| Ama ormanda bulduğum, şu kurbağa kılıklı adam... çadırdan sağ çıktı. | Open Subtitles | لكن الآخر الذي يشبه الضفدع غادر الخيمة التي وجدتها في الغابات |
| Leydim, bu çadırdan ayrılamazsınız. Muhafız buna izin vermez. | Open Subtitles | لا يجوز لك ترك هذه الخيمة الحراس لن يسمحوا بذلك |
| Siz bana 500 dolar verin. Kışa kadar o çadırdan kazandıklarınızın... yarısı benim olur. | Open Subtitles | أعطياني 500 وأياً كان استخدامكما لتلك الخيمة من الآن حتى هطل الثلج الأول |
| Senin hiç, çadırdan çadıra sürüklenen toplantılara katılan, eğitimsizler için dua edeceğine onları avlamaya çıkmış her tür evangelisti dinleyen, yapayalnız ve şaşkın bir vaizin oğlu olmadığın çok belli. | Open Subtitles | هذا جليّ أنكَ لم تكن ابن واعظ يُجرّ من خيمة إلى خيمة، ذاهباً إلى الاجتماعات، يسمع كل أنواع الانجيليين يفترسون الأميّين، |
| Sonra seni bulurum ben, tamam mı? ..ve çadırdan bir çıktım ki; | Open Subtitles | ساراك لاحقا , حسنا ؟ وما ان خرجت من خيمتي حتى رأيت سام قاطعة نصف الطريق للخروج |
| aynı şeyler.aktrist çadırdan çıkmıyor son çekim için ödemesi yapılmamış olmalı. | Open Subtitles | نفس الأمر، لن تخرج البطلة من الخيمة ربما لم تأخذ دفعتها في آخر مشهد |
| Bu çadırdan büyük olmayan bir yere yüz kişiyi tıkıştırmışlardı. | Open Subtitles | مائة نسمة محشورين في مساحة هي بالكاد أكبر من هذه الخيمة |
| çadırdan içeri girdiğimde hayran olmuştum, çok büyüleyiciydi. | Open Subtitles | عندما أخطـو أولى خطواتي إلى الخيمة بالنسبة للباقين سيكون سحري |
| Dert etme evlat, bu çadırdan çıkarken başı yerinde olmayacak. | Open Subtitles | لا تقلق يا فتي, لن يغادر هذه الخيمة و رأسه معه. |
| Hikaye günlerdir dışarıda kalmışız gibi biliyorum çadırdan 6 saat sonra kurtulduk. | Open Subtitles | الآن فقط أعلم القصة يبدو لي و كأننا كنّا بقينا هناك لأيّام و لكن تمكَّنا بعد مرور 6 ساعات نزع الخيمة و طيها |
| Hareketli bir deneyimdi, ...çadırdan çıktığında anladı ki, içine oturan şamanın sözleri değildi. | Open Subtitles | لقد كانت تجربة تأجج المشاعر ولكن بعد مغادرة الخيمة لم تكن مجرد كلمات الكاهن التي أثرت بها |
| Plajdaki o lanet çadırdan kurtulmamız lazım. | Open Subtitles | أتعرف، علينا التخلص من تلك الخيمة اللعينة التي عند الشاطئ |
| çadırdan yüz metre ötede yemek yeriz. | Open Subtitles | نحن نأكل بعيداً عن الخيمة ولا نشعل النيران |
| Seni o çadırdan kurtarana kadar dayağın daniskasını yiyordun. | Open Subtitles | لقد استمريتِ بالتذمر بتلك الخيمة اللعينة حتى قمت بخيانتهم. |
| çadırdan çıkıp sigara içtiği zamanlar hariç. | Open Subtitles | ما عدا بعض الأحيان كان يُغادر الخيمة ليخرج إلى الخارج و يشعل سيجارة |
| Her akşam çadırdan, tamamı güneşle çalışan bir dizüstü bilgisayar ve özel yapım bir uydu vericisi ile canlı olarak blog yazdık: Çadır üzerinde esnek bir fotovoltaik panelimiz vardı. | TED | وسجّلنا مذكراتنا مباشرة كل مساء من الخيمة باستعمال حاسوب محمول وجهاز ارسال مخصص يعمل بالاقمار الصناعية، كلاها تعمل بالطاقة الشمسية: و كانت لدينا خلية ضوئية مرنة فوق الخيمة. |
| Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz. | TED | وكنت كل صباح وبعد أن أخرج من تلك الخيمة أشعر أن عقلي يكاد " يدمر " من الوخز والألم |
| Hem o, çadırdan küçük bir alış veriş merkezine geçti. | Open Subtitles | بالإضافة , لقد نقلت عملها من خيمة الي مركز تٌجاري صغير |
| Parti sırasında çadırdan ayrıldığın oldu mu? | Open Subtitles | هل غادرت خيمة الحفلة في أيّ لحظة بعد المراسم؟ |
| O gece sadece ağaç bulmak için çadırdan ayrılmıştım. | Open Subtitles | المرّة الوحيدة التي غادرتُ فيها خيمتي تلك الليلة كانت للبحث عن شجرة |
| çadırdan sadece kısmen görebildik. | Open Subtitles | لانعلم رأيناها فقط خلال فتحة صغيرة بالخيمة |
| Zola, başın sağ olsun, ama seni temin ederim ki, Francois gökyüzündeki büyük çadırdan sana doğru bakıyor. | Open Subtitles | زولا نحن آسفون للغاية لخسارتك لكني أؤكد لك أن فرانسوا ينظر إلينا من خيمته الكبيرة في السماء |