| İnsan kanıyla besleniyorlar ve hatta isterlerse insanları kontrol edebiliyorlar. | Open Subtitles | يتغذون على دم البشر ويمكنهم التحكم ذهنيًا بالناس إن شاؤوا. |
| Yani, zevk için besleniyorlar, ama bu durumda değil, yani arkalarında iz bırakacaklarsa beslenmiyorlar. | Open Subtitles | أعني , أنهم يتغذون للمتعة , لكن ليس بالحالة هذة , ليْس بِترك أثر خلفهم |
| Karidesler onlarla besleniyor ve bu balinalar da karidesle besleniyorlar. | Open Subtitles | الكريل يتغذى علي هذه الفيتوبلانكتون والحيتان بدورها تتغذى علي الكريل |
| Buzun içinde doğuruyorlar, ve buzun altında yaşayan Arktika morinalarıyla besleniyorlar. | TED | فهي تلد داخل الجليد وهي تتغذى على سمك القد في القطب الشمالي الذي يعيش اسفل الجليد |
| Hayır, gece gelip ineklerle beraber besleniyorlar. | Open Subtitles | على الأطلاق، أنهم يخرجون بالليل ويأكلون الأبقار |
| besleniyorlar, dönüştürüyorlar. Sonunda olay istilaya dönüyor. | Open Subtitles | يتغذّون ويتحوّلون وقريبًا ما تُمنون بغزوٍ كامل |
| Enkazin sagladigi radyasyonla besleniyorlar, ...geminin bütün gücünü emip, kendilerini yeniliyorlar. | Open Subtitles | إنهم يتغذون على الإشعاع الصادر من الحُطام وباستهلاكهم لكل طاقة السفينة يستعيدون أنفسهم |
| Ciddi olamazsınız. Radyasyonla besleniyorlar. | Open Subtitles | لا يمكن أن تكون جادًا إنهم يتغذون على الإشعاع |
| Akıllarında cenneti yaşatıp onlarla besleniyorlar. | Open Subtitles | و يخلقون السماء في عقولهم و من ثم يتغذون عليهم |
| Strigoi sokakta geziyor; hâlâ besleniyorlar ama kontrolsüz şekilde. | Open Subtitles | السترجوي يجوبون الشوارع، لا يزالو يتغذون لكن بلا غاية. |
| Buldukları şey bu kuşlar kışın sular çekilince yuva yapmaya başlıyorlar, çünkü bunlar dokunsal besleniyorlar, yani yedikleri şeye dokunmaları lazım. | TED | ما تم اكتشافه هو أن هذه الطيور تعشش بالماء في الشتاء وعند انسحاب الماء، ذلك لأنهم يتغذون عن طريق تحسس غذائهم، لذلك يجب عليهم لمس كل ما يأكلونه. |
| Bu yüzden yok oldular. Alglerle besleniyorlar. | Open Subtitles | لهذا اختفت انهم يتغذون على الطحالب |
| Morinalar orada çünkü kopepodlar ve amfipodlarla besleniyorlar. | TED | والتي بدورها تتغذى على ثنائيات الارجل والمجدفات |
| Toprağa karıştırdığımız biyokütle ile besleniyorlar, bu yüzden tek yapmaları gereken yemek ve çoğalmak. | TED | كما أنها تتغذى على الكتلة الحيوية التي خلطناها في التربة، بذلك يصبح كل عملها أن تتغذى وتتكاثر. |
| Yüzeyin 40 metre asagisinda, bu yilin bebek ringalari, yaz planktonlarinin sonuncusuyla besleniyorlar. | Open Subtitles | علي عمق أربعين متر تحت سطح الماء، تتغذى فراخ رنجة هذه السنة علي بقايا البلانكتون من الصيف الماضي. |
| Obur parazitlerdir ki şu anda senin üstünden besleniyorlar. | Open Subtitles | إنها جزيئات شرهة للمعلومات، و الآن هي تتغذى عليك أنت |
| Buradaki kartallar çoğunlukla kamplumbağalarla besleniyorlar. | Open Subtitles | تتغذى العقبان هنا على السلاحف على وجه الحصر تقريباً |
| Uyuyorlar, besleniyorlar hatta doğum yapıyorlar. | TED | ينامون ويأكلون ويمكنهم حتي الولادة. |
| Onlar New York da, yer yatağında uyuyup konserveyle besleniyorlar. | Open Subtitles | حين يكونون في " نيويورك " فهم ينامون على اغطية الأرضية ويأكلون المعلبات |
| besleniyorlar ya da sosyalleşiyorlardır. | Open Subtitles | يتغذّون أو يجتمعون |
| Yalnız bizimle besleniyorlar gibi görünüyor. | Open Subtitles | يبدو أنهم يتغذّون علينا |
| Sanırım bu bebekler büyü çekiciler ve korkarım senin kanından besleniyorlar. | Open Subtitles | أظن هاتين الطفلتين تمتصّان السحر، وأخشى أنّهما ربّما تتغذّيان على دمك. |