| Şimdi, net olmak istiyorum: İşin büyüsü teksir makinesinde değil, | TED | أنا أود أن أكون واضحة: لا يكمن السر فى آلة الطباعة. |
| Ardında kütle merkezi adı verilen bir fizik kavramı yatar. | TED | السر يكمن في مفهوم فيزيائي يُدعى: مركز الكتلة. |
| Bu ana hedef. Bu da ikincil hedef. İşte takım. | TED | وهنا يكمن الهدف الرئيسي، وهنا يكمن الهدف الثانوي، وهنا كفريق. |
| Dişlerinin arasından yalan söyleyen... şeytani plakları alan... ve esrar içen bir çocuk. | Open Subtitles | صبي الذي يكمن من خلال أسنانه ... يشتري سجلات شيطاني ... ويدخن مخدر. |
| İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz. | TED | ما يكمن في داخلنا لا يمكن أبدا أن تكون مستعمرة حقا، ملتوية، أو اتخذت بعيدا. |
| Onların bu başarılarının sırrı, geniş kök sistemlerinin yüksek gövdeleri desteklediği orman zeminin altında yatar. | TED | و يكمن سرّ نجاحهم تحت أرض الغابة حيث تدعم شبكات جذرية عملاقة الجذوع الشاهقة في الأعلى. |
| DNA'nın esas güzelliği ise kusurlu yönlerinde saklı. | TED | و مع هذا و ذاك فالجمال الحقيقي للحمض النّووي يكمن في عدم كماله. |
| İşin zor kısmı her kare ızgarada çalışacak talimatlar dizisi oluşturmak. | TED | التحدي يكمن هنا بصياغة مجموعة من التعليمات التي ستعمل لأي شبكة مربع. |
| İşin sırrı iyi karıştırmakta. | Open Subtitles | ورغيف بائت، وماء إن سر طعمها يكمن فى طريقة مزج كل هذه المقادير |
| Bunun cevabı toplumda gitgide görünür hâle gelen bir bilişsel olgunun altında yatar; bu olgu, partizanlıktır. | TED | الجواب يكمن في ظاهرة استعرافية أصبحت واضحة بشكل متزايد في الحياة العامة: الحزبية. |
| Ve işte etkileşim tam da bu noktada yatıyor, etkileşimi önemli kılan şey bu. | TED | وهنا حقا أين يكمن كذبات التفاعل، وهذه هي أهمية التفاعل. |
| Umut, inanç... yalan kelimesinden daha hoş bir kılıf bulma çabası. | Open Subtitles | الأمل، الاعتقاد، أن عالم أفضل يكمن وراءها؟ |
| Şu mühim saç meselesinin özünde yatan da budur. | Open Subtitles | هذا، على سبيل المثال، و ما يكمن في قلب مشكلة الشعر الطويل. |
| Başarının sırrı zirveye çıkmaktır. Hep bu düşünceye sahip oldum. | Open Subtitles | أنا أؤمن بأن سر النجاح يكمن في أن البداية يجب أن تبدأ من القمة |
| Gizemin en akıl almaz türü ise, bence, bundan sonra ne olacak sorusudur. | TED | الغموض الأقوى فى إعتقادى يكمن فى السؤال: ما هو التالى. |
| asıl büyüsü şurada: Yüksek basınçta çalışmaları gerekmez. | TED | وهنا يكمن السحر الحقيقي: فهي ليست بحاجة لأن تعمل تحت ضغط مرتفع. |
| Bu belirsizlikte umut yatıyor ve bu habersizlik içinde ejderhanın zalimi öldürüşünü saklıyor. | Open Subtitles | و في هذا الشك يكمن الأمل بهذا الجهل يكمن التنين الذي سيقتل الطاغيه |
| Kötülük hep pusuda bekler, bunu iyi biliyorsun... çünkü bu kötülüğü kendi yüreğinde gördün sen. | Open Subtitles | وانت تعلم كم الشر يكمن في نفوس الرجال لَك رَأى ذلك الشرِّ في قلبِكَ. |
| Bu hayat ile ilgili çok düşündüm anne ötesinde ne yattığı ile ilgili. | Open Subtitles | ولكنني أفكر كثيراً في هذه الحياة يا أمي بالنظر في ما يكمن وراءها |
| İnsanın kalbinin derinliklerinde neler yattığını nereden bilebiliriz? | Open Subtitles | على كل حال ، لا أحد يعرف ما يكمن داخل قلب الإنسان |
| İnsanlık için en büyük umut şiddeti kınamakta değil, şiddeti ortadan kaldırmakta yatmaktadır. | TED | أمل البشرية الأعظم لا يكمن في شجب العنف، بل في جعله بائدًا. |
| Kimse Dünya'nın en ölümcül düşmanının yıldızların arasında pusuya yatmış olduğundan kuşkulanmıyor. | Open Subtitles | لا يشك أحد أن أكثر أعداء الأرض فتكا يكمن وسط النجوم |
| O zaman bu gizemin anahtarı çoklu evrenin istatistiksel özelliklerinde yatıyor olabilir. | TED | اذا المفتاح لهذه المعضلة قد يكمن في الخصائص الاحصائية لهذه الاكوان المتعددة. |