Babanız dün gece, yapmaması gereken bir şey yaptı. | Open Subtitles | حسنا والدكم فعل شيئا الليلة الماضية لم يكن يجدر به فعله |
Burada olmaması gereken birini kurtarırsan, sonuçları olur. | Open Subtitles | تقومين بإنقاذ شخص لا يجدر به الوجود هنا تلكَ هي النتائج |
Malı almanı ben istedim. Hapse girmesi gereken bendim. | Open Subtitles | انا طلبت منك شراء المُخدر انا من كان يجدر به الذهاب الى السجن |
Olsa iyi olur yoksa daha da çok şey açıklaması gerekir! | Open Subtitles | حسنًا، يجدر به أن يكون كذلك وإلا سيتوجب عليه بعض الشرح |
Pekala ama iyi olsun. | Open Subtitles | حسناً، لكن يجدر به أن يكون كلاماً منطقياً |
Öyleyse aralarındaki ilişkinin ne olduğuna karar vermesi gerekiyordu. | Open Subtitles | إذا يجدر به أن يقرر ما العلاقة التي بينهم. |
Bana sürekli, benim gibi birisinin bunları yememesi gerektiğini hissettirmişlerdir. | Open Subtitles | دائماً ما أحسست أن شخصاً مثلي لا يجدر به أكلها |
Çünkü bizim hayatımız olması gereken şey, yalnız senin olmuş. | Open Subtitles | ما كان يجدر به أن يكون حياتنا معًا ثبُت أنها حياتك فقط |
Herhangi garip birşey gördünüz mü? Partide olmaması gereken birileri? | Open Subtitles | هل رأيتم أي شخص غريب، أحد لا يجدر به التواجد بالحفلة؟ |
Orada hiç olmaması gereken bir adam tarafından. Bizi kıyıya getirdi. | Open Subtitles | رجل لم يكن يجدر به أن يوجد هناك. |
Burada Olmaması gereken, Fakat Burda | Open Subtitles | هناك شخص آخر لا يجدر به أن بكون هنا |
Onunla savaşması gereken ben değilim. | Open Subtitles | إنه ليس أنا من يجدر به مقاومتها. |
Hayır, Üzgün olması gereken benim. | Open Subtitles | لا، أنا من يجدر به الاعتذار. إلا أنني... |
Onun ateş aşağı. Bu gece çok iyi uyku gerekir. | Open Subtitles | حرارته انخفضت ، يجدر به أن ينام جيدا الليلة |
Birkaç gün içinde geri gelecektir. Sorularını en iyi o cevaplayabilir. | Open Subtitles | يجدر به العودة خلال اليومين القادمين أعتقد أنه الوقت الأنسب للإجابة على أسئلتك |
İyi bir aracı kurum değerli bir müşteriyi her zaman beklemelidir. | Open Subtitles | البنك التجاري الجيد , يجدر به دائماً أن يقوم بإنتظار العملاء المهمين |
Birisi onunla vakit geçirmemi istediği zaman evde takılıp televizyon izlemekten daha ilginç bir şeyler planlaması iyi olur. | Open Subtitles | عندما يطلب من شابٌ أن أقضي الوقت معه يجدر به أن يخطط للقيام بأمر أكثر تشويقاً من الجلوس في المنزل ومشاهدة التلفاز |
Keşke daha iyi araştırsaymış. | Open Subtitles | نعم ,حسنا كان يجدر به معرفة ذلك على نحو افضل |
Ama onun sizi takip etmemesi gerekiyordu bu yüzden görmezden geleceğim. | Open Subtitles | ولكن لم يكن يجدر به ملاحقتكِ لذا سأنسى هذه المرّة |
Yollar buzluydu. O gece kimsenin dışarıda olmaması gerekiyordu. | Open Subtitles | الثلج على الطريق ولا أحد كان يجدر به الخروج تلك الليلة |
Ona bir boykot olduğunu yani gidip çıkıp da yiyecek almaması gerektiğini söylemişler. | Open Subtitles | قالوا له أنه كانت هناك مقاطعة لذلك ما كان يجدر به أن يشتري الطعام |
Bunu benim yapmam gerektiğini biliyorsun. | Open Subtitles | أنا من يجدر به القيام بهذا الأمر تعرفين هذا، أليس كذلك؟ |