| ağzının kenarında bir şey var Al. Hayır, öteki tarafta. | Open Subtitles | يوجد شئ على جانب فمك يا آل لا الجانب الآخر |
| Bir kere bile gardını düşürürsen, şeytan, bir yılan gibi ağzının içine girer ve sonrasında ebediyen, senin adına konuşur. | Open Subtitles | إذا تركت إيمانك لمرة واحده فأن الشيطان سينزلق مثل الثعبان في فمك وبعد ذلك وإلى الأبد سوف يتحدث نيابة عنك |
| ağzının üstüne patlatsam mı, yoksa ağzının üstünden öpsem mi karar veremedim. | Open Subtitles | لا أعلم ما إذا كنت أريد لكمك على فمك أو تقبيل يدك |
| Çürüyen deri solması ve ağzının çevresinde, tükürük bezlerinin fazla uyarılması. | Open Subtitles | جلدي نخري، تغيير اللون وحول فمه ، فرط في الغدد اللعابية |
| Geriye tek kalan, ağzının ve kıçının etrafında birkaç yara. | Open Subtitles | كل ماتبقى القليل من ندوب الحولة فمه و فتحة الشرج. |
| Ancak bir sıçan yeme umuduyla karşılaşınca ağzının içinden çekiştiriyorladı. | Open Subtitles | لكن بمواجهة مشهد وجبة جرذ فقد كانت تسحبه خارج فمها |
| "Dilimi, Jason Street'in ağzının ne kadar içine uzatabilirim" provası yapacak. | Open Subtitles | سوف تكون مشغولة كم تستطيع جعل لسانها داخل فم جايسون ستريت |
| Senin de biraz gücün azalmış ağzının tam ön tarafında. | Open Subtitles | أوه ، إنكي تفتقدين قليلاً من القوة في مقدمة فمكِ تماماً |
| Hâlâ nefes aldığından emin olmak için ağzının yanına bir ayna koyardım. | Open Subtitles | كنت أضع مرآة إلى جانب فمك لأتأكّد من أنك لا تزال تتنفس |
| Emin olmadığın şeyi söylediğin her seferinde ağzının kenarında oluşan seğirmeyi. | Open Subtitles | كل مرة تقولين شيئًا لست متأكدة منه، فمك يشد عن الطرفين. |
| Yani yapman gereken şey, nasıl desem sıkıştırarak ağzının içine almalısın. | Open Subtitles | لذا سيكون عليك ، لا أعرف أن تضغطيهم لتدخليهم فى فمك |
| Bir tane de su fışkırtıcılı al eğer ağzının aklının başından alınmasını istiyorsan. | Open Subtitles | وأحصل ايضاً على غسول آلي للفم إذا كنت تريد أن يفقد فمك صوابه |
| ağzının açık kalması lazım. | Open Subtitles | غض هذه بشدة من الافضل أن يكون فمك مفتوحا |
| Bir daha bağırdığını duyarsam, ağzının orta yerinden vururum. | Open Subtitles | لو سمعتك تتنفس ثانية سأخرس فمك القذر. أتفهم؟ |
| ağzının içine bir çeyreklik koyarsan, dilek dileyebiliyorsun. | Open Subtitles | وإذا أدخلتي ربعا داخل فمه تستطيعين أن تطلبي أمنية .. |
| Bunun ardından adam sabahları ağzının her tarafında kurbağa yavrusunun kuyruğu gibi saydam bir jöle ile uyanmaya başladı. | Open Subtitles | بعد ذلك، كان يستيقظ كل صباح ليجد هلاماً شفافاً كذيل صغير الضفدع حول فمه |
| ağzının ortasına vurup sizi biraz eğlendirmek için. | Open Subtitles | كنت ستعمل ضربه في فمه لتعطيك بعض الترفيه. |
| Şu an kanca ağzının her iki tarafında ve o kancayla uzaklaşıyor. | Open Subtitles | لابد أنها تناولتها من جانب فمها و تقوم الآن بالإبتعاد بها ... |
| Bir kere, zamanın Hollanda resminde, bir kadının ağzının açık olması cinsel uygunluğa işaret ediyordu. | TED | وفي ذاك الوقت، في اللوحة الهولندية إذا كان فم المرأة مفتوح، فهو يشير إلى توفرها جنسياً |
| ağzının çevresinde mükemmel bir mühür bıraktı. Sanki beynini emecekmiş gibi. Biliyorum. | Open Subtitles | لقد قبلكِ مع وضع كامل فمه حول فمكِ كما لو أنه يحاول أن يمتص عقلكِ |
| Beyin sapına kadar ilerlemiş görünüyor ve ağzının etrafında da ezikler var. | Open Subtitles | يبدو أخترق كل المسافة إلى الفص الدماغي وهناك بعض الكدمات حول الفم |
| Beni bir numaraya koyduğun için ağzının suyunu akıtarak ondan bahsedebileceğini sanma. | Open Subtitles | لا تعتقد انكه يمكنك ان يسيل لعلابك عليها لانك تعتبرني رقم 1. |
| Başka bir balığın ağzının içine yüzüp dişlerindeki bakteriyi yiyen balıklar gibisiniz. | Open Subtitles | انتم مثل سمكة تسبح لفم سمكة اخرى و تأكل الباكتيريا من اسنانها |
| Aman! Şimdi de ağzının suyu akıyor! | Open Subtitles | ايغو هذا الفتى يسيل لعابه من رؤية الزهور |
| Anlaşılan ağzının üst kısmını beğenmemiş bu yüzden damağını yarıp alt çene hizasına getirmişler. | Open Subtitles | على ما يبدو لم يكن سعيد بالنصف العلوى من فمّه لذا قسّموا سقف حلقه العلوى وجعلوا طوله مساوياً لفكّه السفلى |
| ağzının etrafındaki beyaz maddeye bak. | Open Subtitles | إنظرْ إلى هذه المادةِ البيضاءِ حول فَمِّه. |
| ağzının tadını bilmiyorsan yapacak bir şey yok demektir. | Open Subtitles | انها ليست غلطتي انك لم تكن تريد ان تحسن مذاقك وجبتك |