| Yola çıktım bir kere kanunsuz bir Şerifle anlaşmak beni rahatsız etmiyor. | Open Subtitles | وحتى لو عقدت صفقة مع هذا المأمور الفاسد ، فهذا الأمر يناسبني |
| Kardeşimle konuşmuyorum şu an. Şerifle konuşuyorum. | Open Subtitles | انا لا اكلمك بصفتك اخى انا اكلمك بصفتك المأمور |
| Şerifle mutlaka konuşmam gerek. | Open Subtitles | أنا بحاجة للتحدث مع المأمور. ما هو الأسم ؟ |
| Şerifle beraber geri geleceklerini ve eyaleti derhal terk etmemi söyledi. | Open Subtitles | قالت بأنه سيعود ومعه الشريف وعلي ان اغادر فورا |
| Adam ismini söylemiyor. Şerifle özel görüşmek istiyor. | Open Subtitles | رجل يرفض ذكر اسمه، يطلب الاجتماع مع الشريف |
| Şerifle pek geçinemiyorsunuz galiba. | Open Subtitles | لا يبدو أن ثمّة وفاقًا بينك وبين المأمورة. |
| Şey, bir Şerifle uğraşamazsın. | Open Subtitles | . حسناً , أنت لا تستطيع أيقاف عمدة البلدة |
| Şerifle cinsel münasebette bulundunuz mu? | Open Subtitles | هل كنتِ متورطة في علاقة جنسيّة مع المأمور ؟ |
| Sevgili Şerifle konuştuktan sonra yabancının hâlâ adada olduklarına karar verdik. | Open Subtitles | بعد استشارة المأمور العزيزة، قررنا أن الغريبَين ما يزالان بالجزيرة. |
| Frekansı bozuyorlar. Şerifle konuşayım. | Open Subtitles | لا بد أنهم يشوشون الإرسال أريد محادثة المأمور |
| Tatlım, hemen geliyorum. Aşağıda Şerifle birlikteyim! | Open Subtitles | حبيبتي، سأوافيك على الفور، أنا هنا في الأسفل برفقة المأمور. |
| Bana dediklerine göre yarın kasabaya gidip Şerifle yüzleşecekmişsin. | Open Subtitles | الناس هنا اخبروني... ...انت تخطط للذهاب للمدينة لمواجهة هذا المأمور |
| Sanırım Şerifle bir sohbet edeceğim. | Open Subtitles | أعتقد أنني سأذهب لأكلم المأمور |
| - Şerifle irtibat kurabilir misin? | Open Subtitles | هل تستطيع الوصول إلى المأمور ؟ |
| Şerifle yarım saat görüştüm. | Open Subtitles | لقد كنت في مقابلة مع الشريف قبل ساعة ونصف |
| Şimdi, ya görmeme müsade edersiniz, ya da buraya Şerifle birlikte gelirim. | Open Subtitles | الآن، إما أن تسمح لي برؤيـتـه أو أنني سأعود إلى هنا مع الشريف |
| Çok naziksiniz hanımefendi. Şerifle görüştüm, aynı şeyi hissetti. | Open Subtitles | يسرني أنكِ قلتِ ذلك ويبدو أن هذا رأي الشريف أيضاً |
| JJ'le ben de Şerifle beraber merkeze gidip arkadaş ve aileleriyle görüşeceğiz. | Open Subtitles | و انا و جي جي سنذهب لمكتب الشريف و نبدأ بمقابلة الأهل و الأصدقاء |
| Şerifle konuşmalısın. | Open Subtitles | يجب عليك التحدث مع المأمورة |
| Yatakta Şerifle mi beraberdin? | Open Subtitles | هل أنت كنت على السرير مع عمدة البلدة ؟ |
| Bayan Hopewell, Şerifle olan ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? | Open Subtitles | السيدة (هوبويل) كيف لكِ أن تصفي علاقتكِ بالمأمور ؟ |
| Her ne kadar iyi bir fikir olduğundan emin olmamış olsamda bu konu hakkında Şerifle zaten konuştum. | Open Subtitles | تكلّمت إلى مدير الشرطة حوله، مع ذلك لست متأكّد بأن تلك كانت فكرة جيدة. |
| Şerifle senin aranda pek fark yok. Efsaneden başka bir şey değil. | Open Subtitles | أنت والمأمور لستم أكثر مما تعتقد لستم سوى مجرد أساطير |