| Geçen hafta Arizona Hükümet Binasında bir koltuk kazanan Athena Salman gibi insanlar. | TED | أُناس كـ أثينا سلمان، التي فازت مؤخراً بالحصول على مقعد في مجلس ولاية اريزونا. |
| Sana mekikte bir koltuk ayarlayacağımı söylesem? | Open Subtitles | ماذا إن اخبرتك أنه من الممكن أن احصل لك على مقعد في مكوك ؟ |
| Bir kaç insanın sığabileceği dev bir koltuk vardı. ve kısaca içinde harika zaman geçirmiştik. | TED | بها أريكة ضخمة، تسع لعدد جيد من الناس وقد استمتعنا بوقتنا في هذه |
| Haklısın, bu ofiste bir koltuk var ve bunu baştan beri biliyordun. | Open Subtitles | أنت على حق هذا المكتب فيه كرسي واحد فقط وعرفت ذلك دائماً منذ البداية |
| - Neden? Uzay gemisinde yalnızca senin için bir koltuk ayırdıklarından mı? | Open Subtitles | لأنهم يوفرون مقعد على متن سفينة صاروخية فقط لأجلكِ |
| Bu tür bir kimlik ve yüksek başarı ile, büyük farkla senatoda bir koltuk kaparsın. | Open Subtitles | مع نجاح كهذا، ومشاركة فعالة، ستحجزين مقعداً في مجلس الشيوخ، بسهولة تامة. |
| Bu sabah konseyde bir koltuk açılmıştır. | Open Subtitles | إذاً, فلتثقوا بها في هذا الصباح شغر مقعد في مجلس الحكم |
| Olivia Pope dünyanın en güçlü masasında seçilmesine yardım ettiği adamın yanında kendine bir koltuk edindi. | Open Subtitles | أوليفيا بوب في الواقع قد حصلت على مقعد في أقوى طاولة في العالم بجوار الرجل الذي ساعدته أن يكون المنتخب |
| 37.sırada ortalarda bir koltuk vardı. | Open Subtitles | هناك مقعد في الصف الــ37 ، على بعد من المنتصف |
| O masada bana bir koltuk verildi. | Open Subtitles | أنا أعطيت مقعد في تلك المنضدة. |
| Daha cellat size sağlamak için ve kendi kanında Charmed Ones boğmak için gerekli eğitim Masada bir koltuk. | Open Subtitles | لأوفر لك المزيد من الجلادين و التدريب الذي تحتاج إليه ... لتغرق المسحورات بدمائهم مقعد في الطاولة |
| Ben de gidip sizi gören bir koltuk bulayım? | Open Subtitles | انا سأخذ لي مقعد في الأمام حسناً ؟ |
| bir koltuk almama müsaade etmelisin. Sana bir koltuk alabilir miyim? | Open Subtitles | يجب أن تدعيني أبتاع لكِ أريكة هل يمكنني أن أبتاع لكِ واحدة؟ |
| Yenilemiyoruz. Sadece yeni bir koltuk aldık. Mor renkli. | Open Subtitles | لسنا نعيد التزيين، ولكننا إشترينا أريكة جديدة ارجوانية |
| Sadece net olmak istiyorum, bize yeni bir koltuk alırsın. | Open Subtitles | أريد أن أوضح لك هذا جيّداً: أنت ستشتري لنا أريكة جديدة |
| Tamam. 10 kişi için en az bir koltuk. | Open Subtitles | وعلى الأقل كرسي واحد لكل 10 أشخاص. |
| Bizi yıkmak ve herşeyi yeniden inşaa edip masada bir koltuk kapmak. | Open Subtitles | لتمزيقنا والقضاء علينا حتى يُمكنك بناءنا من جديد والحصول على مقعد على الطاولة |
| Tabii ya! Adama kelepçe takmak yerine Lordlar Kamarası'nda bir koltuk verebiliriz. | Open Subtitles | أجل، بدلاً من وضع ألأصفاد عليه نعطيه مقعداً في مجلس اللوردات |
| Bay Kaplumbağa için kavanoza ihtiyacım var, bu sayede otobüste onun için bir koltuk ayırtmama gerek kalmaz. | Open Subtitles | أحتاج الى المرطبان للسيد سلحفاة كي لا أبتاع له مقعداً على متن الحافلة |
| Evet ama bu müzikal bir koltuk... 24 saat boyunca müzik dinleyebilirsin nasıl dinlersin ki? | Open Subtitles | أجل , و لكنه كُرسي موسيقي يستمع الى الموسيقى 24 ساعة كيف سيستمع الي ؟ |
| Mümkünse yaslanılabilen, süet bir koltuk olsun. | Open Subtitles | ربما تستطيع توجيهنا إلى كرسي من جلد الضباء، وكامل الميزات، وبه خاصية الاستلقاء |