Tek gerçek şimdiki zaman, | Open Subtitles | الشيء الوحيد الحقيقي هو الحاضر |
Gerisi şimdiki zaman. | Open Subtitles | الباقي هو الحاضر |
çoğumuz için, şimdiki zaman sanki sihirli bir zaman dilimi. | TED | إنه كما لو أنه، بالنسبة لمعظمنا، الحاضر هو وقت ساحر. |
şimdiki zaman sadece bir çift göze yeri olan dar bir aralık. | Open Subtitles | الحاضر هو مجرد فتحة ضيقة مع غرفة لزوج واحد فقط من العيون |
Ya da bazı ekonomistlerin ifade ettiği gibi, şimdiki zaman önyargısının. | TED | أو ما يسميه بعض علماء الاقتصاد: انحياز الحاضر. |
Bu şimdiki zaman önyargı sorunu tasarruf hakkında düşünmemize neden oluyor, ama harcama ile son buluyor. | TED | إذن قضية انحياز الحاضر هذه تدفعنا للتفكير في الادخار، لكن بالانتهاء بالإنفاق. |
Oturun bir kağıda isteğinizi yazın yazarken şimdiki zaman kullanın, | Open Subtitles | اجلس واكتبه على قطعة ورق اكتبه بصيغة الحاضر |
şimdiki zaman kullandım. | Open Subtitles | لقد تحدثت إلى نفسي بصيغة الحاضر |
Aynı tekdüze ve sıkıcı şimdiki zaman. | Open Subtitles | و مازال الحاضر هو نفس الحاضر الممل الكئيب |
şimdiki zaman gibisi yok. | Open Subtitles | حسنا... الحاضر هو أفضل وقت |
şimdiki zaman, şu an bizim. | Open Subtitles | الحاضر.. هو لنا الآن. |
şimdiki zaman kullanıyorsun. - Evet. | Open Subtitles | أنتِ تتحدثين بصيغة الحاضر |