Ve ikimiz için de bu diyalog, Kadın Yürüyüşü konusunda hemfikir olmasak da birbirimizin bakış açısını anlamamızı sağladı. | TED | وفي رأينا، سمح لنا هذا الحوار أن نفهم وجهة نظر بعضنا البعض بخصوص مسيرة المرأة على الرغم من اختلافنا. |
Yani başkasının bakış açısını aldığımızda, bu iddialı ve zorlayıcı olurken, sempatik olmamızı da sağlar. | TED | لذا عندما نتبنى وجهة نظر شخص آخر، يتيح لنا أن نكون طموحين وجازمين وفي نفس الوقت محبوبين. |
Aynı dinamik bakış açısını Hindistan'a da uygulayabilirsiniz. | TED | ويمكنكم تقييم الهند عبر تطبيق ذات المنظور الديناميكي. |
Kadın bakış açısını yakalama şekli. Öylesine kadınsal. | Open Subtitles | الطريق جذب الانتباه النسائية وجهة نظرها النسائية |
Bir kez daha hareket ettirirseniz İngilizlerin bakış açısını görüyorsunuz. | TED | وتحركوه مجددًا، فتحصلوا على وجهة النظر البريطانية |
Gracie, bir kadının bakış açısını öğrenmek isterim. | Open Subtitles | غرايسي , انا احب ان اسمع وجهة نظر النساء |
Onun kızınıza bakış açısını beğenmediniz ve karanızı değiştirdiniz. | Open Subtitles | لم تعجبكِ حتى أكثر من زوجك السابق الطريقة التي كان ينظر بها لابنتك |
Bu yüzden, eğitirken her zaman köpeklerin bakış açısını hesaba katmaya çalışmalıyız. | TED | لذا، عندما ندرب، دائماً نحاول الأخذ في الإعتبار وجهة نظر الكلب. |
Peki, hikâyeniz için bir bakış açısını nasıl seçersiniz? | TED | لذا كيف يمكنك اختيار وجهة نظر لرواية قصتك؟ |
Çünkü bana ait bu nöron başka birinin bakış açısını benimsiyor. | TED | لانه يبدو أن هذه الخلايا تعتمد وجهة نظر الشخص الآخر |
Gracie, bir kadının bakış açısını öğrenmek isterim. | Open Subtitles | غرايسي , انا احب ان اسمع وجهة نظر النساء |
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum. | TED | ولكنني أناضل للحفاظ على هذا المنظور في حياتي اليومية. |
Bu bana bakış açısını ve ilişkileri hatırlatıyor. | TED | ولذلك فإن هذا يقودني مرة أخرى إلى المنظور والعلاقة. |
bakış açısını değiştirmeye dair en beğendiğim örneklerden biri. | TED | إنه أحد أمثلتي المفضلّة عن تغيير المنظور. |
Şirket, kıyafetlerini anlamadı, kişiliğini anlamadı, bakış açısını anlamadı. | Open Subtitles | السجل لم يفهم ملابسه, أو شخصية أو وجهة نظرها. |
Ama bakış açısını severim. Harika fikirlerde neler var? | Open Subtitles | لكن احب وجهة نظرها ما الطبخات في "افكار عظيمة"؟ |
Onun bakış açısını göstermek istiyorum. | Open Subtitles | أريد أن أظهر وجهة نظرها. |
Mahremiyet, güvenlik ve sorumlulukları ele alan sağlam çözümler bulmak zorundayız, ancak hâlâ o bakış açısını da vermeli. | TED | علينا أن نأتي بحلول معقولة تعالج مشاكل الخصوصية والأمان ومشاكل المساءلة ولكن توفر لنا أيضًا وجهة النظر تلك. |
Bu bakış açısını tüm kalbimle anlıyorum, çünkü ben de öyle düşünürdüm. | TED | وأنا أتعاطف بشدة مع وجهة النظر هذه، لأنني اعتدت التفكير بهذه الطريقة أيضا. |
Zaten Jody'e bakış açısını hiç beğenmemiştim. Hem de hiç. | Open Subtitles | (لم تعجبني أبداً الطريقة التي كان ينظر بها ل (جودي |
Birbirimizin fikirleri ve bakış açısını anlamada gerçekten meraklı olmayı seçtik ve birbirimizi onaylamasak bile dinlemeye istekli olduk. | TED | وقد اخترنا أن يكون لدينا فضول حقيقيّ بشأن أفكار ووجهات نظر بعضنا البعض وأن نكون على استعداد للاستماع إلى بعضنا البعض حتى عند الاختلاف. |