| Bana sorarsan, bunlar övünülecek şeyler değil | Open Subtitles | انا لا اعرف اذا كان هذا يستحق التفاخر به. أليس كذلك؟ |
| Bu da övünülecek bir şey. | Open Subtitles | فينخفض معدل القبول، وهذا شيء يستدعي التفاخر به. |
| Evet, övünülecek bir şey olmadığını fark ettim şimdi. | Open Subtitles | أجل، أدرك أن هذا لا يدعو إلى التفاخر. |
| - Ne kadar da övünülecek bir şey. | Open Subtitles | وذالك ليس بالشيء الجيد لتتفاخر به |
| Bu övünülecek bir şey değil. | Open Subtitles | لا اظن انه حقاً شيئاً لتتفاخر به |
| Arkadaşınızın olmaması övünülecek bir şey değil. | Open Subtitles | عدم وجود الاصدقاء ليس شيئا تتفاخر به |
| Bu, övünülecek bir şey değil birader! | Open Subtitles | ياصديقي هذا شئ لا تتفاخر به |
| Liseden mezun olacaksın, normalde pek övünülecek bir şey değil ama bizim aile için oley! | Open Subtitles | سوفتتخرجينمن المدرسةالثـانوية، والذي هو في العـادة ليس بشيء يتم التفاخر بـه لكن في هذه العائلـة ، مرحىّ ! |
| Heh, sanki övünülecek bir şey. | Open Subtitles | "هذا شيئاً ضحلاً لتتفاخر بهِ" |