"يكمن" - Translation from Arabic to Turkish

    • İşin
        
    • yatar
        
    • İşte
        
    • yalan
        
    • yatan
        
    • sırrı
        
    • ise
        
    • asıl
        
    • içinde
        
    • pusuda
        
    • yattığı
        
    • yattığını
        
    • yatmaktadır
        
    • pusuya yatmış
        
    • yatıyor
        
    Şimdi, net olmak istiyorum: İşin büyüsü teksir makinesinde değil, TED أنا أود أن أكون واضحة: لا يكمن السر فى آلة الطباعة.
    Ardında kütle merkezi adı verilen bir fizik kavramı yatar. TED السر يكمن في مفهوم فيزيائي يُدعى: مركز الكتلة.
    Bu ana hedef. Bu da ikincil hedef. İşte takım. TED وهنا يكمن الهدف الرئيسي، وهنا يكمن الهدف الثانوي، وهنا كفريق.
    Dişlerinin arasından yalan söyleyen... şeytani plakları alan... ve esrar içen bir çocuk. Open Subtitles صبي الذي يكمن من خلال أسنانه ... يشتري سجلات شيطاني ... ويدخن مخدر.
    İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz. TED ما يكمن في داخلنا لا يمكن أبدا أن تكون مستعمرة حقا، ملتوية، أو اتخذت بعيدا.
    Onların bu başarılarının sırrı, geniş kök sistemlerinin yüksek gövdeleri desteklediği orman zeminin altında yatar. TED و يكمن سرّ نجاحهم تحت أرض الغابة حيث تدعم شبكات جذرية عملاقة الجذوع الشاهقة في الأعلى.
    DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı. TED و مع هذا و ذاك فالجمال الحقيقي للحمض النّووي يكمن في عدم كماله.
    İşin zor kısmı her kare ızgarada çalışacak talimatlar dizisi oluşturmak. TED التحدي يكمن هنا بصياغة مجموعة من التعليمات التي ستعمل لأي شبكة مربع.
    İşin sırrı iyi karıştırmakta. Open Subtitles ورغيف بائت، وماء إن سر طعمها يكمن فى طريقة مزج كل هذه المقادير
    Bunun cevabı toplumda gitgide görünür hâle gelen bir bilişsel olgunun altında yatar; bu olgu, partizanlıktır. TED الجواب يكمن في ظاهرة استعرافية أصبحت واضحة بشكل متزايد في الحياة العامة: الحزبية.
    Ve işte etkileşim tam da bu noktada yatıyor, etkileşimi önemli kılan şey bu. TED وهنا حقا أين يكمن كذبات التفاعل، وهذه هي أهمية التفاعل.
    Umut, inanç... yalan kelimesinden daha hoş bir kılıf bulma çabası. Open Subtitles الأمل، الاعتقاد، أن عالم أفضل يكمن وراءها؟
    Şu mühim saç meselesinin özünde yatan da budur. Open Subtitles هذا، على سبيل المثال، و ما يكمن في قلب مشكلة الشعر الطويل.
    Başarının sırrı zirveye çıkmaktır. Hep bu düşünceye sahip oldum. Open Subtitles أنا أؤمن بأن سر النجاح يكمن في أن البداية يجب أن تبدأ من القمة
    Gizemin en akıl almaz türü ise, bence, bundan sonra ne olacak sorusudur. TED الغموض الأقوى فى إعتقادى يكمن فى السؤال: ما هو التالى.
    asıl büyüsü şurada: Yüksek basınçta çalışmaları gerekmez. TED وهنا يكمن السحر الحقيقي: فهي ليست بحاجة لأن تعمل تحت ضغط مرتفع.
    Bu belirsizlikte umut yatıyor ve bu habersizlik içinde ejderhanın zalimi öldürüşünü saklıyor. Open Subtitles و في هذا الشك يكمن الأمل بهذا الجهل يكمن التنين الذي سيقتل الطاغيه
    Kötülük hep pusuda bekler, bunu iyi biliyorsun... çünkü bu kötülüğü kendi yüreğinde gördün sen. Open Subtitles وانت تعلم كم الشر يكمن في نفوس الرجال لَك رَأى ذلك الشرِّ في قلبِكَ.
    Bu hayat ile ilgili çok düşündüm anne ötesinde ne yattığı ile ilgili. Open Subtitles ولكنني أفكر كثيراً في هذه الحياة يا أمي بالنظر في ما يكمن وراءها
    İnsanın kalbinin derinliklerinde neler yattığını nereden bilebiliriz? Open Subtitles على كل حال ، لا أحد يعرف ما يكمن داخل قلب الإنسان
    İnsanlık için en büyük umut şiddeti kınamakta değil, şiddeti ortadan kaldırmakta yatmaktadır. TED أمل البشرية الأعظم لا يكمن في شجب العنف، بل في جعله بائدًا.
    Kimse Dünya'nın en ölümcül düşmanının yıldızların arasında pusuya yatmış olduğundan kuşkulanmıyor. Open Subtitles لا يشك أحد أن أكثر أعداء الأرض فتكا يكمن وسط النجوم
    O zaman bu gizemin anahtarı çoklu evrenin istatistiksel özelliklerinde yatıyor olabilir. TED اذا المفتاح لهذه المعضلة قد يكمن في الخصائص الاحصائية لهذه الاكوان المتعددة.

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more