'da yaşıyor. | Open Subtitles | كان لديها صلاحية وصول إلى سمك ينفوخية أمازوني إنها متواجدة في (بوسطن) |
| Şimdi, buradaki sorun şöyle; ...kuleye erişim izni olan insanlar, genelde kulede çalışanlar oluyor. | Open Subtitles | الآن، الشيء الصعب هنا هو أنّ الوحيدين الذين لديهم صلاحيّة وصول إلى البرج، هم هناك |
| Bu da demek oluyor ki İmar Müdürlüğü'ne erişim izni varmış. | Open Subtitles | ممّا يعني أنّه كان لديه صلاحيّة وصول إلى إدارة المباني. |
| erişim hakkı vardı. Kadının harcamalarını o ödedi. | Open Subtitles | هي لديها إمكانية وصول إلى الأشياء انه قام بالدفع إليها من أجل أشياء |
| Cevap istemenizi anlıyorum ama olay yerine erişim olmadan... | Open Subtitles | أتفهم انك تريد أجوبة، لكن دون وصول إلى موقع الحادثة... |