| İnsan kaçakçılığı için dahi, ürünlerinle başa çıkma yöntemin çok sert. | Open Subtitles | حتى لو كانوا "يتاجرون بالبشر طريقة تعاملهم معهنّ "كمنتجاتهم" خشنة للغاية |
| Çalıntı Wesen eser kaçakçılığı yapıyorlarsa Wesen koleksiyoncularına bile yapışırlar. | Open Subtitles | انهم حتي يذهبون عقب جامعي التحف من الفيسن نفسهم لو أنهم يتاجرون في آثار الفيسن المسروقة |
| İnsan ticareti yapıyorlar, genelde de fuhuş için. | Open Subtitles | إنهم يتاجرون فى البشر عادة من أجل الدعارة |
| Bazı büyük moda evleri için köle ticareti yapıyorlar. | Open Subtitles | يتاجرون بالعبيد للعمل في دور الازياء الرائدة |
| Git bak bakalım ne satıyorlarmış Bones. | Open Subtitles | أذهي و أنظري بماذا يتاجرون يا عظام ماذا ؟ |
| Batıdaki sayısız Creeler adına ticaret yapan doğu Cree halkı. | Open Subtitles | الذين يتاجرون نيابة عن أعداد لا تحصى من هنود الغرب |
| Burada bazı tipler uyuşturucu satışı yapıyor, aralarına karışmak için de gay numarası yaptım. | Open Subtitles | بعض الرجال هنا كانوا يتاجرون بالمخدرات |
| İçeride ilaç kaçakçılığı yapan eski salaklar. | Open Subtitles | موظفون قدامى، كانوا يقومون بخدمتهم. كانوا يتاجرون بالمخدرات في المستشفى ويعتقدون أن الإقناع هو الوسيلة الوحيدة للتعامل مع النزلاء. |
| Kadın kaçakçılığı yapıyorlarsa niye onları öldürüyorlar? | Open Subtitles | ان كانوا يتاجرون بالفتيات لم سيقتلوهن؟ |
| İnsan kaçakçılığı yapıyorlar. | Open Subtitles | انهم يتاجرون بالناس |
| Ama umut ticareti yapıyorlar. | Open Subtitles | حتى بمقابل سعر مرتفع ولكنهم يتاجرون بالأمال |
| Los Angeles'ın sokak çeteleri artık çok uzak kentlerde uyuşturucu ticareti yapıyorlar. | Open Subtitles | عصابات شوارع عنيفون من (لوس أنجلوس) يتاجرون بالمخدرات الآن في مدن بعيدة عن مسقط رأسهم |
| - Kadın ticareti yapıyorlar, Matt. | Open Subtitles | لكني لم أقترب بدرجة كافية إنهم يتاجرون بالفتيات , يا (مات) ـ |
| Duyduğuma göre Hotshot'ta bastığımız metamfetamin laboratuvarında şimdi de V satıyorlarmış. | Open Subtitles | يُشاع في الشارع أن المختبر الذي داهمناه في (هوتشوت)، يتاجرون بدم المصاصين الآن |
| Eskiden eski şehirde dükkânı olan tüccarlar şimdi içeride değil, sokaklarda ticaret yapıyorlar. | TED | التجار الذين كانوا يملكون محالا في سوق المدينة القديم أصبحوا الآن يتاجرون في أكواخ في الشوارع. |
| Motosikletli bir serseri grubu Hendricks'in erkekler tuvaletinde mal satışı yapıyor. | Open Subtitles | حمقى في نادي دراجات نارية معين كانوا يتاجرون من مرحاض الرجال في (هندركس) |