| Al sana, düğüne getirecek bir kız bulmak için süre işte. | Open Subtitles | هذا يتيح لك الوقت لتعثر على فتاة لتحضرها معك إلى الزواج. |
| Evet, galiba sana günde üç öğün yemek hazırlamakla ve sana bir ailenin verebileceği şefkati vermekle çok meşgulüm. | Open Subtitles | نعم، ربما كنت مشغول جدا وضع ثلاث وجبات أمامك كل يوم ومما يتيح لك كل الحب وكان أن الآباء. |
| - sana verdiğim o kitabın dönüp beni kıçımdan ısıracağını biliyordum! | Open Subtitles | هتاف اشمئزاز. كنت أعرف مما يتيح لك كان هذا الكتاب ستعمل يعود ودغة لي في الحمار. |
| Yasalar böylesi hâllerde iki evi geçmene izin veriyor fakat üçüncü bir eve asla müsaade edilmez. | Open Subtitles | القانون يتيح لك المرور علي منزلين في مثل هذهِ الظروف. لكن ليس بمنزل ثالث. |
| Çaylak yurdunun yer döşemelerinde, ...kaldırımda bekleyen bir takside, ...Noel'de eve dönemeyeceğini bilmene izin verir. | Open Subtitles | يتركك على درج مهجع الطلبة كسيارة أجرة تسير بسرعة، بطيئة عند عــملـــية الكبح، مما يتيح لك معرفة |
| Bu sana sessizce yaklaşıp kafasının arkasına vurma şansı verdi. | Open Subtitles | مما يتيح لك فرصة التسلل من خلفه ، لكمة له في الجزء الخلفي من الرأس. |
| Seni heyecanlandıracak, sana gerçekten ilham verecek o özel insanı | Open Subtitles | .عليك ايجاد شخص خاص .او شىء يتيح لك الاثاره |
| Ama bu süreç çok yavaştır, bu da sana odayı gazla doldurup kaçma şansını verir. | Open Subtitles | ولكن هذه العملية ستكون بطيئة جداً مما يتيح لك الوقت لمليء الغرفة بالغاز |
| Bu durumlarda kanun sana iki evin yanından geçme imkanı tanıyor ama asla üçüncü evi geçemezsin. | Open Subtitles | القانون يتيح لك المرور علي منزلين في مثل هذهِ الظروف. لكن ليس بمنزل ثالث. |
| Yasa sana bu gibi durumlarda iki ev geçebileceğini söyler fakat asla bir üçüncüsünü değil. | Open Subtitles | القانون يتيح لك المرور على منزلين في مثل هذهِ الظروف. لكن ليس بمنزل ثالث. |
| Bu Peder Matthews, sana son duanı okuyor. | Open Subtitles | هذا هو الأب ماثيوز، وانه مما يتيح لك مشاركة الطقوس الخاصة بك. |
| Baba, sanırım Bayan Griffin sana sadece iltifat ediyordu. | Open Subtitles | أبي، أعتقد أن السيدة جريفين فقط مما يتيح لك مجاملة. |
| Hadisene James. sana ben izin veriyorum. | Open Subtitles | هيا، جيمس، أنا مما يتيح لك حرية المرور في الوقت الحالي. |
| Bir zamanlar biri bana, mekanların bazen sana bir hikâye verdiğini söylemişti. | Open Subtitles | قال أحدهم لي ذات مرة أنه في بعض الأحيان في مكان يتيح لك قصة. |
| Küçük çocuklardan elma alırsın, ve onlar sana aşık olurlar. | Open Subtitles | عملتم الصبية الصغار مما يتيح لك التفاح ويمزح معك. |
| Teslim olman için sana tek şans tanıyorum. | Open Subtitles | أنا مما يتيح لك فرصة واحدة لتحويل نفسك في. |
| Bir gün gecikmiş ve bunu sana mı söylüyor? | Open Subtitles | وقالت إنها هي يوم واحد في وقت متأخر وأنها مما يتيح لك القرف لذلك؟ |
| Ahırda 10 sente saman üstünde yatmana izin veriyorlar. | Open Subtitles | في إسطبل يتيح لك النوم على القش مقابل 5 قروش للليلة |
| Tek bir açıklaması olabilir, içine girmene izin veren yeni bir motor buldun. | Open Subtitles | تفسير واحد: انت لقد حصلت على حمقاء جديدة مما يتيح لك رمي فطيرة الخاص بك إلى خردة. |
| Angus tutun ve asla gitmene izin vermeyen bir ateş gibi olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | يقول أنجوس أنه مثل حمى التي تأخذ عقد وأبدا يتيح لك الذهاب. |