| Bu arada psikolojik değerlendirmeye hazırlamak için yarın Will'le buluşacağım. | Open Subtitles | أوه، بالمناسبة، أجتمع بس لمساعدته يستعدّ لله يصعّب تقييما. |
| Genelde bilgiye değil psikolojik profile bakılır. | Open Subtitles | نحن لا نعرض للمعرفة. هو يصعّب لمحة حياة. |
| Ailem için ölene kadar savaşmaya söz verdim ama ailemi düşünmek bu sözü tutmamı zorlaştırıyor. | Open Subtitles | وعدت نفسي أن أقاتل حتى النهاية من أجل عائلتي، ولكن التفكير في عائلتي يصعّب علي الإلتزام بذلك الوعد |
| Yörüngeden yüzeydeki hedeflere kilitlenmeyi zorlaştırıyor. | Open Subtitles | ممّا يصعّب التصويب إلى أهداف على سطحه من المدار |
| Bu da ilişkinde birine güvenmeyi çok zor bir hâle getirmiş. | Open Subtitles | هو ما يصعّب عليك الوثوق بالآخرين في علاقتك مع البالغين |
| Hayatlarını bu kadar zorlaştıran buydu. | Open Subtitles | هذا ما كان يصعّب عليهم حياتهم |
| Eğer birini vuruyor fakat ölmüyorsa bu lanet işimi yapmamı daha da zorlaştırır. | Open Subtitles | عندما أطلق النار على شخص ولا يموت مما يصعّب علي قيامي بمهمتي اللعينة |
| Bütün köpekler gibi siyah ve beyaz görüyor ama koyu deriler onun için daha zor oluyor sevişmek için. | Open Subtitles | ،كجميعِ الكلاب ،إنهُ يرى كلّ شيءٍ بالأسودِ والأبيض والجلّدُ الأسود الغامق يصعّب عليه .أنّ يعرف ملامحَ الوجه |
| Evet. Bir aylık psikolojik değerlendirme yetti de arttı. | Open Subtitles | نعم، أعتقد ذلك الشهر الكامل يصعّب التقييم أكثر من اللازم. |
| Annesini tuzağa düşürmek için öz kızını kullanan bir adam kızı 6 yaşındayken üstünde psikolojik testler yapan bir adam, kızına bakınca en büyük hatasını görüyor. | Open Subtitles | أعتقد نوع الرجل الذي يستعمل بنته الخاصة لتأطير أمّها، الذي يختبر يصعّب التجارب عندما هي كانت بعمر ستّة سنوات نوع الرجل الذي ينظر إليه بنته وترى خطأه الأعظم. |
| Döner dönmez psikolojik değerlendirmeden geçeceğin için özür dilerim ama sağlık raporun temiz çıktı. | Open Subtitles | وأنا أعتذر بأنّ homecomingك كان لزاما عليه أن يحتفل به مع يصعّب evaluatlon. أنت أعطيت a شهادة السلامة الصحية. |
| Cahill'in son psikolojik değerlendirmesinde sıra dışı bir şey yok. | Open Subtitles | كاهيل أحدث يصعّب eval لا شيء المخبر عنه للملاحظة. |
| Evet. Eskiden KGB'nin psikolojik operasyonlar bölümünün şefiydi. | Open Subtitles | نعم، هو كان يركض KGB يصعّب قسم ops. |
| Bu olay, onun insanlığına tutunmasını zorlaştırıyor. | Open Subtitles | هذا من شأنه أنّ يصعّب عليها الأبقاء على أنسانيتها. |
| Ki bu da elbise giymemi cidden zorlaştırıyor. | Open Subtitles | الذين يختزنون دهونهم في أذرعهم وأثدائهم مما يصعّب عليّ ارتداء الفساتين الصيفيّة |
| Adamın hikayesini merak ediyorum ama, öğrenmek işimizi zorlaştırıyor. | Open Subtitles | أنا متشوقة لمعرفة قصته، ولكن هذا يصعّب المهمة وحسب. |
| Her gece böyle yahu. Yünü eğirmek çok zor bir hâl alıyor. | Open Subtitles | ليلةً بعد أخرى يصعّب عليّ الغزْل |
| Tespit etmesi zor bir şey. | Open Subtitles | المستشفيات يصعّب جداً اكتشافك. |
| Evet, Hisoka aurasının fark edilmesini zorlaştıran bir teknik kullanıyor. | Open Subtitles | أجل، (هيسوكا) يستخدم أسلوبًا يصعّب من ملاحظة هالة طاقته. |
| Daha sıcak vücut bakteri ve virüslerin üreyip yayılmasını zorlaştırır çünkü bunlar yüksek ısıya dayanıksızdır. | TED | الجسم الأدفأ يصعّب على البكتيريا والفيروسات التكاثر والانتشار لأنها حساسة للحرارة. |
| Fakat gümüş balıkları eşit bir şekilde parlarlar. Bu da avcının kurban seçimini zorlaştırır. | Open Subtitles | لكن التوافق الجسدي يصعّب الأمر على الصياد لالتقاط ضحية. |
| Bizi küçük gruplara koyunca kaçmamızın daha zor olacağını düşündüler diye tahmin ediyorum. | Open Subtitles | -وضعونا في زنزانات منفصلة يعتقد الـ((رايث)) أنّ الفصل بيننا يصعّب عملية الفرار |