| Biri bana parmaklarından birini gösteriyor diye kendimi kötü hissetmem gerek. | Open Subtitles | شخص ما يوجه إليَّ أصبعه... ...و من المفترض أن أشعر بالذنب. |
| Aman Tanrım! Evlat babasını gösteriyor. | Open Subtitles | يا إلهي, الإبن يوجه الإتهام لوالده |
| Haberler iyi... Başkan suç duyurusunda bulunmayacak. | Open Subtitles | أخبار رائعة, المحافظ لن يوجه إلي أى تهمة |
| Eğer direkt olarak seni hedef alıyorsa seninle iletişim kurmaya çalışabilir. | Open Subtitles | إن كان يوجه هذا لك، فربما يحاول التواصل |
| Raynor defansını da atağa yönlendiriyor.. | Open Subtitles | و رينور يوجه دفاعه للقيام بواجبات هجومية |
| Adam takımındaki herkesi öldürüyor ve sana silah doğrultuyor sen de tehdit yok mu diyorsun? | Open Subtitles | الرجل الذي اغتال فريقك بالكامل كان يوجه مسدسه عليك وأنت تقول بأنه لا يوجد تهديد؟ |
| Adam kafana bir silah doğrultmuştu. | Open Subtitles | الرجل كان يوجه سلاحًا نحو راسكِ |
| ...yakışıklı ama acımasız bir general boynuna kılıç doğrultmuşken Yemen ulusal marşını söylemektir, | Open Subtitles | هي غناء النشيد الوطني اليمني بينما هناك رجل وسيم ولكن لا يرحم يوجه سيف لرقبتي |
| -Öyle ama dans ettiğin zaman kodamanları sana yönlendirecek kadar tanırdı seni. | Open Subtitles | غير رسمي بما يكفي لكي يوجه إليك أكبر الحيتان عندما كنت ترقصين |
| Efendim bu maymun size kıçını gösteriyor. | Open Subtitles | سيدي ، ذلك القرد يوجه مؤخرته ناحيتك! |
| Whitting gerçekten de patlamada zarar gören ilk kişiyse belki Dearing sıradaki zarar görecek kişiyi gösteriyor olabilir. | Open Subtitles | إذا كان بالفعل (ويتينغ) أول من عانى من ذلك الإنفجار، ربما يوجه (ديرينغ) بإصبعه على من يحتمل أن يعاني المرة القادمة. |
| Maruz kaldığın psikolojik baskı yüzünden büro suç duyurusunda bulunmayacak. | Open Subtitles | المكتب لم يوجه أية تهم بالنظر الى المخدر الذي كنت تحت تأثيره |
| ABD Savcılığı Dedektif Markham'ı yolsuzluk, tacir ve cinayetten tutukladığımızda bana suçlamada bulunmayacak efendim. | Open Subtitles | سيدي، لن يوجه المدعي العام إتهامات لي عندما نعتقل المحقق (ماركم) بتهم الفساد، المتاجرة والقتل. |
| ABD Savcılığı Dedektif Markham'ı yolsuzluk, tacir ve cinayetten tutukladığımızda bana suçlamada bulunmayacak efendim. | Open Subtitles | سيدي، لن يوجه المدعي العام إتهامات لي عندما نعتقل المحقق (ماركم) بتهم الفساد، المتاجرة والقتل. |
| Peki hedef neresiydi? | Open Subtitles | السؤال كان : أين يوجه ضربته ؟ |
| Tamam, o birisi mesajlarıyla beni hedef alıyor. | Open Subtitles | حسنا هذا الشخص ما ... يوجه رسائله الى |
| Şuna bak, Subaru'yu nasıl yönlendiriyor. Ve bu adam bir kız arkadaş bulamıyor. Hiçbir anlam veremiyorum buna. | Open Subtitles | انظر إليه يوجه تلك السيارة ، ومع ذلك لا يمكنه العثور على فتاة ، لا أفهم هذا |
| Raynor defansını da atağa yönlendiriyor.. | Open Subtitles | و رينور يوجه دفاعه للقيام بواجبات هجومية |
| Silahı size doğrultuyor. | Open Subtitles | انه الشخص الذي يوجه السلاح اليك |
| Bir grup insanın arasına daldı, ve sonra, aniden, ben diğer adam silahını bana doğrultmuştu. | Open Subtitles | لقد ركض بين الأشخاص ثم فجأة... ثمة برجلٌ اَخر يوجه سلاحٌ بوجهي. |
| - Doğru. Hem o sana silah doğrultmuşken Gabe'e karşı çıktın. | Open Subtitles | إلى جانب أنّك وقفت في وجه (غايب) حتّى حين كان يوجه المسدس نحوك |
| Bu sivilleri kanalların kuzeyine yönlendirecek. | Open Subtitles | ذلك يجب أن يوجه المدنيين من الممرات المائية الشمالية |
| İmzasız suçlama karbon kağıda yazılmış. | Open Subtitles | هنالك ورق من الكربون يوجه لك اتهاماً رسميا |
| İzleyicilerden birinin cep telefonu ile çektiği görüntülerde Başkan Kane projeye karşı çıkanlara hitap etti. | Open Subtitles | تصوير هاتف خلوي قدمه شخص متابع يظهر العمدة يوجه عقبات خطته التطويرية |