| Ama muhtemelen tahmin edemeyeceğiniz şey en çok para kazanan ikinci oyuncu Lawrance Taylor sayesinde sol iç olduğudur. | Open Subtitles | وماقد لا تعرفونهانه فيكثير منالاحيان ثاني لاعب اعلى اجرا و ذلك بفضل لورنس تايلور هو لاعب توقيف الخصم الايسر |
| Senin ve Bay Burke'ün onun üzerine yapıştırdığı fiyat etiketi sayesinde. | Open Subtitles | و ذلك بفضل الثمن الذي وضعته انت و السيد بورك عليها |
| Bizimle beraber orada olan 20.000 turist sayesinde. | Open Subtitles | و ذلك بفضل السياح الـ 20,000 الذين كانوا معنا |
| İyi doktorumuz sayesinde artık görüşüyorlar. | Open Subtitles | الوكالتين لم يتحدثا من قبل قط ستتحدثان الان و ذلك بفضل الطبيب الجيد |
| Biri dışında hepsi normal, onu da bu oda dışındakilerin bilmemesi gereken bir teknoloji sayesinde bulabildim. | Open Subtitles | جميعهم شرعيين, و من جانبا واحد أستطعت أن أجده و ذلك بفضل التكنولوجيا لا أحد سوانا يجب أن يعرفه |
| Senin profesyonel hukuki tavsiyelerin sayesinde olayı duymayan kalmadı. | Open Subtitles | و ذلك بفضل تقديم مشورتك القانونية المحترفة ، |
| Senin profesyonel hukuki tavsiyelerin sayesinde olayı duymayan kalmadı. | Open Subtitles | و ذلك بفضل تقديم مشورتك القانونية المحترفة ، |
| Ama atomik mutasyon mucizesi sayesinde, kâtil arabaların günleri sayılıydı. | Open Subtitles | و لكن أيام السيارت القاتلة ...أصبحت معدودة و ذلك بفضل معجزة التشوه الذري |
| Beşeri müdahale sayesinde, nüfuslarının arttığı tek ülke, Güney Afrika. | Open Subtitles | جنوب أفريقيا" هي الدولة" الوحيدة التي تتزايد فيها أعدادها و ذلك بفضل التدخل البشري |
| Yeni yeraltı teşkilatı sayesinde bölgesi büyüyor. | Open Subtitles | و ذلك بفضل الخط التحت-أرضي الجديد |
| Bu kolay olacak, Ana'nın Eksi Usül Güvenlik Kamera Ünitesi'indeki iyi insanlar sayesinde. | Open Subtitles | هذا سيكون سهلاً ... و ذلك بفضل الناس اللطفاء "في "وحدة مراقبة الأم ذات النظام القديم |