| Bu benim için yeni bir olay. Çiftçilerin ot içtiğini bilmezdim. | Open Subtitles | هذا جديد بالنسبة لي لم أكن أعرف أن المزارعين يدخنون المخدرات |
| Bir de beni düşünün. Sutyenin bu kadar işe yaradığını hiç bilmezdim. | Open Subtitles | تخيّلوا شعوري أنا، لم أكن أعرف أنّ صدرية المرأة تشدّ بحزم هكذا |
| Tuhaf. Neredeyse yeni 18 vitesli bisikletin 50 dolara alınabileceğini bilmezdim. | Open Subtitles | لم أكن أعلم أنه بامكانك الحصول على دراجة بـ 18 سرعة |
| Birini seni sevdiğim kadar sevmenin mümkün olduğunu sen doğmadan önce bilmezdim. | Open Subtitles | قبل ولادتك، لم أكن أعلم بأني سأحب شخصًا ما كما أحبكِ الآن |
| Çok güzel. Bay Bond'un babamı tanıdığını bilmezdim. | Open Subtitles | اولمبي أنا لم أعرف ان السيد بوند يعرف ابي |
| Pekala,seni bugün ilk kez dans ederken gördüm. Dansın böyle olabileceğini bilmezdim. | Open Subtitles | شاهدتُ رقصكِ لـأول مرة اليوم. لم أعلم ان الرقص سيكون بهذا الجمال.. |
| Bir kadında bu kadar su olduğunu bilmezdim. | Open Subtitles | لم اكن اعلم ان امرأه صغيره الحجم مثلها تمتلك ذلك القدر من المياه في جسمها |
| 2'ye, 3'e giderken cilt hastalığı ne demek onu bile bilmezdim. | TED | لم أكن أعرف ما هو ذلك المرض الجلدي في الصف الثاني أو الثالث |
| Katoliklerin kampta buluştuklarını bilmezdim. | Open Subtitles | لم أكن أعرف أن الكاثوليك يعقدون اجتماعات في الهواء الطلق. |
| Böyle ufak tefek şeyler biriktirdiğini hiç bilmezdim. | Open Subtitles | أنا لم أكن أعرف أنك جمعت كلتلكالتحفالصغيرةوأخفيتيها. |
| Avukatların bu kadar süslü olduğunu bilmezdim. | Open Subtitles | لم أكن أعرف أن المحاميات يحبن عروض الأزياء |
| Bazen sıtma hastalığına yakalanırdım ve bir sonraki öğünümüzün nereden geleceğini her zaman bilmezdim. | TED | كنت في بعض الأحيان أمرض بالملاريا ولم أكن أعلم كيف ستتوفر الوجبة التالية. |
| Her zaman kaygı, suçluluk ve utanç dolu olurdum ve sebebini bilmezdim. | TED | أصابني إحساس دائم بالقلق والشعور بالذنب والعار، ولم أكن أعلم لماذا. |
| Ama böyle yüksek ve taşlık bir dağın... ..bu kadar ağır bir bedeli olacağını bilmezdim. | Open Subtitles | و لكن لم أكن أعلم أن الجبال يمكن أن تكون بهذا الارتفاع أو بأنها مغطاة بالصخور بهذا الشكل |
| Ama senin bu kadar nankör ve gaddar olduğunu bilmezdim. | Open Subtitles | لكنني لم أكن أعلم بأنكِ ناكرة للجميل وعديمة الإنسانية |
| Göğüslere ilgi duyduğunu bilmezdim. Bacak sever sanırdım seni. | Open Subtitles | لم أعرف أنك تميل إلى النهود، حسبتك رجل سيقان |
| İnsanların böyle binalar inşa edebileceğini bilmezdim. | Open Subtitles | أنا لم أعرف أن الرجال يمكنهم أن يبنوا شيئاً مثل ذلك |
| Sanıkların yaşadıkları şehirleri bilmezdim... hayatları hakkında bir şey bilmezdim. | Open Subtitles | لم أعرف المدن ولم أقترب من حياة أحد أو شيء من هذا القبيل |
| Cenaze evindekilerin silah taşıması gerektiğini bilmezdim. | Open Subtitles | لم أعلم أنّ الحراس في البيوت الجنائزية يحتاجون لحمل أسلحة، |
| Telefonun suratıma kapatılmasının, bana kendimi bu kadar iyi hissettirebileceğini bilmezdim. | Open Subtitles | اللعنه يافتاة .. لم اكن اعلم انني ان كنت معلقا هكذا سيكون شعوري جيدا |
| Jack'in yanına taşınmadan önce yuvanın ne anlama geldiğini bilmezdim. | Open Subtitles | لم اعرف حقا اين كان بيتي و اين انتمي الى ان انتقلت للعيش مع جاك |
| Ben erkekler hakkında hiçbir şey bilmezdim. | Open Subtitles | فيما قبل, لم اكن اعرف رجالاً كنت اخشى منهم |
| Bu filmi izlemek istediğini bilmezdim. | Open Subtitles | لم اعلم انكما تريدان مشاهدة هذا الفيلم لقد كنت مهتما بهذا الفيلم من اسابيع مضت |
| Bunun ne olduğunu hiç bilmezdim. | Open Subtitles | سأكون صريحاً معكم. لم أعلم أبداً ماذا كان ذلك. |