| Annen ve babanla birkaç gün önce tatile çıktınız değil mi? | Open Subtitles | ذهبت في عطلة أنت و أمك و أبيك منذ أيام، صحيح؟ |
| Geçen hafta, Annen ve ben Hollanda'da eEfendim alınabilirdik. | Open Subtitles | في الأسبوع الماضي كنا نستطيع أنا و أمك أن نحتل هولندا و حدنا |
| İnsanlar Annen ve baban hakkında birçok şey söyleyecekler ve bazıları doğru olucak ama hatırlamanı istediğim şey senin için kahramanca savaştılar. | Open Subtitles | الناس ستقول الكثير من الأشياء عن أبيك و أمك و بعضها قد يكون صحيحاً و لكن ما أوده منك تذكره |
| O hasteneyi, sen de ıslahevini boyluyorsun, ve annen kaçıyor. | Open Subtitles | لذا هو يذهب إلى المستشفى و أنت الإصلاحية و أمك ترحل |
| Benim de karnım acıktı ve annen sabahları kalkamaz. | Open Subtitles | بل لأنّني أنا أيضاً أشعر باالجوع قليلاً.. و أمك ليست مِن منّ يستيقضون باكراً, ولأنّي أحبّك. |
| Çünkü teyzen benden nefret ediyor ve annen de başka bir ailem olması gerçeğinden hoşlanmadı. | Open Subtitles | لأن خالتك تكرهني و أمك لم تكن سعيدة أن لدي عائلة أخرى |
| Senin, benim ve annenin oturup, beraber bir film izlemesi konusunda eminim. | Open Subtitles | أنا متأكد أن أنتِ و أنا و أمك على وشك الجلوس . ومشاهدة فيلماً معاً |
| "Yalnızca sen değil... baban, Annen ve erkek kardeşin de sonsuza dek çalışmayacak. | Open Subtitles | و لكنك لن تعملى أبدا و سوف يفصل أبوك من عمله و أمك... |
| Annen ve senin moral desteğine ihtiyacınız olur diye düşündüm ve biraz yemeğe. | Open Subtitles | إعتقدت بأنك أنت و أمك يمكنكم الإستفادة من الدعم الإنساني و القليل من الطعام |
| Clark Annen ve ben bu dünyada birçok hayat kurtaracağını biliyoruz. | Open Subtitles | كلارك أنا و أمك كلانا نعلم بأنك سوف تنقذ الكثير من الناس في هذا العالم |
| Sorunun cevabını iyi düşün çünkü eğer palyaçolardan nefret etmen için iyi bir nedenin yoksa Annen ve senin için geri döneceğim. | Open Subtitles | يستحسن أن تجيب لأننى سوف أعود هنا لأتفقدك أنت و أمك إذا لم يكن لديك تبريرا عن كراهيتك للمهرجين |
| - Dinle beni, Annen ve ben sırf sen başına buyruk ol diye gece gündüz çalışmıyoruz. | Open Subtitles | لم نعمل أنا و أمك بهذا الجد كي تسير أنت عشوائياً |
| Annen ve ben her dans gösterisinde her obua resitalinde en ön sırada oturduk. | Open Subtitles | أنا و أمك جسلنا بالصف الأمامي في كل حصة رقص في كل حفله موسيقيه |
| Sonraki sabah, 20 yıl yaşlanmış olarak uyandın, ve annen gözlerimin önünde ölüyordu. | Open Subtitles | فى الصباح التالى إستيقظتى فى العشرين من عمرك و أمك كانت تحتضر امام عينى |
| Bilmiyorum. Sen ve annen her zaman aşırı alıngandınız. | Open Subtitles | لافكرة لدي, أنته و أمك كنتما دائماً شديدوا الحساسية |
| ve annen daha önce böyle tatlı bir ayı görmemişti. | Open Subtitles | و أمك لم يسبق لها أن رأت مثل هذا الدب اللطيف من قبل |
| Annen de, ölü yada diri olabilir tek bildiğim seni özlüyor. | Open Subtitles | و أمك التي قد تكون ميتة أو لا على حد علمي مشتاقة لك |
| Annen de Maine'de yazlık tiyatroda oynuyordu. | Open Subtitles | و أمك كانت تقوم بصيف مسرح الأوراق المالية في ولاية ماين |
| Senin, benim ve annenin oturup beraber bir film izlemesi konusunda eminim... | Open Subtitles | أنا متأكد أن أنتِ و أنا و أمك على وشك الجلوس . ومشاهدة فيلماً معاً |
| Anne ve ben muhtemelen aynı şekilde öğrendik. | Open Subtitles | حسناً, أنا و أمك دائماً ما نفكر بالطريقة نفسها |
| Çocuğum... masum kız kardeşini, Anneni ve babanı unutma. | Open Subtitles | بني لا تنسى أختك البريئة و أمك و أبوك |
| - Ayrıca bazı röportajlar da ayarladık... arkadaşlarınla,ailen ve annenle. | Open Subtitles | عظيم لدينا أيضا عدة مقابلات مع أصدقائك، عائلتك و أمك |
| Ama Fransa ferahlık ve mutluluk için sana ve annene sahip. | Open Subtitles | ولكن فرنسا لديها أنت و أمك لتعتنوا برفاهيتها. |
| Biliyorsun annenle ben uzun zamandir evliyiz. - Biliyorum. | Open Subtitles | أنا و أمك متزوجين من وقت طويل ماذا تعتقد؟ |