| Ay çekirdekleri ve nohutlar ve çok lezzetli kaba yoncalar... | Open Subtitles | بذور عباد الشمس و حبوب الحمص وبراعم البرسيم اللذيذة للغاية |
| Eğer bu aleti portakal tohumları ve kiraz çekirdekleri kullanarak oynayabileceğim şekilde icat etselerdi gerçekten çok mutlu olurdum. | Open Subtitles | لو كان بالأمكان اختراع ماكينة استطيع ان الهو بها باستخدام بذور البرتقال والكرز سأكون فى منتهى السعادة |
| Bazı gizli topluluklar eskiden kurutulmuş kavun çekirdekleri gönderirdi. | Open Subtitles | بعض الجماعات السرية اعتادت على إرسال بذور بطيخ مجفف |
| Bana çekirdekleri toplamamda hala yardım edebilecek durumda mısın Morty? | Open Subtitles | لكن ، اتعتقد انه يمكنك مساعدتي في جمع البذور ، مورتي؟ |
| Gümrüğe geldiğimizde, bu çekirdekleri alıp tuvalete gitmeni ve bunları göt deliğinin en dibine sokmanı istiyorum Morty. | Open Subtitles | اريدك ان تأخذ هذه البذور الى المرحاض واريدك ان تضعهم في اعلى مؤخرتك ، مورتي مؤخرتي؟ |
| Bir sonraki aşamada çekirdekleri hasat ettim ve birkaç çekirdek daha ekledim. | TED | ثم يمكنك جني البذور ، ثم ستحتاج إلى عدد قليل من البذور -ـ |
| Bu balık için, bu ışık aslında bütün haldeki hücrelerden oluşuyor, çekirdekleri ve zarları da dahil. | TED | فلهذه السمكة، كانت في الواقع خلايا كاملة لها نوى و اغشية. |
| Modern tıbbın mucizeleri hâlâ suyun üzerine kahve çekirdekleri dökemiyor. | Open Subtitles | معجزات الطب الحديث ما زال لا يمكنها صب الماء على بذور القهوة |
| Portakal çekirdekleri hatırlatıcıydı. | Open Subtitles | شيء ما في ماضيه بذور البرتقال كانت تذكيرًا |
| Portakal çekirdekleri hatırlatıcıydı. - Şaka değil mi? | Open Subtitles | شيء ما في ماضيه بذور البرتقال كانت تذكيرًا |
| Ve şuna bak, zeytin çekirdekleri için kristal bir kase, böylece onları eline tükürmek zorunda kalmazsın. | Open Subtitles | وتفقد هذا، أوعية كريستالية لأجل بذور الزيتون حتى لا تضطر لبصقهم بيدك |
| Belki de domates çekirdekleri, tütün çekirdekleriyle melezledi. | Open Subtitles | ربما تزاوجت بذور البندورة مع التبغ |
| Portakal çekirdekleri, Amerika'da ortaya çıkmış geleneksel bir ölüm intikamı uyarısıdır. | Open Subtitles | -إطلاقًا بذور البرتقال تعتبر تحذيرًا تقليديًا لموت الانتقام وأصل التقليد في (أمريكا) |
| Portakal çekirdekleri, Amerika'da ortaya çıkmış geleneksel bir ölüm intikamı uyarısıdır. | Open Subtitles | -إطلاقًا بذور البرتقال تعتبر تحذيرًا تقليديًا لموت الانتقام وأصل التقليد في (أمريكا) |
| İncir çekirdekleri diş tellerime takılıyor. | Open Subtitles | بذور التين تعلق في طقم أسناني |
| Bu çekirdekleri götüne sokmalısın. | Open Subtitles | عليك انت تضع هذه البذور في داخل مؤخرتك - في مؤخرتي |
| Bunu bir taciz olarak görüyorum. - O çekirdekleri kıçının dibine kadar soktun mu? | Open Subtitles | هل وضعت البذور في اعلى مؤخرتك ؟ |
| O çekirdekleri götünden çıkarman lazım. | Open Subtitles | عليك انت تخرج هذه البذور من مؤّخرتك |
| çekirdekleri yutma. | Open Subtitles | لا تبتلع البذور .. |
| çekirdekleri buraya tükürebilirsiniz | Open Subtitles | يمكنك بصق البذور هنا |
| Çünkü helyum çekirdeklerini birbirine yeterince yaklaştırıp güçlü nükleer kuvveti devreye sokarak çekirdekleri birleştirmesini sağlamak daha zordur. | Open Subtitles | وذلك لصعوبة جعل نوى الهيليوم قريبة لبعضها البعض حتي تسيطر عليها القوة النووية وتمسك بها وتجعلها تلتحم مع بعضها البعض |