| Bu üniversiteye giren ailenizin parası buraya dalıp beni sorgulamanız hakkını vermiyor size. | Open Subtitles | كمية أموال عائلتك التي ترسل لهذه الجامعة لا تمنحك الحق لإقتحام مكاني وأستجوابي |
| Başka birisi yapmadan önce ailenizin kontrolünü elinize alsanız iyi olur. | Open Subtitles | انه وقتك للسيرطة على عائلتك قبل أن يعمل ذلك شخص آخر |
| Nasıl bir ailenizin olduğu, yaşadığınız ev hiçbirini önemi yoktu. Sizi görmüştü. | Open Subtitles | لا يهمها من هي عائلتك المنزل الذي تعيش به، إنها فقط تراك |
| Beni ilgilendirmediğini biliyorum,ben sadece ailenizin acı çekmesine seyirci kalmak istemiyorum. | Open Subtitles | أعلم أن هذا ليس من شأني ولكني لا أود أن أرى عائلتكِ تتأذى |
| Bana teşekkür etmenizi istemiyorum. Sadece eve, ailenizin yanına gitmenizi istiyorum. | Open Subtitles | لا أريدكم أن تشكروني، أريدكم أن تذهبوا لمنازلكم وتستمتعوا مع عائلتكم |
| Ve o ödül, ülkenizi işgalimizin bundan sonraki döneminde ailenizin Alman ordusunca taciz edilmesine son verilmesi şeklinde olacaktır. | Open Subtitles | وتلك الجائزة هي أنّ عائلتك لن يتمّ إزعاجها بأيّ شكل من قبل الجيش الألماني خلال بقيّة فترة احتلالنا لبلدك |
| ailenizin ve sizin nereye gittiğinizi sormadım. | Open Subtitles | إنني لم أسألك إلى أين أنت و عائلتك متوجهون. |
| Kızınızla tanışmak istiyorum, izninizle ve ailenizin gözetimi altında. | Open Subtitles | أريد أن أتعرف على ابنتك باذنك و تحت اشراف عائلتك |
| Kızınızla tanışmak istiyorum izninizle ve ailenizin gözetimi altında. | Open Subtitles | أريد أن أتعرف على ابنتك باذنك و تحت اشراف عائلتك |
| Bunun size ailenizin ve arkadaşlarınızın saygısını kazandıracağını anlamışsınızdır sanırım. | Open Subtitles | أعتقد ستجد أن هذه الوظيفة توفر لك الإحترام بين عائلتك وأصدقائك |
| Ama evinizin serseriler tarafından yağmalandığını ve ailenizin ağızlarında çorap bodrumda bağlandığını farz edin. | Open Subtitles | لكنلنفترضللحظةأنمنزلكهاجمه اللصوص.. وقيّدوا عائلتك في القبو وجواربٌ في أفواههم |
| Kostümünüzün tek bir dikişini bile karınızın, çocuklarınızın yahut talihsiz ailenizin başka bir üyesinin hassasiyetlerini korumak için değiştirmeyeceğim. | Open Subtitles | لن أغير تطريز واحد من ردائك لحماية حساسية زوجتك أو أطفالك أو أي شخص من عائلتك التعيسة |
| Ve ailenizin içtiği suyu arıtmaktan daha önemli ne olabilir? | Open Subtitles | ثمّ ماذا يمكن أن يكون أكثر أهميّة من تنقية الماء الذي تشربه عائلتك |
| Evet, ailenizin zevk aldığı başka gelenekleri de gördük. | Open Subtitles | أجل, ولقد شاهدنا أنواع أخرى من التقاليد التي تستمتع بها عائلتك |
| Çünkü ailenizin sahibi olduğu bir mülkte büyüdü. | Open Subtitles | لأنه نضج في القصر الذي كان تمتلكه عائلتكِ |
| ailenizin pozitif zamanlarının, aynı zamanda da negatif anların nasıl üstesinden geldiğinizin hikayesini yeniden anlatın. | TED | إقضوا وقتكم في رواية أكثر لحظات عائلتكم إيجابيةً وكيف تغلبتم على السلبيات. |
| - Umarım ailenizin sağlığı yerindedir. - Evet yerinde, teşekkür ederim. | Open Subtitles | ـ أتمنى أن تكون أسرتك بصحة جيدة ـ شكرا لك,أنهم بخير |
| Emin olamayız fakat ailenizin daha önce yaptığı röportaj | Open Subtitles | لا نعلم تحديداً لكن مقابلات والديكما السابقة |
| Çok ufak bir komisyon karşılında... sizin, ailenizin ve tabii liderlerinizin... gizlice İtalya'dan çıkarılıp sizin gibi önemli kişilerin... baş tacı edileceği bir doğu ülkesine götürülmenizi ayarlayabilirim. | Open Subtitles | مقابل عمولة صغيرة يمكنني أن أرتب لك و لعائلتك و لقوادك بالطبع لتخرجوا مع البضائع من إيطاليا و تنقلوا لمدينة شرقية |
| Kazıkçı Para Yönetimi'nin müdürü ve ailenizin mülkünün vasisi olarak sizler reşit olana kadar paranıza göz kulak olmak ve sizi en yakın akrabanıza teslim etmek benim yasal görevim. | Open Subtitles | كرئيس لقسم التبنى و المشرف على أملاك والديكم من صلاحياتى ان أهتم بمالكم حتى تبلغوا |
| Sizin ve ailenizin üzerinde ne baskısı varsa hepsi gitti. | Open Subtitles | أي مستمسك كان بحوزته ضدكم أو عائلاتكم قد انتهى |
| Kendinizin ve ailenizin güvenliği için sizi zorunlu bir tatile göndereceğiz. | Open Subtitles | ..لأجل أمانك، وعائلتك يجب أن تأخذ أجازة إضطرارية .. |
| ailenizin sizi duymadığından emin olmak için kapıyı 8 kere kontrol etmek de. | Open Subtitles | و تحاول أن تتأكد أن والداك لم يسمعاك , لذا تقوم بطرق بابهما ثمان مرات |
| Sonra ailenizin şu arazi konusunda verdiği karar. | Open Subtitles | ثم قرار عائلتكَ مع الأرض، أعتقدُ أنّكَ تقوم بالأمر الصحيح |
| Sizi tutuklardım ama içimde ailenizin size daha sert cezalar vereceğine dair bir his var. | Open Subtitles | عادة كنت سأعاقبكم لكن عندي شعور بأن آبائكم سوف يعاقبونكم عقوبة أشد |
| ailenizin evine akşam yemeği için geldiniz... ve buradan tek ayrılan Don oldu. | Open Subtitles | تَجيءُ إلى أبويكِ ' بيت للعشاءِ ودون الوحيد الذي أوراق. |
| ailenizin iskoçyayı onlara bırakmam için beni kandırmaya çalışmasının da üzerinden fazla zaman geçmedi. | Open Subtitles | لم يمض وقت طويلاً على والديكِ لخداعي لتوريثهم أسكوتلندا. |
| ailenizin yok etme çabalarına rağmen burası hala bir cumhuriyet. | Open Subtitles | هذه لاتزال جمهورية على الرغم من محاولات عائلك لتدمير ذلك |