| Ama biliyorsun, hayattaki diğer her şey gibi Bu da bir yanılsama olabilir. | Open Subtitles | لكن، كما تعلمين، مثل كل شي في الحياة قد يكون ذلك مجرد أوهام |
| Tabii tasarım Bu da olabilir. Ama şu da olabilir. | TED | التصميم يمكن أن يكون ذلك ، بالطبع ، ولكنه يمكن أيضا أن يكون هذا. |
| Pek çok erkek için bu 3 yada 4. buluşmada olur.. | Open Subtitles | بالناسبة للكثير من الاشخاص يكون ذلك فى الموعد الثالث او الرابع |
| İyi olurdu. Ben daha fazla yemek yapardım, dahil olurdum. | Open Subtitles | سوف يكون ذلك جيداً سوف اطبخ اكثر ، اكون مشاركاً |
| Tüm adayı gezdim, nerede olabilir ki? | Open Subtitles | لقد ركضت في كل أنحاء هذه الجزيرة , اين قد يكون ذلك ؟ |
| Sonra basit bir sınama testi olarak başlayan şey öldürücü oluyor. | Open Subtitles | حيئذٍ يكون ذلك دافع كافى لأن يتحول التغييم الى شكل مُميت. |
| Ancak biraz daha tartışmalı bir konu var: Bu yeterli olmayacak. | TED | ولكن إليكم شيء خلافي نوعا ما: لن يكون ذلك كافيًا. |
| Yani seni tanimiyor henüz kafa karistirici olabilir bu durum. | Open Subtitles | إنه لا يعرفك فعلاً وربما يكون ذلك مربكاً بالنسبة له |
| Keşke öyle olsaydı. | Open Subtitles | كنت احب ان يكون ذلك حقيقيا |
| Daha sonra dokuza gidiyor. Bu da şu demek oluyor: | Open Subtitles | ثم اذهب الى تسعه و الذى يجب ان يكون ذلك الشىء |
| Çünkü belki o zaman ona yardım edebilirim ve Bu da sizin için hiç iyi olmaz. | Open Subtitles | لأنه حينئذٍ قد أساعده ولن يكون ذلك بصالحك |
| Bu bizi eski bir maden kuyusuna götürebilir ve Bu da buradan çıkışımız olur. | Open Subtitles | ربما تقودنا إلى أحد المناجم وربما يكون ذلك هو طريقنا للخروج |
| Eğer doğru olanı seçmişse bu senin için iyi olur. | Open Subtitles | وأنها إن اختارت الاختيار الأول فسوف يكون ذلك جيدا لك |
| Ne kadar çabuk özgeçmiş sağlarsan kontrolü daha kolay olur. | Open Subtitles | واتمنى الحصول بسرعة على معلومات عنها يكون ذلك أفضل لنا |
| En yakın zamanda yapsan iyi olur yoksa aileni aramak zorunda kalacağım. | Open Subtitles | من الأفضل أن يكون ذلك قريباً وإلا سيكون علي التحدث إلى والديك |
| Arkamda büyük bir şirketle ve planlı bir şekilde onca filmi çekmek imkansız olurdu. | TED | لأنتج كل هذه الأفلام كان من الممكن أن يكون ذلك مستحيلاً بوجود شركة كبيرة خلفي مع تنظيم أو أي شيء. |
| Ama bu neredeyse hakaret derecesinde kolay olurdu. | Open Subtitles | لكن يمكن أن يكون ذلك بسيط بشكل مهين تقريباً. |
| Bundan daha seksi ne olabilir ki? DJ, içkini al gel. Geç saatlere kadar açık olacak. | Open Subtitles | ألن يكون ذلك مثيراً عندها ؟ سيعمل حتى وقت متأخر |
| Çıkmazlarla dolu bir yerde bulunmak ne kadar zor olabilir ki? | Open Subtitles | كيف يكون ذلك صعباً في مكان مغلق؟ |
| Eğer aydınlanmaya eriştiysem, bu nasıl bir zaman kaybı oluyor? | Open Subtitles | إذا كنت قد بلغت التنوير كيف يكون ذلك مضيعة للوقت؟ |
| Buna gerek olmayacak. Ben bu olayı göz açık kapayana dek çözerim. | Open Subtitles | .لن يكون ذلك ضرورياً .سيكون لدي هذه التوضيحات في ثواني |
| Başına gelen en iyi şey olabilir bu. | Open Subtitles | ربما يكون ذلك ربما يكون ذلك افضل ما حدث لك |
| Keşke öyle olsaydı. Halledilebilir, ama ancak sen istersen. | Open Subtitles | كنت احب ان يكون ذلك حقيقيا |
| Eğer öyleyse, senin açından pek iyi şeyler olmaz, tamam mı? | Open Subtitles | ،لأنه إن كان لديك شيء لن يكون ذلك من صالحكِ، حسناً؟ |