| Sana yaptığı gibi, benden de Kaçmasına izin vermeyeceğim. Gerekirse arkasından da vuracağım. | Open Subtitles | لن أدعه يفلت منّي كما فعل معك، سيقع ولو اضطررتُ لإصابته في ظهره |
| Umarım kardeşin çocuklardan hiçbirinin Kaçmasına izin vermemiştir. | Open Subtitles | أَتمنى ألا يكون أخاك قد ترك أى من هؤلاء الاطفال يفلت |
| Kimsenin, ama hiç kimsenin yaptığı yanına kalmaz. | Open Subtitles | لا أحد, وأعنى لا أحد, يفلت من العقاب على مِثل هذه الفِعلة. |
| Bu işten paçayı sıyırmasının imkânsız olduğunu ikimiz de biliyoruz. | Open Subtitles | لأن كلتينا تعرف أنه يستحيل أن يفلت بفعلته هذه. |
| İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın kaderinden kaçamaz. | Open Subtitles | كما يمكن للمرء أن يحاول لا يمكن لأي كان أن يفلت قدر عادل لكل شخص |
| Emin ol, o aklı yarım Meksikalı benden kaçamayacak! | Open Subtitles | و أضمن لك أن هذا المكسيكي التافه لن يفلت مني |
| Peki onun bundan kurtulmasına izin vermeyeğimle ilgili verdiğim söze ne oldu? | Open Subtitles | ماذا عن وعدي لها بأنني لن أدعه يفلت بفعلته ؟ |
| Hepinizi mahkemeye vereceğim! Kaçmasına izin vermeyin! Bırakın beni! | Open Subtitles | اطفالك سيكونون كلهم سيستمعون من محاميي لا تدعه يفلت بعيدا |
| Her iki şekilde de, yaşamasına ya da ölmesine karar verene kadar Kaçmasına izin veremeyiz. | Open Subtitles | بأي طريقة كانت , لا يمكننا أن نترك هذا الأمر يفلت من أيدينا حتى نتأكد من أنها ميتة أو على قيد الحياة |
| Katilin elinden Kaçmasına izin veren Başkan olarak hatırlanmak istemiyorum. | Open Subtitles | لا أريد أن يتم تذكّري على أني الرئيس الذي ترك القاتل يفلت من بين أصابعه |
| Ama, işte dönüşüm. Yaptığı orospu çocuğunun yanına kalır. | Open Subtitles | لكن هنا نقطة التحوّل، اللعين يفلت بفعلته |
| Sadece böyle bir şeyin yanına kalmayacağını anlaması için. | Open Subtitles | لاريه انه لا يستطيع ان يفلت بما فعله معي |
| - Bu onun yanına mı kalsın? - Biliyorum, biliyorum. | Open Subtitles | ـ اعطني الحجر يا فريزر ـ واتركه يفلت بفعلته؟ |
| Biri parayı bulsa bile diğerleri gitmesine izin vermeyecektir. | Open Subtitles | حتى لو وجد شخص المال ، فلن يفلت به .. حتى يحصل كل شخص على نصيب |
| Demek ki işlediği cinayetlere rağmen paçayı kurtaran birini izlemek böyle bir duygu. | Open Subtitles | هذا هو ما يشعر به الشخص عندما يفلت من القتل |
| Kimse bana ateş edemez ve benden kaçamaz. | Open Subtitles | لا أحد يطلق النار علىّ و يفلت بفعلته |
| Babanı öldüren adam kaçamayacak. Hayır evlat, kaçamayacak. | Open Subtitles | أن الرجل الذي قتل والدك، لن يفلت من العقاب يا بني. |
| Bak, Naomi onun bundan böyle kurtulmasına izin veremezsin. | Open Subtitles | اسمعي نايومي, لايمكنك أن تدعيه يفلت بفعلته |
| Kimse arkadaşlarımın peşine düşüp bundan kurtulamaz. | Open Subtitles | لا أحد يُسيء يُسيء لأصدقائي و يفلت من العقاب |
| Sana onun temin edecek ikinci kez kaçtı. | Open Subtitles | أؤكد لك بأننا لدينا كل ما نحتاجه عن المشتبه به ولن نتركه يفلت من أيدينا هذه المرة؟ |
| İlgili her şey burada. Bunu Laugesen'in yanına bırakma. | Open Subtitles | كل المعلومات المتعلقة بانتحاره هنا لاتدع لاغسن يفلت |
| Şimdiyse Kaçıyor, Major Pasqua! | Open Subtitles | لقد كنا قريبين من أسر سفينة الجونج ميري"" والآن هو يفلت منا أيها القائد باسكو"" |
| Pete, o herif elimden kurtulan son katildi. | Open Subtitles | "بيت " ، لقد كان هذا آخر قاتل يفلت من يدى |
| Elinizden kaçırmayın, tatlım Gerçek bir mücevher. | Open Subtitles | لا تدعه يفلت منكِ. إنه رجل أحلامكِ. |
| Babam bundan kurtulmasını istememiş, ben de istemiyorum. - Hadi gel. | Open Subtitles | والدى لم يرده يفلت بهذا وكذلك أنا أستطيع فعل ذلك ، هيا |