| Ben ölümden dönüyorum senin düşündüğün tek şeyse bir meyve ve aç karnın. | Open Subtitles | لقد جئتُ من وادي الموت ، وجلّ ما تفكّرين به هي معدتكِ ، قطعة من الفاكهة |
| bir meyve gibi çürüyüp gideceğini söyledi. | Open Subtitles | قال انه ستعمل تتعفن بعيدا مثل بعض قطعة من الفاكهة القديمة. |
| Elmalı içki yerine arada bir meyve ye. | Open Subtitles | فلتتناول قطعة فاكهة من حين لآخر إلى جانب مسكر التفاح |
| Russell Woodman için bir meyve sepeti! | Open Subtitles | سلة فاكهة من أجل راسل وودمان |
| Çok ilginç bir meyve. | Open Subtitles | هذه فاكه مثيره للاهتمام |
| Peki denizde bir gemide mahsur kalsaydık yiyecek olmasaydı ve ben lezzetli bir meyve olsaydım? | Open Subtitles | ومـاذا إن كنا نقف في سفينة واحدة في البحر ولم تجد شيئـا لتأكله وكنت أنا قطعة فاكهة لذيذة؟ |
| Ve herşeyden önemlisi tam bir meyve salatası yapmak. | Open Subtitles | وفوق كل هذا ... لخبطة كلية |
| Sizde nadir bir meyve olduğunu öğrendim. | Open Subtitles | علمت أنكم تملكون .. فاكهه نادره |
| cabucak curuyen bir meyve gibi. Oldukca cabuk. | Open Subtitles | قطعة من الفاكهة التي فسدت بشدة وبسرعة |
| Bu sadece bir meyve. | Open Subtitles | انها مجرد قطعة من الفاكهة. |
| Bu sadece bir meyve. | Open Subtitles | انها مجرد قطعة من الفاكهة. |
| Çok ilginç bir meyve. | Open Subtitles | هذه فاكه مثيره للاهتمام |
| Ve herşeyden önemlisi tam bir meyve salatası yapmak. | Open Subtitles | وفوق كل هذا ... لخبطة كلية |
| Bağırsağında bir meyve kesesi kadar delik oluşmuş. | Open Subtitles | لديها ثقب في احشائها بحجم صحن فاكهه |
| Yeni Dünya'dan bir meyve. | Open Subtitles | فاكهه من العالم الجديد شىء جديد |