| Bu sıkıntıları atlatınca yolsuzluktan arınmış onurlu bir millet olacağız inşallah. | Open Subtitles | عندما نخرج من هذا، سنكون أمة جميلة و خالية من الفساد |
| Bu küf kolonisinin etrafında ise beklenmedik bir şekilde bakteriden tamamen arınmış bir bölge vardı. | TED | وحول هذه المستعمرة من العفن كانت منطقة خالية كليا وبشكل غير متوقع من البكتيريا. |
| Teknolojisinden ve muhafızlarından arınmış olarak bir hücrede uyanır. | Open Subtitles | وهو سوف يستيقظ فى أرض خالية بدون حراس و بدون أى تقنيات |
| Ben utançtan arınmış durumdayım artık. | Open Subtitles | أنا خالي من العار الأن ويمكنك أن تكون كذلك أيضاً |
| Fiziksel olarak ne hissediyorsun, arınmış mı? | Open Subtitles | إذاً، كيفَ تشعرُ من الناحية الجَسَدية، خالٍ من السموم؟ |
| Sen arındıkça bütün İsrail arınmış olacak. | Open Subtitles | ...لتكونوا أطهاراً ! لذا على جميع بني (إسرائيل) أن يتطهروا |
| Evimiz cadılar bayramından arınmış olmalı. | Open Subtitles | على منزلنا أن يكون مكانا خاليا من أشكال الإحتفال بعيد القدّيسين |
| Peki şova başlarken fosfattan arınmış sabunu almak için eğilen herifi anlatsak nasıl olur ? | Open Subtitles | وماذا لو بدأنا البرنامج برجل يلتقط قطعة صابون خالية من الفوسفات؟ |
| Kızımı cinsel önyargılardan arınmış bir biçimde büyütmeye çalıştım. | Open Subtitles | حاولت أن أربي ابنتي خالية من التحيز الجنسي خالية من القوالب النمطية |
| Onun için istediğim tek şey rahiplerden ve zorbalardan arınmış bir İspanya. | Open Subtitles | كل ما أطلب لأجلها إسبانيا خالية من القساوسة و الطغاة |
| Bunlar patojenden arınmış dünyadaki en temiz fareler. | Open Subtitles | اكثر فئران العالم خالية من مسببات الامراض |
| Kendime mikroplardan arınmış bir daire yaptım. | Open Subtitles | لقد أنشأت غرفة خالية من الجراثيم لنفسي |
| Bundan sonra günlerini sorumluluktan arınmış bir şekilde... daha yapıcı aktiviteler yaparak geçirebilirsin... | Open Subtitles | ثم هل يمكن أن تنفق أيامك في السعي خالية من الشعور بالذنب ... أنشطة بناءة أكثر ... |
| Kuzey Kore'de Pyongyang dışında, askerden arınmış bölgedeydi. | Open Subtitles | كانت في جهة خالية من الأسلحة "خارج "بيونغ يونغ"، "كوريا الشمالية |
| "Hukuk tutkudan arınmış mantıktır." | Open Subtitles | " إنّ القانون سبب خالي من العاطفة " |
| Londra Çarşısı suçtan arınmış bir alandır. | Open Subtitles | سوق لندن خالي من الجرائم |
| - Uzaylılardan arınmış. | Open Subtitles | خالي من الفضائين |
| Tümüyle dokulardan ve... kokudan arınmış. | Open Subtitles | في أواخر سنّ المراهقة ، في العشرينيات تقريباً خالٍ تماماً من اللحم أو الرائحة |
| Binlerce yıldır, toplumumuz suçtan ve savaştan arınmış oldu. | Open Subtitles | أوه، حسناً، لآلاف السنين ومجتمعنا خالٍ من الجريمة والحرب، |
| Vicdandan yoksun bir canavar, insan duygularından arınmış biri. | Open Subtitles | وحش بلا ضمير، خالٍ من أيّ تعاطف بشري. |
| Sen arındıkça, bütün İsrailoğulları da arınmış olacak. | Open Subtitles | ...لتكونوا أطهاراً ! لذا على جميع بني (إسرائيل) أن يتطهروا |
| Bu temiz bir dünya olmalıydı. Karbonlardan arınmış bir dünya. | Open Subtitles | كان من المفترض ان يكون هذا عالما عقيما خاليا من الحياة الكربونية |