| Belki yarın. Yine de bilgisayarlı tomografiye gideceğiz, değil mi? | Open Subtitles | حسناً , ربما غداً مازلنا سنقوم بالفحص الشامل , صحيح؟ |
| Belki yarın bir yürüyüşe çıkarız ben de sana parkı gezdiririm. | Open Subtitles | ربما غداً يمكننا أن نتمشى و سأتمكن من التنزه في الخارج |
| Makinenin amacını ne zaman bulacağımızı soruyorsanız Belki yarın, belki seneye, belki de asla. | Open Subtitles | إذا سألتنى متى سنكتشف فائدة هذه المخططات ربما غداً, السنة القادمة وربما لن نعلمها أبداً |
| Belki yarın da toptancılara gideriz. | Open Subtitles | ربما غدا نذهب إلى واحدة من تلك الأسواق الكبيرة |
| Belki yarın. Programı belli olduğunda ben seni ararım. | Open Subtitles | ربما غدا , سأتصل بك عندما القى نظره على جدوله |
| Belki yarın kötü bir saç kesimim olur ve bütün buraları paspaslarım | Open Subtitles | ربما غداً سأحصل على قصة شعر سيئة وأدفع بالممسحة طوال اليوم. |
| Onları gelir alır gece de geri getiririm. Ya da Belki yarın. | Open Subtitles | سآتي لآخذهم و أعيدهم الليلة ، أو ربما غداً |
| Bilirsin, düşünüyordum da Belki yarın arabayla gelirim, öğlen yemeğine çıkarız. | Open Subtitles | . . أتعلم , كنت أفكر أنه ربما غداً , يمكنني أن أعرج عليك و نتناول الغداء |
| Ama Belki yarın o şeyi uçurmayı deneyebiliriz? | Open Subtitles | لكن , ربما غداً , بأمكاننا أن نجعل ذلك الشئ يطير ؟ |
| Orasını bilemezsin. Belki yarın bir bongo grubu kurup dünya turuna çıkarım. | Open Subtitles | ربما، ربما لا، ربما غداً ابدء فرقة طبلة وأتجول حول العالم |
| Düşündüm de Belki yarın oralara gelip bir bakarım. | Open Subtitles | فكرت , ربما غداً سأتي إلى هناك وألقي نظرة |
| # Belki yarın, yolun sonunda # | Open Subtitles | ربما غداً, وفي نهاية رحلة بحثي, |
| Belki yarın o saçı keseriz, ne dersin Jack? | Open Subtitles | ربما غدا يمكننا قص هذا الشعر ما رأيك يا جاك ؟ |
| Ve bir gün, Belki yarın gece, belki bundan bin bir gece sonra, | Open Subtitles | و يوم ما ربما غدا ليلا ربما بعد 1011 ليله |
| Ben, şey Belki yarın sabah her şeye yeniden başlarız, tabii sen de istersen. | Open Subtitles | وأود أن، ربما غدا صباحا، تبدأ مرة أخرى، إذا هذا ما يرام. |
| Belki yarın kahvaltımı yatağıma getirirsin. Taze portakal suyuyla. | Open Subtitles | ربما غدا ستحضر لي الإفطار في السرير |
| Belki yarın bilmek istediklerimi bana söylersiniz. | Open Subtitles | ربما غدا ستخبرني بما أريد أن أعرف |
| Belki yarın tüylerimiz cansız bedenlerimizden dökülecek. | Open Subtitles | غداً ربما يُنتزع ريشنا عن أجسادنا الميتة ونكون مهروسين |
| Belki yarın da sen benimle çalışmak istersin. Uzak dur! Uzaklaş! | Open Subtitles | لَرُبَّمَا غداً يُمْكِنُ أَنْ تَعْملَ مَعي و تساعدُني في ان أَصْبُّ المؤسسات امشيأ صبحْ واضحاً أصبحْ واضحاً |
| - Joe meşgul. Belki yarın. | Open Subtitles | -انه مشغول ، ربنا غدا يا صديقي |
| Zaten öleceksin. Belki yarın, belki bir aya, belki bir yıla. | Open Subtitles | أنتم موتى, ربما غدًا أو بعد شهر أو ربما خلال سنة |
| Ve Belki yarın babalarımız tekrar birbirlerine karşı azılı düşman olabilirler. | Open Subtitles | . وربما غداً أبائنا فمن المُمكن ان يتحولو الأعداء . إلى أصدقاء |
| Belki yarın da onları eroinle tanıştırırsın. | Open Subtitles | لربّما غدا أنت يمكن أن قدّمهم إلى الهيروين. |
| Belki bugün değil, Belki yarın değil ama yakında Ve hayatımız boyunca | Open Subtitles | ربما ليس اليوم أو غداً , لكن قريباً ولبقية حياتنا |
| Belki yarın gece bir filme gidebilirdik. | Open Subtitles | ربما نستطيع ان نشاهد فيلم ليلة الغد ربما , اتصل بى |
| Pekala, bence bu bugün için bir vakit kaybı olabilir ama Belki yarın başka birilerinin işine yarayacak. | Open Subtitles | ربما اليوم تكون مضيعة للوقت و لكنها ربما تكون مفيدة لأحد ما في المستقبل |
| Belki yarın. | Open Subtitles | رُبّما غداً |