"و في" - Translation from Arabic to Turkish

    • Ve bir
        
    • Hem de
        
    • En
        
    • ise
        
    • Ve sonra
        
    • ya da
        
    • ve o
        
    • ve bu
        
    • son
        
    • ve aynı
        
    Ve bir gece Lester, ...Joey'nin kafasını mutfak duvarına çarpmış. Open Subtitles و في ليلة ليستر ضرب رأس جوزيف في حائط المطبخ
    Ve bir gün uyanıp fark edersiniz ki, hiçbir şeyiniz yoktur hiçbir şey. Open Subtitles و في احد الايام تستيقظين و تدركين انك لا تملكين شيئا لا شيء
    Bir anda gözüm döndü ve herkesin notunu düzelttim. Hayalimde değil Hem de. TED و في لحظة جنون مؤقّت، قمت بتغيير نتائج جميع التلاميذ، بطريق غير مبدعة.
    Çizgi romanlar yapmaya devam ettim ve Worcester Sanat Müzesi'nde, bana hiçbir eğitmen tarafından verilmeyen En harika tavsiye verildi. TED و ظللت أصنع الرسوم الفكاهية، و في متحف وركستر للفنون تم إعطائي أعظم نصيحة قد يستطيع تقديمها معلم على الإطلاق
    Telefon olayinda ise is tamamen siz iyi egitimli Stratton çalisanlarima, katillerime kaliyor. Open Subtitles و في حالة الهاتف .. الامر يعود لكل واحد منكم فرسان المقدمة لدي
    Ve sonra bir kış uzağa gittiler... döndüklerinde Samara onlarlaydı. Open Subtitles و في شتاء أحدي السنوات ذهبوا و عادوا مع سمارة
    İşte, onun çok sayıda göçebe ya da avcı-toplayıcı toplulukta savaş nedenli erkek ölüm yüzdelerini bir araya getirdiği grafiği. TED هذا رسم بياني وضعه معا يوضح و يبين نسبة وفيات الرجال بسبب القتال على سرقة المؤن أو الصيد و في تجميع الجماعات
    Gecenin ortasında, su dökmek için kalktım, ve o orada, yere uzanmış yatıyordu. Open Subtitles و في وسط الليل استيقظت لأقضي حاجتي و كان هو مستلقي على الأرض
    Sadece ikinizin de bekar Ve bir ilişkiden yeni çıktığını söylüyorum. Open Subtitles كل ما أقوله هو أن كلاكما أعزب و في مرحلة إرتداد.
    Çin, Rusya Ve bir çok ülke sanal saldırı yeteneklerini arttırmaya çalışıyor kesinlikle yaptıkları şey bu. TED في الصين و روسيا و في العديد من الدول الأخرى و التي تشهد أعمال قرصنة على الانترنت، هذا ما يفعلوه بالتحديد.
    Kursun sonunda, son sınava giriyorlar, notlandırılıyorlar Ve bir sonraki kursa geçiyorlar. TED و في نهاية كل دورة يخضعون لامتحان نهائي و يحصلون على درجاتهم و يتابعون إلى الدورة التالية.
    Ve bir dakika içinde hava akımının görüntüsünü alacağız. TED و في اللحظة التالية سنرى منظر لتيار الهواء.
    Ve bir gün bu konuyu aileme açtım - babam hala bu hikayeyi inkar eder -- "Baba, ben diplomat olmak istiyorum" dedim. TED و في أحد الأيام أعلنت هذا لوالديَّ-- ولا زال والدي ينكر هذه القصة إلى اليوم-- قلت له : "أبي ،أريد أن أصبح دبلوماسيا"
    Buraya, bu sabah Lider ile beraber geldim Ve bir saat içinde ona yönelik bir suikast planını açığa çıkardım. Open Subtitles لقد وصلتُ برفقة الفوهرر هذا الصباح , و في غضون ساعة واحدة أكتشف مؤامرة لاغتياله
    Seni uyarıyorum, beni uçak tutar... ..hem uçak Hem de araba. Open Subtitles إنني أحذرك، فأنا أشعر بالغثيان غثيان في الجو و في السيارات
    Seni uyarıyorum, beni uçak tutar hem uçak Hem de araba. Open Subtitles إنني أحذرك، فأنا أشعر بالغثيان غثيان في الجو و في السيارات
    Masai toplumunda keçiler ve inekler En değerli mal varlığıdır. TED و في مجتمع الماساي، العنز و الابقار هي أغلى الممتلكات.
    Günümüzün dünyasında... En ufak hareket bile... Taciz olarak değerlendirilebilir. Open Subtitles و في هذه الأيام أقل حركة يمكن أن يساء فهمها
    Telefon olayinda ise is tamamen siz iyi egitimli Stratton calisanlarima, katillerime kaliyor. Open Subtitles و في حالة الهاتف .. الامر يعود لكل واحد منكم فرسان المقدمة لدي
    Bu iyiliğin karşılığında bize verdikleri ise... işe yaramaz çözüme götürmeyecek boktan bilgiler. Open Subtitles و في المقابل لقد بإعطاء وعد بأن يدعوننا في الخفاء وويخبرونا بأشياء تافهة
    Sürekli yardım alması için ısrar ettim, Ve sonra bir gece dışarı çıktı... Open Subtitles كنت أقنعها أن تحصل على .. مساعدة طبيّة، و في ليلة ما خرجت
    ya da, hayal gücümün kavramsallaştırmasından ayrı düşünürsek, vücudum yalnızca irademdir. Open Subtitles و في جزء من ذلك كنت أحقق ما يدور في مخيلتي جسدي ببساطة يتمثل برغبتي
    ve o anda Patiala Evinde herkesin ortak bir konusu vardı. Open Subtitles و في هذه اللحظة بالذات.. أصبح أفراد بيت ياتيالا يتشاركون شيئاً
    Açık hapishanesinde, finansal sahtekarların etkisine girdi, ve bu sahtekarlar onu cezadan sonra kendileri için çalışmaya ikna ettiler. TED و في سجنه المفتوح، وقع تحت تأثير محتالي المال، و هؤلاء المحتالون أقنعوه أن يعمل معهم عند إطلاق سراحه.
    son yıllarda, dükkan-sınıf uygulamasını destekleyen maddi kaynaklar tamamen kesilmiş bulunuyor. TED و في العقود الأخيرة, الكثير من التمويلات للدروس الحرفية اختفت تماما.
    ve aynı zamanda çocuk felcini yok etme programı birçok farklı alanda yardım etmek için çalışıyordu. TED و في نفس الوقت ، فإن برنامج القضاء على شلل الأطفال قام بالعمل للمساعدة في أنحاء أخرى.

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more