| Muncie, Mickey'i istemiyor. Ivan Belikov'u istiyor. | Open Subtitles | إن (مانسي) لا تريد (ميكي) بل تريد (ايفان بيليكوف) |
| - Eesi Minasyanları Belikov'un peşine takarsak Mickey kurtulur. | Open Subtitles | إذًا سنلصق حادث آل (ميناسي) على (بيليكوف)، فيخرج (ميكي) |
| Belikov'un o Ermenileri öldürdüğünü hiç sanmıyormuş. | Open Subtitles | وسبب أنه لا يظن أن (بيليكوف) قتل المافيا الأرمينية |
| Muhbirimin ağzına sıçtın. Belikov'un bunu yapmasına müsaade ettin. | Open Subtitles | لقد أفسدت خطتي تركت (بيلكوف) هناك ليفعل هذا |
| Bay Belikov'a oyun oynadığınız için sizden intikam almak isteyecek Moskovalı güçlü insanlara karşı size kefil oldum. | Open Subtitles | لقد أوصيت بك لدى أشخاص أقوياء النفوذ بشدة في (موسكو) كانوا يفضلون الانتقام منك لأنك لفقت التهمة للسيد (بيلكوف) |
| Ivan Belikov adında, sekiz Ermeniyi öldürmekle suçlanan bir Rus var. | Open Subtitles | ثمة اسم روسي، (إيفان بيليكوف) اتُهم بقتل 8 أشخاص من أفراد العائلة الأرمينية - ثم؟ |
| Beni öldürürsen Belikov hapiste kalır. | Open Subtitles | إذا قتلتني فسيبقى (بيليكوف) في السجن إلى الأبد |
| Minasyalı olayını Belikov'un üstüne yıkarsak Mickey paçayı kurtarır. | Open Subtitles | سنلفق حادثة آل (ميناسي) لـ(بيليكوف)، فيخرج (ميكي) |
| Jackson Holt'la görüştüm ve Ermenileri Belikov'un öldürdüğüne inanmıyor. | Open Subtitles | كنت أتحدث إلى (جاكسون هولت) إنه لا يعتقد أن (بيليكوف) قتل هؤلاء الأرمن |
| Dava düşüp Bay Belikov serbest bırakılmadığı sürece anlaşmanın size ait kısmına uymak durumundasınız. | Open Subtitles | حتى تسقط تلك الاتهامات ويتم إطلاق سراح السيد (بيليكوف) ستبقى ملتزماً بالجانب الخاص بك في التسوية |
| Hem de Bay Belikov'a komplo kurduğunuz için Moskova'da size misilleme yapmak isteyen nüfuzu kuvvetli insanlara karşı kefil oldum. | Open Subtitles | والذين فضلوا الانتقام منك إلى حد كبير بسبب تلفيق التهمة للسيد (بيليكوف) |
| Belikov çıktığında kadın ticaretine devam edeceksiniz, değil mi? | Open Subtitles | عندما يخرج (بيليكوف) ستعودين إلى تهريب الفتيات مباشرة أليس كذلك؟ |
| Amcam, Bay Belikov'la yaptığı ticari işlerden beni genellikle uzak tutmuştur fakat birkaç durumda işlerimiz kesişiyor. | Open Subtitles | جعلني عمي بمنأى عن تعاملاته مع السيد (بيليكوف) لكن توجد أماكن صغيرة وقليلة تتداخل بها الأعمال |
| Feldman'dan gelen paranın Bay Belikov'a ait kısmı. | Open Subtitles | هذا نصيب السيد (بيليكوف) من مال (فيلدمان) |
| Tıpkı Belikov gibi limanda problem yaşayan bir galerici. | Open Subtitles | تاجرة فنون لديها مشكلة في الميناء (تمامًا كـ(بيلكوف |
| Moskova'da Belikov'a tuzak kurduğun için sana misilleme yapmayı tercih edecek birçok güçlü insana senin adına kefil oldum. | Open Subtitles | لقد كفلتك مع أشخاص هامين جداً في (موسكو) كان يفضلون الانتقام منك لتلفيقك التهمة للسيد (بيلكوف) أكثر بكثير |
| - Boş yapmayalım, Ray. Belikov öldü deniyor. | Open Subtitles | توقف عن الهراء يا (راي) يقال إن (بيلكوف) ميت |
| Hemen Belikov'la beni görüştürmeni istiyorum. | Open Subtitles | (أريدكِ أن ترتبي لي لقاء مع (بيلكوف |
| Evet, Belikov'un ziyaretçi geçmişine bakıyorum. | Open Subtitles | (أجل، أنا أنظُر إلى سجل زيارات (بيلكوف |
| Belikov tüm operasyonu kontrol ediyor. | Open Subtitles | بيلكوف) يدير عملياتِك بأكملِها) |
| Belikov'la bir ilgisi var mı? | Open Subtitles | هل لديه صلة بـ(بيلوكوف)؟ |
| Tüm operasyonunu Belikov yönetiyor. | Open Subtitles | يدير (بوليكوف) العمليات بأكملها |