| - Hadi gidelim. - Geç kalan sensin, ben değil. | Open Subtitles | ــ هيا، لنتحرك ــ أنت من تأخر، و ليس أنا |
| - Hadi gidelim. - Geç kalan sensin, ben değil. | Open Subtitles | ــ هيا، لنتحرك ــ أنت من تأخر، و ليس أنا |
| Su, çaba, ve güneşin sıcaklığı yaptı, ben değil. | Open Subtitles | إن من فعلها هم الماء و العمل و دفء الشمس و ليس أنا |
| Onun uyuşturucu sorunu onların işi, benim değil. | Open Subtitles | هم من يتعاملون مع مشكلة ادمانه و ليس أنا |
| Eğer bunlardan biri benim korumam olacaksa, çalışmaya ihtiyacı olan onlar, ben değilim. | Open Subtitles | إذا كان أي منهم حارسي اللشخصي فهم من بحاجة للتدريب و ليس أنا |
| Eğer beni değil de Casey'i seviyorsa, bu iş bitmiştir. | Open Subtitles | دونا" تحب "كيسي" و ليس أنا" أعتقد أن الأمر إنتهى |
| Böyle çatırdayıp koptu! En sonunda. ben değil, o, tüm düzenimiz. | Open Subtitles | لقد قطع هكذا ، فى نهاية المطاف قطع كل الترتيب و ليس أنا |
| Harika biri değil miydi, Freddie? Bana sorma, tatlım. Onun kalbini kazanan ben değil sendin. | Open Subtitles | لا تسأليني أنا يا عزيزتي فقد كان غزوتكِ أنتِ و ليس أنا |
| Bana sorma, tatlım. Onun kalbini kazanan ben değil sendin. | Open Subtitles | لا تسأليني أنا يا عزيزتي فقد كان غزوتكِ أنتِ و ليس أنا |
| Sen cadılar bu karmaşa, ben değil yarattı. | Open Subtitles | أنتم الساحرات الذين صنعتم هذه الفوضى ، و ليس أنا |
| İlk olarak, Ba Sing Se'de, Avatar'ı yenen Azula'ydı. ben değil. | Open Subtitles | أولاً في با سينغ ساي كانت أزولا هي من أطاحت بالأفاتار و ليس أنا |
| Gece 11:00 haberlerindeki soyguncu sendin, ben değil. | Open Subtitles | أنت ، لقد كنت سارق المصرف في أخبار الساعة 11: 00 ، و ليس أنا |
| Onu eğitemeyen ben değil, sensin. | Open Subtitles | أنتِ من لم يقم بتعليمها جيِّداً ، و ليس أنا |
| Hayır, bu sefer ipi tutan sensin ben değil. | Open Subtitles | لا ، أنهُ أنت المتورط بكل هذا عزيزى ، و ليس أنا. |
| Bunu söyleye oydu, ben değil. | Open Subtitles | توقف عن هذا . الكلام الفارغ هذا ما قالته هى , و . ليس أنا |
| Hey, hey, hey, Bak, uyuşturu taşıyan o çocuk, ben değil. | Open Subtitles | مهلاً ، مهلاً ، مهلاً ، أترى ذلك . الشاب لديه المخدرات و ليس أنا |
| Bununla yaşayacak olan sensin, ben değil. | Open Subtitles | أنت من يجب عليك أن تتعايش مع ذلك و ليس أنا |
| Benim bıçağımın altında ölenler ya da sonradan enfeksiyon kapıp ölenler için, kendime onları öldürenin benim değil düşmanın olduğunu hatırlatmam gerekiyor. | Open Subtitles | بالنسبة لى فان أولئك الذين يموتون و أنا اعالجهم أو من عدوى من نوع ما فعلى أن أذكر نفسى أن العدو هو الذى قتلهم و ليس أنا |
| Benim bıçağımın altında ölenler ya da sonradan enfeksiyon kapıp ölenler için, kendime onları öldürenin benim değil düşmanın olduğunu hatırlatmam gerekiyor. | Open Subtitles | بالنسبة لى فان أولئك الذين يموتون و أنا اعالجهم أو من عدوى من نوع ما فعلى أن أذكر نفسى أن العدو هو الذى قتلهم و ليس أنا |
| Bu sabah bana elinde bilgilerle geliyorsun, bir barış önerisi ile, ama bu benim değil senin iyi hissetmen içindi. | Open Subtitles | أتيت إلي هذا الصباح و معك معلومات عرض للسلام و لكنه كان من أجل أن تشعر بأنك أفضل حالاً و ليس أنا |
| Bence yardıma ihtiyacı olan sensin, ben değilim. | Open Subtitles | أعتقد بأنها أنتِ مَنْ تحتاج المساعدة و ليس أنا |