"يُجب" - Translation from Arabic to Turkish

    • iyi
        
    • Bu
        
    • Onu
        
    • Bunu
        
    • bir
        
    • de
        
    • zorundasın
        
    • O
        
    • gerekecek
        
    • gerek
        
    • lazım
        
    • zorunda
        
    • gerektiğini
        
    • gerekiyor
        
    • gerekir
        
    Yani, bence endüstrideki çoğu kişi Bu konu ile iyi geçinmemiz gerektiğini anladı. TED اعني,اظن ان معظم الاشخاص في الصناعة يفهمون انه يجب علينا الخوض في هذا
    Bunun için daha iyi bir yol olmalı diye düşündük TED لذلك قلنا، يجب أن يكون هناك طريقة أفضل للقيام بذلك.
    ve ayrıca kanıtlayabildi mi, Bu çok önemli bir aşamadır. TED اي يجب التحقق من صحتها .. وهذه خطوة مهمة ..
    Dünyayı değiştirme amacım yok, amacım Onu olması gereken hâle getirmek. TED أنا لا أسعى لتغيير العالم، بل أسعى للمحافظة عليه كما يجب.
    Bunu küresel olarak yapmalıyız, ve Bunu hemen şimdi yapmalıyız. TED يجب ان نفعل ذلك بشكل عالمي ويجب ان نفعلها الان
    Yani şunu sormalıyız, Bu daha önce de olmuş muydu? TED أعني، يجب علينا طرح السؤال، هل حدث ذالك من قبل؟
    Ama sıcaklığa, şefkate, ağlayacak bir omza, gülücüğe, kucaklaşmaya ihtiyaç duyduğunda bir suçlu gibi, karanlık köşelere gizlenmek zorundasın. Open Subtitles لكن لو تريد بعض الدفء وكتف تبكى عليه وابتسامة تحتضنك000 أنت يجب أن تختبىء فى الزوايا المظلمة مثل المجرم
    O kitapları yırtıp atmamız ve diğer seçeneklere bakmaya başlamamız gerekebilir ve gerçeği aramak için açık fikirli olmamız gerekebilir . TED ربما يجب علينا ان نمزق تلك الكتب و البدء بالبحث عن خيارات اخرى و ان نصبع منفتحين نحو الحصول على الحقيقة
    Annem benim aslında mavi bir balon almamın daha iyi olacağını söyledi. TED قالت لي أمي أنها تعتقد أنني يجب حقًا أن آخذ بالونًا أزرق.
    Bize sadece bildiklerini değil, nasıl bildiklerini de açıklamak zorundadırlar ve Bu da daha iyi dinleyiciler olmaları gerektiği anlamına gelir. TED ليس عليهم فقط أن يفسروا لنا ما يعرفوه و لكن كيف عرفوه و هذا يعني أننا يجب أن يكون أفضل استماعا
    Tamam. DH: Richard'ın yardım etme vakti geldi. Oo, iyi, tamam. TED دان هولزمان : يجب ان يساعدنا ريتشارد الآن آه .. حسناً
    Ama Bu farklılık cinsiyet ya da ırk ile kısıtlanmamalı. TED لكن التنوع لا يجب أن يكون في الجنس أو العرق
    bir silaha dönüşebilecek bir araç tasarlasam Onu yaratmalı mıyım? TED إن صممت جهازًا يمكن استخدامه كسلاح. هل يجب عليَّ صناعته؟
    Onu zaptetmek için, araştırmacılar önce kimin enfekte olduğu hakkında veri toplamalıdır. TED من أجل احتوائه، يجب على الباحثين جمع بيانات عن الأشخاص الذين أُصيبوا.
    Bunu yapabilmek için teknoloji yapay olduğu kadar insan da olmalı. TED لذا لفعل ذلك، يجب أن تكون التكنولوجيا بشريّة بقدر كونها صناعيّة.
    Bunu söylemem istendi. Yani, GRC'de üç büyüğün olması gerekiyor. TED لذلك يجب أن تكون هناك الثلاثة الكبار في مركزأبحاث جلين.
    Kara deliklerin evrendeki her şeyi yuttuğuna dair bir efsane vardır, ama onun içine düşmeniz için çok fazla yaklaşmanız gerekir. TED هنالك خرافة تنص على أن الثقب السوداء تلتهم كل شيء في الكون، لكن في حقيقة الأمر يجب الإقتراب كثيرا للسقوط فيها.
    Bugün de yaşanabilir bir gelecek yaratmak için aynı sıçramaya ihtiyacımız var. TED اليوم يجب ان يكون ذلك التفكير البعيد المدى لاجلنا لننشئ مستقبل منظور,
    - Ama karar vermek zorundasın. Onlar yapmaz. - Kararımı verdim, Albay Stewart. Open Subtitles و لكن يجب ان تقرر ، لن يفعلوا لقد قررت ، كولونيل ستيوارت
    Neden oraya gitmenin bile hayatımızı riske atmak olduğu O yerleri korumalıyız? TED لِمَ نحتاج لإنقاذ أماكن يجب عليك أن تخاطر فيها بحياتك لوجودك هناك؟
    Eğer bir havyan tek giderse, direkt olarak geriye dönmesi gerekecek. TED إذا حيوان واحد عبر لوحده يجب عليه أن يعود مرة أخرى
    Ayrıca Bu gece lanet olası bir yemeğe katılmam gerek. Open Subtitles إضافةً لذلك, يَجِبُ أَنْ أذْهبْ على شرف مأدبة عشاء اللّيلة
    Ama O kişiliğini ezmek istemediğimi bilmesi lazım. Open Subtitles لَكنَّه يَجِبُ أَنْ يَعْرفَ أنا لا أُريدُ الخَطوة عليه.
    Çünkü ölürsen, yine benden gerçekten hoşlanan kızlarla çıkmak zorunda kalırım. Open Subtitles لأنه يَجِبُ أَنْ ابْدأَ بالحديث مع البناتَ اللواتي يَحْببنَني في الحقيقة.

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more