Garson fotoğrafı görünce hemen tanıdı, köşedeki masada oturduğunu söyledi. | Open Subtitles | تعرّفت النادلة عليه فوراً، وقالت أنّه جلس على طاولة بالركن، |
Onun parasız yaşayamayacağını, ... bu nedenle parasal destek alacağı bir kadın bulacağını söyledi. | Open Subtitles | وقالت أنّه لن يستطيع العيش من دون مال، لذا سيجد شخصاً آخر، تعلمان، إمرأة يمكن أن تدعمه |
İyi bir fikir olduğunu düşünmedim ama o zaten bir kaç kişiyle buluştuğunu ve iyi olduklarını söyledi. | Open Subtitles | لم أكن أعتقد أنّها فكرة رائعة، ولكن قالت أنّها رأت بضعة شبّان بالفعل، وقالت أنّه أمر رائع. |
Resmini ona faksladım; Kadın onun kreşe gelen adam olmadığını söyledi. | Open Subtitles | لقد أرسلتُ لها صورتُه بالفاكس، وقالت أنّه ليس الرجل. |
Konuştum. Oğlan falan olmadığını söyledi. | Open Subtitles | لقد فعلت، وقالت أنّه لا يوجد فتى. |
Bilseydiniz Portia, benden ayrıldı. Münakaşaya gerek olmadığını söyledi. | Open Subtitles | لو أردت أن تعرف، لقد إنفصلت (بورشيا) عني وقالت أنّه لا يوجد مجال للمناقشة |
Artık bir takımmışız gibi çalışmak istediğini söyledi. | Open Subtitles | -وجدتني في حفل (تيدي ). وقالت أنّه أصابها تغيير. |
Bir katil mevzusuyla uğraştığını söyledi. Steve Adams olayından daha çarpıcıymış. | Open Subtitles | أترى كانت (فيفيان) ، مثارة بقاتل وقالت أنّه كان أكبر من (ستيف آدامز) |
Biraz fazla kafayı bulduk ama Kristina annesinden yürüttüğü oksiyle tekrar ayılabileceğimizi söyledi. | Open Subtitles | ذلك أشبعنا تماماً، ولكن كان لدى (كريستينا) بعض الأوكسي من أمّها، وقالت أنّه سيجعلنا نتوازن. |
Joe Williams geldiğinde Mary onu Fordham'da sosyoloji çalışması yapan biri olarak tanıttı ve Adalet Sarayı'ndaki yargılamalar ve... ..hükümler hakkında bir araştırma yaptığını söyledi. | Open Subtitles | عندما جاء (جو وليامز)، قامت (ماري) بتقديمه، وقالت أنّه يدرس علم الإجتماع بـ(فوردهام) وأنّه يُجري أبحاثاً بقاعة المحكمة في المُحاكمات الجنائية وإصدار الأحكام. |