| Bunun kendi başına bir anti-Semitizm olamayacağı söylenebilir. | Open Subtitles | كل ما يمكن أن يقال أنه أن كل ذلك لا يمكن أن يؤخذ على أنه عداء للسامية |
| Diğer anti-Semitizm ile ilgili metinlerin olduğu bölümde. | Open Subtitles | لقد تم وضعهم في قسم خاص لا يمكنك دخوله مع النصوص الأخرى المعادية للسامية |
| söylemek istediğim kavram, anti-Semitizm den çok çektik.. | Open Subtitles | إن فكرة ...أننا عانينا بما يكفى من العداء للسامية |
| Aynı Hitler hayranlığı, Üçüncü Reich'a övgüler, anti-Semitizm, ırkçılık, önyargı. | TED | تملّق هيتلر ذاته، تمجيد ألمانيا النازية، معاداة السامية، العنصرية والتحيز. |
| mantıki bir çerçeveye oturtulmuş anti-Semitizm, ırkçılık ve önyargı idi. | TED | كانت معاداة السامية، العنصرية والتحيّز هو ما يتجلى كخطاب عقلاني. |
| Kaçıyorsun. Biri seninle aynı fikirde olmayınca, anti-Semitizm diyorsun. | Open Subtitles | كلما اختلفت معك جماعة ما فهو بسبب معاداة السامية |
| 30'lu yıllarda şiddetli bir anti-Semitizm atmosferinde büyürken Hans Friedrich, yerel Yahudi tüccarların kendisini ve ailesini dolandırdığına inanmıştı. | Open Subtitles | بينما نما في الـثلاثينات في جوّ معاداة الساميّة الشريرة "إعتقد "هانز فريدريش أن اولئك التجّار اليهود المحليّين غشّوه وعائلته |